14 Kasım 1999 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
   SİNEMA
   MÜZİK
   ASTROGİZEM
   TAROT
   BRİÇ
   SATRANÇ
   G. PAZAR ARŞİV
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI

EGE'NİN MAVİLİKLERİNDE ORTAÇAĞI YAŞAYAN AYNAROZ YARIMADASI
Gülün adı, Meryem Bahçesi'nde

Dursun Özden

Her şey adeta "Gülün Adı" romanındaki ya da filmindeki gibi. Zaman sanki donup kalmış. Aynaroz'da ya da özgün adıyla Meryem Bahçesi'nde güneş, hala bir 15. yüzyıl dünyası üzerinde doğup batıyor.

Umberto Eco'nun "Gülün Adı" kitabını ya da ondan uyarlanan filmi anımsıyor musunuz? Oradaki ortaçağ manastırında, her gündelik işi, papazlar kendileri yaparlardı.
Aynaroz'daki manastırlarda da öyle... "Gülün Adı"nda, zaman ortaçağ idi. Oysa Aynaroz ya da özgün adıyla Agion Oros'ta (Meryem Bahçesi) zaman, bugünkü zaman. Ama her şey 15. yüzyıldaki gibi.

Osmanlı'dan imtiyazlı
Bir elin parmakları misali, Ege Denizi'ne uzanan üç yarımadadan birincisi olan Aynaroz, Yunanistan sınırları içinde olmasına rağmen, "özerk" bir 'Ortodoks Ruhani Cumhuriyeti'. Osmanlı'nın verdiği bu imtiyazı, 1927'de Yunanistan da onaylamış ve bugün, iki bin yedi yüz nüfusu ile Aynaroz, kutsallığını ve gizemli özelliklerini sürdürüyor.
Yarımadanın en yüksek noktası Athos Dağı'nın yamaçlarında, değişik milletlerden bin civarında Ortodoks papazı, manastır, kilise ve dağ evlerinde yaşıyor. Kutsal Athos Dağı'nın en parlak dönemine şahit olan 15. yüzyılda ise her birinde biner keşiş bulunan 30 manastır varmış.
20. yüzyılın ortalarında, bu din adamlarının sayısı dört bine, manastırların toplamı da 20'ye düşmüş.
Aynaroz'a kara yoluyla gitmek "yasak". Yarımada, kadınlara da yasak. Buradaki erkekler, "dünya nimetleri"nden ellerini eteklerini çekmişler. Aynaroz'un dünya ile ilişkisi de deniz yoluyla kuruluyor. Ouranoupolis tatil köyünden, feribotla gidiliyor Aynaroz'a.

Beş gün beş gece
Silifke Ortodoks Metropoliti Krilos sayesinde Aynaroz'a ayak basan ilk Türk olarak burada, 5 gün 5 gece kalıp ayinlere katılmak, Anadolu topraklarından göç eden kimi Rumların buradaki yaşamlarını izlemek, benim için bir ayrıcalıktı.
Bu sayede, Athos Dağı'nın zirvesine yakın bir kulübede inzivaya çekilmiş Selimpaşalı (Silivri) papaz Rodostolo Hrisostolo ile Türkçe sohbetin keyfini de çıkardım.
Athos Dağı'nın defne kokulu yamaçlarına, deniz kıyısındaki uçurumların üzerine inşa edilmiş dev kale kentlerin kilise, manastır ve papaz evlerindeki hayatı da izledim.

Gündelik yaşam
Agion Oros (Meryem Bahçesi) yarımadasının doğusunda, sahilin hemen önünde yükselen kayalıklara yapılmış Romen Manastırı'na, dağ yollarındaki uzun ve zahmetli bir yürüyüşten sonra ulaşabilirsiniz. Ben de öyle yaptım. Akşama doğru ulaştığım manastırda, "Hoşgeldiniz ikramı" rakı, su, kahve ve lokumdu. Tam 50 papazın yaşadığı ve benim gittiğim akşam, 300 kişinin katıldığı yılın en büyük yortu ayini, Büyük Lavra Manastırı'nda yapıldı.
Başpapaz Angolidos Yakodos'un (85) davetlisi olarak katıldığım yemekte, mermer masaların üzerinde mükellef bir sofra vardı.
Manastırlarda yaşam, her sabah saat 04:00'te çan sesleriyle başlıyor. Saat 06:00'ya kadar, her 15 dakikada bir, elindeki uzun kalasa ağaç tokmakla vurarak melodik sesler çıkaran uyandırma görevlisi papaz, manastırın her köşesinde dolaşıyor.
Dış duvarları kızıla boyalı ve çatısı ince taş kaplı yaşlı kilisede önce üç mum yakılıyor; sonra da sabah duası yapılıyor.
Kahvaltı sonrası, herkes işinin başına gidiyor. Tarlalarda, bağlarda bahçelerde çalışanlar, manastırların ve papaz evlerinin mutfağından marangozhanesine her işini yapan, hep papazların kendileri.
Manastırlarda üretilen ikonalar, kutsal resimler yine hep zanaatkar papazlar tarafından üretiliyor ve Aynaroz'daki yaşamın önemli bir gelir kaynağını oluşturuyor.
Bu yarımadada tam bir "komün" hayatı sürdüren 20 ile 90 yaşları arasındaki bin papaz, ilginç bir işbölümü içinde, ihtiyaç olan her şeyi üretiyor ve üretilen her şeyi de paylaşıyorlar.

Kutsal dağın özelliği
Bugün Athos'taki 20 manastırın 17'sinde Yunanlı, diğer üçünde ise Rus, Bulgar ve Sırp papaz toplulukları var. Ayrıca yarımadanın ulaşılması oldukça güç bölgelerinde, 14 küçük manastır ve "katismata" diye adlandırılan, sert bir din eğitiminin verildiği ilginç rahip evleri yer alıyor.
Athos'ta ilgi çekici olan, yalnızca oradaki ruhban organizasyonu değil. Bu yöre, ortaçağın eşsiz mimari yapılarını barındırıyor. En basit rahip evinden köprü ve çeşmelere kadar, her şey 15. yüzyılın izlerini taşıyor. Bunu, yalnızca mimaride değil, marangozluk işlerinden seramiklere, metal işçiliğinden dokumalara her alanda görmek mümkün.

© 1999 Milliyet