22 Ağustos 1999 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
   SİNEMA
   MÜZİK
   ASTROGİZEM
   TAROT
   BRİÇ
   SATRANÇ
   G. PAZAR ARŞİV
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI

MÜZİK

GRUP YORUM'DAN KOPAN HİLMİ YARAYICI SOLO ALBÜM ÇIKARDI
Sahnede tek başına

Ayüzü / Efkan Kula


YENİ ALBÜMLER


Kudret Kurtcebe
(Şizofren / Ada Müzik)
"Şizofren" Yaşar Kurt'un ilk albümünü hatırlatıyor. Onun gibi tüm şarkıları Kudret Kurtcebe de tek gitarla söylüyor. Albümdeki tüm beste ve sözler Kurtcebe'ye ait. Ayrıca şehir yaşamı, sosyalizm, para, alternatif gibi başlıklar belirleyip, "Tüm uluslar sabıkalıdır," demiş. Bu çizgide dinleyenlere sosyal mesajlar veriyor. Kurtcebe insanın üstünde Yaşar Kurt gibi bir etki bırakmıyor ama dinlenir bir albüm yapmış. Kapak tasarımı da albüm adı gibi dikkat çekici...


Djivan Gasparyan
(Ask Me No Question / Equinox Müzik)
Equinox Müzik yeni bir şirket... Traditional Crossroads adlı Amerikan firmasının albümlerini dağıtıyor. İlk yayınlanan seride Djivan Gasparyan'ın da iki albümü bulunuyor. Elimizde "Ask Me No Question" var ama Gasparyan'ın "Apricots From Eden" adlı diğer albümünü de edinebilirsiniz. İki albümde de Gasparyan'ın üflemeli enstrümanı ile çaldığı ezgiler çok tanıdık. "Erzerum Dances" ve "Halay" ikinci albümdeki bazı şarkıların isimleri.


The Chemical Brothers
(Surrender / EMI - Kent)
The Chemical Brothers bu aralar en çok konuşulan gruplardan biri. Yeni albüm "Surrender" çıkar çıkmaz adına partiler düzenlendi, kutlamalar yapıldı. Peki tüm bunlara değdi mi? Hayır... Albümün çıkmadan önce modern müzikler ve rock karışımı bir şey olduğu söyleniyordu. Gerçekten de böyle bir çabayı dikkatle dinleyince fark edebiliyorsunuz. Ama sonuçta bir şey keşfetmiyorsunuz. Bu da ilginizi dağıtıyor, canınız başka şeyler dinlemek istiyor. Gene de insanların ne dinlediğini merak ediyorsanız, siz bilirsiniz.

Grup Yorum'un eski elemanı Hilmi Yarayıcı "Sürgün" adlı bir albüm çıkardı. Yarayıcı, hala Yorum'la konserler veriyor, eski heyecanını da duyuyor ama solo albümünde hiç politika yapmıyor.

Hilmi Yarayıcı'nın ismi neredeyse Grup Yorum'la özdeşleşmiştir. Yorum'da çalanlar arasında en çok onun ismi hatırlanır. Zaten hala albümlerde şarkı söylüyor. Yarayıcı, Türkiye'nin en politik topluluğundan çıkmış biri olmasına rağmen artık hiç siyasal mesaj vermiyor, kendisiyle bu farkın nedenini ve yeni müziğini konuştuk.

  • Grup Yorum'un eski bir elemanısınız. Yorum politik bir grup, ama sizin bu albümünüzde hiç siyaset yok. Niye bu kadar fark var?
    "Sürgün" farklı oldu. Politik anlamda söyleyeceğim farklı bir şey yok. Zaten olsaydı, Yorum'dan ayrılmazdım. Ayrılmamın nedeni siyasal düşünceler değil. Aynı düşüncelere saygı duyuyorum ve savunuyorum, ama müzikal olarak farklı şeyler yapmak istedim. '86'dan beri Fuat Saka'yı izliyorum. Ondan çok etkilendim. Bir de buna İTÜ Konservatuvar mezunu olmam da eklenince, türkülerle biraz daha yoğunlaştım. Ayrıca müzik öğretmenliği yapıyorum. Edindiğim birikimi kullanmak istedim.

  • Ayrılış nedeniniz yalnızca müzikal olarak değişik şeyler yapmak mıydı?
    Açıkçası Yorum'da olmak biraz zor. Böyle bir mücadeleyi kaldırmak çok ağır. Ben kaldıramadım. Fedakarlık istiyor. Bedelleri var. '92 sonuna kadar bu bedelleri ödemeye çalıştım. Belki feodal bağlarımdan kaynaklanıyor ama aileme zarar gelmesinden korktuğum ve gene onları üzmek istemediğimden ayrıldım. Ama desteğim ve yardımlarım hala sürüyor. Her albümde şarkı söylüyorum. Onlar da bana teşekkür ediyor.

  • "Sürgün"ün sizin için önemi nedir?
    Bu yıllardır yapmak istediğim bir proje. Herkes türküleri yeniden düzenleyip söylüyor diyeceksiniz, olsun bir de ben yaptım. Yapılan halk müziği kasetlerinin çok klasik bir düzenleme ve yorum anlayışı var. Hepsinde baştan sona kadar bir melankoli... Ben buna karşıyım çünkü bunalıyorum. Albümde bunu kırmaya çalıştım. "Sürgün"de bir İran, iki de Ermeni halk şarkısı var. Fikret Kızılok'un bir parçasını söyledim. Sadece halk müziği yapmıyorum. Çünkü son 30 yıldır, halk müziğine dair bazı şeyler geçerliliğini yitirdi.

  • Arkadaşlarınız ve eski dinleyiciniz albümü nasıl buldu?
    Parçaların seçimini, sesimi ve yorumumu beğenmişler. Politik olmaması nedeniyle eleştiriler gelir diye bekliyordum. Ama gelmedi çünkü insanlar beni bu şekilde kabul etti. Ya da etmeli. Bazı arkadaşlar "Acaba Hilmi farklı şeyler söyler mi," diye merak ettiler. Grup Yorum benim için bir okuldu. Siyasal düşüncelerimi olgunlaştırdı, bir kişilik kazandım. O dönemi hep gururla ifade ediyorum.

  • Peki onlarla aranızda herhangi bir küskünlük var mı?
    Mücadele zorla dayatılan bir olay değil, ben bilinçli bir tercih yaptım. Gruba girince neler olabileceğini biliyordum ama bir yere kadar. Onlar da zaten küsmedi, kızmadı. Hala birlikte konserler veriyoruz.

  • Grup Yorum'un giderek sertleşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
    Bu gelişimi doğal karşılamak lazım, çok fazla şey yaşandı ve onlara uygun kasetler yapıldı. Böyle bir müzik yapmak bir şeyleri ifade etmek anlamına gelir. Grup Yorum kendi bakış açısıyla ifade ediyor. Bugün geldiğimiz noktada daha politik şeyler anlatmasının nedeni bu ülkede yaşananlardan kaynaklanıyor. Düşüncenin kısıtlanmasına, çetelere karşı çıkmak lazım... Müzik alanında bunlara tek karşı çıkan da Grup Yorum'dur.

  • Ödediğiniz bedel hayatınızı nasıl etkiledi?
    Gittiğiniz her ortamda size farklı bakıyorlar. Gözaltına alınmalar insanda derin izler bırakıyor. Benim psikolojim değişmedi ve çok etkilenmedim. Bundan sonra nasıl bir hal alır, bilmiyorum.

  • Hala Yorum'la konser veriyoruz dediniz, peki eski heyecanınızı duyuyor musunuz?
    Heyecanlanmamak mümkün değil, gönül birlikteliği burada çıkıyor. Eski yaşadıklarım geliyor aklıma; gururlandırıyor, etkiliyor beni. O coşkuyu yeniden yaşamak güzel oluyor.



    Yeraltında son durum
    İstanbul'da "underground" piyasayı yıllardır Akmar Pasajı belirler. Artık yeni tarzlarla birlikte bu piyasa iyice canlandı. İşte en çok dinlenen gruplardan bazıları...

    Metal müziğin "doom", "gothic", "black" gibi birçok türü çıktı. Bu tarz albümler dünyada metalin yeni çehresini oluştururken, bizde "underground" piyasayı belirliyor. Ama "underground" olduğuna bakmayın, herkes bunları dinliyor ve konuşuyor. İsveçli black metal grubu Samael'in geçen yılki Türkiye konseri bu kitleyi görmek için yeterli oldu.
    Yeni türlerde enstrümanlar sadece gitar ve davulla sınırlı değil. Keman, çello, arp, obua gibi aletler de ana enstrüman olarak kullanılıyor. Kapak tasarımları birbirini andırıyor; genelde ilginç ilüstrasyonlar kullanıyorlar. Grup isimleri öyle bir yazılıyor ki, okumakta zorlanılıyor. Eskiden altı kişilik rock grubu olunca dikkat çekerdi. Şimdi ise eleman sayısında sınırlama yok. Bazı gruplar otuz kişi oluyor, bazılarında ise tüm işi iki, hatta bazen bir kişi yapıyor. Örneğin Alman grup Haggard tam otuz iki kişi... "And Thou Shalt Trust... The Seer" adlı ilk albümlerinde klasik müziği metalle birleştirmişler. Grupta altı bas, on bir soprano, üç tenor bulunuyor. İskandinavyalı Burzum, grup diye anılsa da sadece bir kişi...
    Underground piyasa yıllardır Akmar Pasajı çevresinde döner. Pasajda son fiyatlar şöyle: Eğer istediğiniz albümü kasete çektirirseniz 1 milyon 500 bin, CD'sini almak isterseniz de 5 - 6.5 milyon gibi bir para ödüyorsunuz. Bugünlerde en çok İngiliz gothic - doom metal topluluğu Anathema satıyor. Özellikle de son albümü "Judgement 1999"... Ayrıca progressive - hard rock grubu Shadow Gallery de en çok konuşulan topluluklar arasında bulunuyor. King Diamond'ın diğer projesi Mercyful Fate de, bu piyasanın yıllardır en düzenli takip edilen grubu.
    Senfonik black metal yapan Norveçli grup In The Woods, "Pagan Prosterity" albümü ile Old Man's Child yine bu aralar en çok satan metal albümleri arasında gösterilebilir. Başta bahsettiğimiz Haggard gibi bir başka ilginç grup da Empyrium"... O da iki kişiden oluşan bir Alman topluluğu. Tarzı black metal ama müziğinde ağır bir melankoli var. İki kişiden biri vokal yapıyor, gitar, bas ve davul çalıyor. Diğeri ise yan flüt, çello, piyano ve klavye kullanıyor. Yine black metalin en popüler grubu Cradle Of Filth'in albümleri her zaman ön sıralarda... "Viking metal" olarak nitelendirilen Unleashed'in "Warrior" ve "Victory" isimli albümleri neredeyse herkes tarafından edinildi. Portekizli gothic metal topluluğu Heaven Wood'un "Swallow" isimli albümü piyasanın en iyilerinden...

  • © 1999 Milliyet