6 Haziran - 13 Haziran 1999 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
   KİTAP
   SİNEMA
   MÜZİK
   ASTROGİZEM
   TAROT
   BRİÇ
   SATRANÇ
   G. PAZAR ARŞİV
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI

SPOR YAZARLARI CİDDİYE ALMIYOR

Cim Bom'un filozofu

Mefaret Aktaş

Galatasaray'ın iki üniversite bitirmiş, felsefe okuyan bir kaleci antrenörü var. Fatih Terim'in yardımcısı, eski kaleci Eser Özaltındere bir yandan Taffarel'i çalıştırıyor, bir yandan da Kant okuyup Sabbetaycılık tarihini araştırıyor.

Galatasaray şampiyon oldu. Fatih Terim ve futbolcuları sürekli gözönünde. Ama televizyon ve gazetelerde ismine ve cismine pek fazla rastlamadığımız biri var ki, onun da başarıdaki payı büyük. Galatasaray'da 1978 ile 1984 yılları arasında file bekçiliği yapan Eser Özaltındere... O bugünlerde Galatasaray'ın kaleci antrenörü ve Fatih Terim'in yardımcısı. Felsefe ve işletme dallarında iki üniversite bitirmiş, şık, yakışıklı ve çok da akıllı bir adam!

  • Art arda iki üniversiteye gidip bir yandan da futbol oynamak zor mu?
    Gençlerbirliği'nde oynarken Ankara İktisadi İdari Bilimler Akademisi'ne girdim. Ama o sırada Adanademirspor'a transfer oldum, okula sınavdan sınava gitmeye başladım. Okul uzadı. Ligler bittiğinde herkes tatil yaparken ben ders çalışıyordum. İkinci üniversiteye Galatasaray'a transfer olduktan sonra girdim.

  • Hem de felsefe okudunuz. Neden felsefe?
    Evet, İstanbul Üniversitesi'nde Felsefe Tarihi Bölümü'ne girdim. O zamanlar toplumsal hareketler çok yoğundu. Şiddeti kesinlikle onaylamıyorum ama heyecan vardı hepimizde. İnsan ilişkilerinde, siyasal sistemde doğruyu bulma peşindeydik. Sorunları çözebilmek için felsefe okumak gerekli diye düşündüm. Bir de, futbol oynarken zamanınız kamplarda geçtiğinden çok boş vaktiniz oluyor. O zamanı okuyarak değerlendirmek istedim.

  • Metin, Ali, Feyyaz gibi eğitimli futbolcular hep birlikte görünürlerdi. Siz takım arkadaşlarınızın yanında yalnızlık hissettiniz mi?
    Çok yalnızlık çektim. Ama bu ülkede düşünen insan hep yalnızlık, yabancılık çeker. Kendimi diğerlerinden soyutlamadım. Yalnız soyut düşünce dünyasında yaşayamazsın, ayaklarının yere basması gerek.

  • Futbolcular hep futboldan, kadından, paradan konuşur derler, öyle mi?
    Futbolumuzun böyle bir gerçeği var tabii. Futbolu seçenler varoşlardan geliyor genellikle. Eğitimi ikinci plana atan, tek dünyası futbol olan gençler... Futbol özledikleri şöhretli, lüks ve güzel kızlarla dolu yaşama ulaşmanın tek yolu. Okumanın öneminin farkına varmıyorlar.

  • Eğitimli bir futbolcu ve hoca olarak spor yazarlarına bakışınız da farklı oluyor tabii...
    Kesinlikle. Bence bu ülkede spor yazarlığı ya magazin gibi ya da ego tatmini için yapılıyor. Bu yazarların futbola katkıları olduğunu düşünmüyorum. Ne yazık ki çoğunun böyle bir kaygısı da yok zaten.

  • Siz hiç yazmayı düşündünüz mü?
    Bir sol gazetede kısa bir süre yazmıştım. Ben bu işi objektif olarak yapacağım için gazetelerin isteyeceğini sanmam.

  • Futbolcuyken Galatasaray'dan gönderilmeniz sol görüşlerinize bağlanır. Doğru mu bu?
    Hiçbir zaman radikal sol görüşe sahip olmadım. Sosyal demokrattım ben. Takımdan çıkarılmamın nedeninin bu olduğunu sanmıyorum. Belki o dönemde yönetim kurulunda benden hoşlanmayan yöneticiler vardır. İkinci bir etken olmuşlardır. Ama gerçek neden sakatlığımdı bence.

  • Hala felsefeyle ilgileniyor musunuz?
    Pek vaktim olmuyor. Hem genç takımla hem A takımıyla uğraşıyoruz. Yükümüz ağır. Daha hafif kitaplarla ilgileniyorum.

  • Ne gibi?
    Bugünlerde Sabbetaycılık üzerine bir kitap okuyorum, ondan önce de Mısır Prensi Musa'yı okudum.

  • Çok hafifmiş! Yaşam felsefenize en çok hangi akımın etkisi oldu?
    Bir sistemden ziyade, Alman filozof Immanuel Kant'ın ahlak felsefesi etkiledi. İnsanların davranışlarının arkasındaki kalıcı nedenleri arayan bu felsefe tam bana göreydi. Nicolai Hartmann'ın varlık felsefesinden de çok etkilendim.

  • Türkiye'de en çok ne rahatsız ediyor sizi?
    Üretene, düşünene değer verilmiyor bu ülkede. Hep spekülatörler önemseniyor. Çalanlar, çırpanlar, şiddet kullananlar, güç tutkusuyla yaşayanlar...

  • Taffarel dünya şampiyonluğu görmüş, Türk kalecilerinin hiç ulaşamadığı başarılara ortak olmuş bir kaleci. Onu çalıştırmak nasıl bir duygu?
    Taffarel kuşkusuz dünyanın en iyi kalecilerinden... Ama onun da, kaleciliğini çok etkilemese de, eksikleri var.

  • Genç kalecileri mi yoksa Taffarel'i mi çalıştırmak daha zevkli?
    Taffarel çok nevi şahsına münhasır biri. Onunla çalışmak çok zevkli. Genç kalecilerle çalışmanın da zorlukları var. Ergenlik döneminde inişleri çıkışları sert oluyor. Bir şey öğrettim sanıyorsunuz, 1 hafta sonra bakıyorsunuz her şeyi unutmuş, burnunun dikine gidiyor. Sinirleniyorsunuz tabii. Bu arada ahlak ve profesyonellik de aşılamanız gerek. "Bir genç yaratmak" zor ve yıpratıcı. Ama daha zevkli...

  • Bugünlerde televizyonlarda sürekli şampiyonluk kutlamalarını gösteriyorlar. Böyle bar eğlencelerine falan katıldığınızda eğleniyor musunuz?
    Bazen gitmek zorunda kalıyorsunuz. Gerekli çünkü. O zaman eğlenebildiğim kadar eğleniyorum. Ama gitmek için özel bir çaba sarf etmiyorum. Benim kendime göre bir yaşam tarzım var.

  • Türkiye'de en çok beğendiğiniz kaleci kim?
    Fevzi'yi çok beğeniyorum.

    Kimdir?
    Eser Özaltındere 1954 Ankara doğumlu. İlk kez 1968'de Artvin'de futbol oynamaya başladı. Sonra Gençlerbirliği ve Adanademirspor'da kalecilik yaptı. 1978 - 84 yıllarında Galatasaray'da oynadıktan sonra sakatlandı ve zamanın teknik direktörü İviç'in verdiği rapor doğrultusunda takımdan çıkarıldı. Daha sonra Sakaryaspor, 2. Lig takımı Üsküdar Anadolu, Yalovaspor, Feriköyspor ve Galata'da oynadıktan sonra futbolculuğu bıraktı. Uzun zamandır Galatasaray'da kaleci antrenörlüğü yapıyor.

  • © 1999 Milliyet