31 Ekim 1999 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
   SİNEMA
   MÜZİK
   ASTROGİZEM
   TAROT
   BRİÇ
   SATRANÇ
   G. PAZAR ARŞİV
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI

EMEL OTURURKEN KAMERA ARKASI PANİĞE KAPILIYOR
Canlı yayına heyecan getirdi

Sibel Arna

Sanat dünyasının haşarı kızı, magazin basınının hovardası Emel Müftüoğlu, Kanal D'de "Emel İçgüdü" adlı bir programa başladı. Haftanın dört günü canlı olarak yayımlanan programda Emel tüm marifetlerini sergiliyor.

  • Yeni bir programa başladınız. Hazırlık aşamalarını biraz anlatır mısınız?
    Yıllardır bir sürü kanaldan çeşitli teklifler alıyordum. Dizi, program, yarışma gibi. Kanal D'nin getirdiği proje ve şu anda birlikte çalıştığım ekip bana çok uyuyordu. Ben de evet dedim.

  • "Emel İçgüdü" ismini kim buldu?
    Tabii bir sürü isim düşünüldü. Fakat "Emel İçgüdü", programın yönetmeni Oğuz Koloğlu ve yapımcısı Tayfun Güneyer'nin fikriydi. İlk duyduğumda hemen atladım ve tamamdır dedim.

  • Peki Kanal D bu programı yapmak için neden sizi seçti. Bu dışarıda çizdiğiniz profille alakalı değil mi?
    Beni konuk olduğum programlarda gösterdiğim perfomansla tanıyorlardı. Bu performansa bir de günlük hayattaki rahatlığımı eklemiş ve karar vermişler.

  • Öğlen kuşağından memnun musunuz?
    Çok memnunum. Çünkü bu benim için çok yeni bir şey. Canlı yayın çok zor. Heyecanlı ve gergin bir şey. Ben bu işin okuluna gitmedim, programda zamanla pişmem gerekiyor. Şimdiye kadar dört program yaptık ve ben dört programdır sabahlara kadar uyumuyorum. Çok heyecanlanıyorum. Çok dobra ve dangıl dungul konuşan biriyim. Bu beni çok tedirgin ediyor. Hata yapmaktan çok korkuyorum.

  • Stüdyoda seyirci olması sizin için avantaj mı?
    Kesinlikle. Onların gülen yüzü beni rahatlatıyor.

  • İlk programda çok derin yırtmaçlı bir etek giymiştiniz. Program boyunca da bacaklarınızı kapattınız.
    O elbise bana son anda geldi. Yırtmacı çok derindi ama mecburen giydim. Erkek çocuğu gibi büyütüldüğüm için doğru dürüst oturmasını pek beceremiyorum. Sürekli ikaz alıyorum. Hanım hanımcık olmak benim işim değil. Zarafet bir insanda ya vardır ya yoktur. Benim böyle bir zarafetim yok. Yönetmenime, bana rahat kıyafetler giydirin, siz de rahat edin, diyorum. Çünkü ben otururken kamera arkası tamamen panik oluyor. Eyvah, açtı bacaklarını bir yerleri gözükecek diye kalpleri çarpıyor.

  • Gece hayatını seviyorsunuz. Sizi arkadaşlarınızın sahneye çıktığı mekanlarda sık sık görüyoruz. Şimdi program başladı. Gece çıkmalarında azalma oldu mu?
    Daha az çıkıyorum. Ama uykuya çok fazla düşkün değilim. Günde dört saat uyku bile bana yeter. Zaten genellikle hafta sonları çıkıyorum. Zaten zorlanarak evden çıkan biriyim. Arkadaşlarım zorlamasa yılın 365 günü evde oturabilirim. Deste deste kasetlerim var. Seyretmediğim film kalmamıştır. Evde olduğum süre içinde bir gecede üç dört filmi rahatlıkla izlerim. Evime arkadaşlarımın gelmesini ve onlarla vakit geçirmeyi çok severim. Ama eğer gece dışarı çıkmışsam gittiğim yerde de çok eğlenirim. O ayrı.

  • Evet, çok eğleniyorsunuz. Çok da rahatsınız. Yanınızdakinin kadın ya da erkek olması pek önemli değil. Davranışlarınız, samimiyetiniz hep aynı. Bu yüzden magazin basını bir ara çok üstünüze geldi.
    En iyi arkadaşımı sevgilim diye yazdılar. Benim çok fazla erkek arkadaşım vardır. Hepsi evime girip çıkan insanlar. Ertesi günlerde ben, gerçek sevgilim ve onların sevgilim diye yazdığı arkadaşım aynı masada oturabiliyoruz. O zaman çok kötü bir tablo çıkıyor ortaya. Ama bunlara pek takılmıyorum. Ben kendime karşı hesap vermek zorundayım. Onlar yanlış anlıyor ve yanlış yazıyor diye rahatlığımı kısıtlayacak bir şey yapmak istemiyorum. Böyle şeyleri göğüsleyebiliyorum. Ama bazen birlikte olduğum insanın kaldıramadığı oluyor. Mesela benim şu anda birlikte olduğum insan bu piyasadan değil ve böyle şeyleri kaldıramadığı oluyor. Bir sürü tartışma çıkıyor boşu boşuna.

  • Evliliğe nasıl bakıyorsunuz?
    İlişkilerimi uzun süreli ve evli gibi yaşıyorum. Gidip imza atmak baskı gibi geliyor bana. Böyle kendimi daha rahat güvenli hissediyor, sürekli dul damgası yemekten kurtuluyorum. İkide bir evlenip boşanıyor demesinler bari.

  • Kızınız nasıl? Onunla aranız nasıl?
    Biz bir evde büyüyen iki insanız. Çok arkadaş gibiyiz. Hatta bazen fazla arkadaşız. O bazen anne gibi bir anne bekliyor. Ben bakkala bile giderken merak eden annelerden değilim. Kendi ayakları üzerinde durabilmesini istiyorum. Herhangi bir şeye bağımlı olarak yaşamamasını istiyorum. Benim hayata bakışım da bu zaten.

    Fotoğraflar: Mustafa Seven

  • © 1999 Milliyet