|
Her koşulda macera
Otokolik / Levent Köprülü
Yol tutuş, çekiş, konfor ve performans konularında gözden geçirilen yeni Discovery parmak ısırtıyor.
Çocukken ayağımıza bot giydiğimiz zaman, kendimizi olmadık şeyler yaparken bulurduk. Tüm suların göbeğine basardık, en balçık çamurlara girerdik, en derin karlarda yürür, sonra da aynı botlarla hiçbir şey olmamış gibi normal yoldan evimize dönerdik. Anne ve babamız çok kızsa da, o çok güvendiğimiz botlarla aynı şeyleri yine yapmaktan çekinmezdik.
İşte, yaklaşık 50 yılı aşkın bir süredir arazi araçları konusunda adeta bir yaşam tarzı yaratan İngiliz Land Rover'ın 21. yüzyıla hazırladığı yeni "Discovery" de, kullandığımızda bize bu hissi uyandırdı. İlk kez 1989 yılında piyasaya sunulan ve Alan Mobberly başkanlığındaki bir grup mühendis tarafından tasarlanan "Discovery", hafif bir makyaja uğrayıp, "parmak ısırtacak" özelliklere bürünmüş. Dışarıdan fark edilmeyen bu yeni özellikler ise, aracın yol tutuş, çekiş, konfor ve performans konularında gerçekleşmiş.
Gerek otoyolda, gerekse de off - road parkurunda denediğimiz yeni Discovery, sürücüsüne her türlü tadı vermek amacıyla geliştirilmiş. Araca yerleştirilen ve SLS adı verilen süspansiyon ayarlama sistemi, otoyolda gidiş sırasında sağa sola yatmaları en az seviyeye getirmiş. Aynı zamanda off - road parkurunda da kullanılabilen, gerektiğinde aracın yerden 60 mm. yükselmesini de sağlayan sistem, hava körüklü süspansiyon sistemiyle oldukça hoş bir konfor da sağlıyor. Yol tutuşla ilgili diğer yenilik ise Aktif Viraj Artırıcı (ACE). SLS ile bir arada çalışan bu sistem, virajlara sert girildiğinde yine aracın savrulmasını ve yana yatmasını önlüyor.
Discovery'nin arazideki kabiliyetini artıran yenilikler ise, dört tekerleğe hükmeden Elektronik Çekiş Kontrol Sistemi (ETC), yokuş inişlerinde kullanılan (HDC) ve Elektronik Fren Dağıtıcısı (EBD). ETC sayesinde araç, arazide bir yokuşu birinci viteste ve hiç gaza basmaksızın güvenle tırmanabilirken, yokuş aşağı inerken, özellikle çamurlu bölgelerde tekerleklerin dönüş hızını elektronik olarak ayarlayabiliyor. Bu da kaymaların önüne geçiyor. EBD ise, eğime ve zemine göre tekerleklerin fren dozunu elektronik olarak ayarlarken, düz bir yolda, fren sırasında aracın öne bariz bir şekilde eğilmesini önlüyor. Yani kimse size, "Amma sert fren yapıyorsun!" diye bağırmaya fırsat bulamıyor.
Performansa gelince. Hali hazırda kullanılan sekiz silindirli 3950 cc.'lik benzinli motora ilaveten, "Storm" adı verilen ve en son teknolojiye sahip 5 silindirli bir Turbo Diesel motor da seçenekler arasında sokulmuş. Düşük devirlerde bile oldukça iyi bir çekiş gücüne sahip bu motor, arazide harikalar yaratıyor. Hem ekonomiye hem de performansa sahip 101.5 beygirlik bu motor, bakım periyodlarının da uzun olması nedeniyle bu bakımdan da büyük avantaj sağlıyor.
Tüm bunlarla birlikte oldukça iyi bir ses düzeni, havalandırma sistemi, sürücüyü yormayan koltukları, hırsızlığa karşı artırılan güvenlik önlemleri, her koşulda (tıpkı botlarımızla olduğu gibi) maceraya atılmak isteyen "büyükler" için düşünülmüş diğer ayrıntılar.
Mr. Bean fena tosladı!
Tüm dünyada kahkaha fırtınası estiren "Mr. Bean" tiplemesiyle, büyük ün yapan komedyen Rowan Atkinson, aynı zamanda İngiltere'nin sayılı yarış otomobili koleksiyoncularından biridir. Garajında milyonlarca sterlinlik otomobiller bulunduran Atkinson, geçtiğimiz günlerde koleksiyonundaki nadide parçalardan biriyle ciddi bir kaza geçirdi. Sınırlı sayıda üretilen ve 650 bin sterlin (yaklaşık 500 milyar lira) değerindeki McLaren F1'iyle otoyolda bir başka araca çarpan Atkinson, kazadan yara almadan kurtulmuş. Ancak, iki yıl önce, "Mr. Bean" filminin başarısı nedeniyle "kendisine ödül olarak" aldığı araç tanınmaz hale gelmiş. Eh, Mr. Bean'in suratının halini düşünmeye gerek var mı?
Hızlı, daha hızlı...
Dünyanın sayılı spor otomobil üreticilerinden Lamborghini, şimdiye kadar ürettiği "en hızlı" modelini piyasaya sürmeye hazırlanıyor: Diablo GT. 575 beygir güç veren, 6 litrelik, 12 silindirli bir motora sahip olan Diablo GT, 0'dan 100 km.'ye 3.5 saniyede çıkmayı başarıyor. Ortalama 340 km. sürate ulaşabilen Diablo GT, kullanıcısını adeta şeytanla dans ettiriyor. İç kısmı oldukça lüks döşenen, dışı ise insanı kendinden geçiren bir dizayna sahip aracın fiyatı ise 207 bin sterlin (163 milyar lira) civarında...
|