4 Nisan - 11 Nisan 1999 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
   KİTAP
   SİNEMA
   MÜZİK
   ASTROGİZEM
   TAROT
   BRİÇ
   SATRANÇ
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI

10 parmağı piyanonun 88 tuşu üstünde
'Konserden önce elime bıçak almam'

Ali Eyüboğlu

Doçent Nihan Yapalı bir piyano virtüozu. Çalmaya beş yaşında başlamış. Şimdi amacı dünya çapında bir konser piyanisti olmak. İddialı. "İyi olduğumu biliyorum," diyor.

Bambaşka bir tuşe... Çok güzel ve çok parlak bir ses... Sahne hakimiyeti çok kuvvetli... Geleceği çok parlak...
Verdiği resital ve konserleri dinleyenlerin, onun hakkında yaptıkları yorumlar böyle. Müzikal geçmişi başarılarla dolu bir piyanist. 5 yaşında, annesi Prof. Meral Yapalı'nın hocalığında başladığı piyanonun, artık virtüozlarından biri. O Doç. Nihan Yapalı.
Yapalı orta öğrenimini, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve Alman Lisesi'nde tamamladı. Konservatuvarın lisans bölümünü pekiyi dereceyle bitirdikten sonra bir süre Doç. Pınar Yılancıoğlu ile çalıştı. Ardından Almanya'ya gidip, Prof. Vitaly Maigulis'in öğrencisi oldu. 1988'de IBM'in düzenlediği Ulusal Piyano Yarışması'nda birincilikle birlikte Prof. Necil Kazım Akses Özel Ödülü'nü kazandı. Prof. İrina Zaritzkaya'dan piyano dersleri aldı. Yüksek Lisans eğitimini ise Londra Kraliyet Müzik Koleji'nde tamamladı.
Prof. Ercivan Saydam ve Prof. Emel Çelebioğlu ile kontrpuan teori ve müzik analizleri çalışması yapan Doç. Yapalı, sadece Türkiye'de değil yurtdışında da birçok resital ve konser verdi.
Yapalı halen İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda öğretim üyesi. Çocuklara piyano öğretiyor. 28 yaşındaki öğretim üyesi "doçentlik" unvanını, 2 yıl önce "Beethoven'ın Sonatları" üzerine hazırladığı tez ve büyük jüri önünde Liszt, Beethoven ve Mozart'ın eserlerini çalarak verdiği sınavla kazandı.

* Şimdiki hedefiniz "Profesör piyanistlik" mi?
Hayır. Bulunduğum konumdan çok memnunum. Üniversitede öğretim üyeliği yapıyor, bunun yanı sıra konser çalışmalarımı da sürdürüyorum. Ama profesör olmak gibi bir idealim yok. Tek bir hayalim var: konser piyanistliği. Konsantre olduğum tek hedef bu. Piyanoya başladığım ilk gün de aynı şeyi hayal ediyordum. Bugün de idealim aynı. Dünya çapında bir konser piyanisti olmak istiyorum.

* Bunun için neler yapıyorsunuz?
Yurtdışında isim yapmanın yolu yarışmalardan geçiyor. Her yıl çeşitli yarışmalar düzenleniyor. Katılıp derece alırsanız, işiniz kolaylaşıyor. Konser piyanistliği konusunda önemli bir adım atmış oluyorsunuz. Menajerler gelip sizi buluyor. Çünkü onlar da kendilerine konserler için yeni solistler arıyor. Menajerler sizinle sözleşme yaparsa, konser piyanistliğine başlarsınız. Ben şimdi bu noktadayım. Bu yıl birkaç yarışmaya katılacağım. Bu yarışmalarda iyi dereceler elde edeceğime inanıyorum. Çünkü iyi olduğumu biliyorum.

* Hedefleriniz arasında albüm çıkarmak var mı?
Bir CD yapmayı düşünüyorum. Yurtdışında bir orkestrayla konçerto doldurmak da hedeflerimden biri. Sponsorlarla görüşmelerim sürüyor. Birkaç ay sonra bir albüm çıkaracağım.

* 5 yaşından beri piyano çalıyorsunuz. `Keman ve piyano gibi enstrümanlar, sürekli çalışmayı gerektirir,' derler. Her gün düzenli piyano çalmaya, çalışmaya devam ediyor musunuz?
Gayet tabii... Piyano çalmaya 5 yaşımda başladım. İlk başlarda günde 2 saat yeterli. Ama ilerledikçe günlük çalışma süresi de artıyor. Artık günde 4 - 5 saat piyano çalıyorum. Konser öncesinde günlük çalışma süreleri daha da artıyor. 8 - 10 saate çıkıyor. Çünkü çala çala tecrübe ediniyorsunuz.

* Çocukluğunuzun, gençliğinizin büyük bir bölümü piyano başında geçti. Zor değil mi? Anneniz ünlü bir piyano hocası olmasaydı, aynı direnci gösterebilir miydiniz?
Annem olmasaydı, benim için yaptığı planlar, organizasyonlar olmasaydı, bu yere gelemezdim herhalde... Sonuçta o beni planladı. Ben de bilmiyorum her gün niye bu kadar çalıyor, çalışıyorum diye. Espri bir yana, bu bir saplantı olmuş artık. Bundan sonra çalmadan durabileceğimi, vakit geçirebileceğimi sanmıyorum. Bu işle doğmuşuz sayılır. 5 yaşımdan beri 10 parmağım, piyanonun 88 tuşu üzerinde dolaşıyor.

* Bu kadar zor bir işi konservatuvarda öğrencilerinize öğretmeye çalışıyorsunuz. Onları nasıl konsantre ediyorsunuz?
O çok zor işte. Elimden geldiği kadar bu işin ne kadar zor olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Ama sonuçta hepsi çocuk. Esas; annenin - babanın anlaması gerekiyor bunu. Burada iş veliye düşüyor. Onların çocuklarını yönlendirmesi lazım.

* Sizin gibi virtüoz olan bir piyanist için parmaklar çok önemli. Parmaklarınızın sakatlanmaması için özel bir koruma yönteminiz var mı?
Yanlış bir teknikle çalışmışsanız, tendonlarınızda bir rahatsızlık olabilir. Bazı piyanistler bu rahatsızlıklardan şikayetçi oluyor. Kolları çok çabuk yoruluyor. Ağrı, sızı başlıyor. Veya fazla zorlarsanız, adalelerde zedelenme olabiliyor. Bir de her gün düzenli çalışmayıp, biraz aksattıktan sonra yüklenirseniz, hafif bir ağrı - sızı oluyor, o kadar. Bizde futbolculardaki gibi ciddi sakatlanmalar olmaz. Ama özellikle konserlerden önce mutfak işiyle, bıçakla falan uğraşmamak lazım. Bir tarafınızı kesmemek için...

* Parmaklarınız sigortalı mı?
Değil ama yaptırmak lazım.

* Her gün evde olup, günde 4 - 5 saat piyano çalışmak durumunda kalmak sizi sıkmıyor mu?
Sıkılınca kendimi mutfağa atıyor, bir şeyler atıştırıyorum. Sonra o kalorileri yakmak için spor yapıyorum.

© 1999 Milliyet