|
İYİ MÜZİSYENLER BU KULÜPLERDE TOPLANIYOR
Cazın kare ası
Alternatif / Mefaret Aktaş
Henüz bir Sweet Basil'imiz, Deuces Wild'ımız ya da Ronnie Scott's'ımız yok ama caz dinleyecek dört güzide mekanımız var İstanbul'da: Babylon, Gramofon, Q Jazz Club ve AFM Kerem Görsev Jazz Bar. Buralarda sadece bizimkiler değil, dünyanın en ünlü cazcıları da sahne alıyor.
İki tenor saksofoncu, Ronnie Scott ve Pete King 12 yıldır hayalini kurdukları caz kulübünü 30 Kasım 1959'da Londra'nın ünlü Soho'sunda açtılar. Scott zamanının en çok ümit vaat eden İngiliz cazcılarındandı. Ne yazık ki İngiltere topraklarında bir kulüpte Amerikalı bir cazcıyı izleme fırsatını o güne dek yakalayamamıştı. O günlerde iki haftalığına New York'a gitti. Three Deuces'ta Charlie Parker Quintet'i Miles Davis'le çalarken dinledi ve ülkesine döndüğünde Pete ile birlikte yıllardır özlemini çektiği caz kulübünü açtı: Ronnie Scott's. Amerika'dan ilk olarak Zoot Sims çaldı kulüpte. Onu Roland Kirk, Stan Getz, Sony Stitt, Bill Evans, Wes Montgomery, Freddie Hubbard, Art Farmer izledi. Artık yeri dar geliyordu kulübe. Benny Golson, Gerrard Caddesi'ndeki yerde son konseri verdi. Ve Ronnie Scott's birkaç adım ilerideki Frith Caddesi'ne taşındı. Ronnie Scott 1996'da 69 yaşında öldü. İngiltere'nin en ünlü caz kulübü ise bu yıl 40. doğum gününü onsuz kutladı. Ama Pete King hala orada...
Caz sevenler İstanbul'da hep Ronnie Scott'ın 52 yıl önce çektiğine benzer bir özlem çekerler. "Şöyle oturup da New York'taki gibi ateşli, sağlam caz dinleyebileceğim bir yer olsa," diyerek... Sokak müziği ya da standartlar... Kuzey Avrupa cazcıları ya da İngilizler... Hiçbirini bir kadeh şarap eşliğinde dinleme fırsatını pek yakalayamadıkları için bunun nasıl hissettireceğini düşünür dururlar.
Tabii ki İstanbul'dan, cazseverleri New York'un yüzyılın başından beri beslediği gibi beslemesi beklenemez. Ancak son bir - iki yıldır, bu şehirdeki birkaç kulübe iyi cazcılar geliyor.
Festival gibi...
İstanbul'daki caz kulüplerinin, kuşkusuz yabancı müzisyen trafiği açısından en yoğun olanı Babylon. Bunda kulübün, yıllardır birçok caz festivalini organize eden Pozitif'e ait olmasının payı büyük. Beyoğlu Asmalımecit'te 1942'den kalma bir marangozhanenin restore edilmesiyle geçen yıl açıldı Babylon. Şimdiye dek Henry Threadgill, Charlie Hunter, John Lurie, İlhan Erşahin, Cheikh Lo, Okay Temiz, Butch Morris gibi değişik türlerle iştigal eden müzisyenleri ağırladı. Kasım ayında da, başta avant - garde tromboncu Ray Anderson'ın yeni projesi Pocket Brass Band olmak üzere Asian Underground türünün en iyilerinden Hint asıllı İngiliz Nitin Shawney, İskoç Burach topluluğu ve bizden Acid Trippin'i konuk edecek.
Kulüpteki performansların tümü bir festival konseri gibi bilet alınarak izleniyor. En son Cheikh Lo'nun çaldığı gece girişi ücreti 7 milyon liraydı.
Caz barlar içinde lokasyon olarak en güzel yerlerden birini kapmış olan Gramofon, Tünel'de yıllardır sapasağlam duruyor. Üstelik etraftaki hareketlenme oraya da yansıdı. Sabah dokuz ve öğleden sonra iki arasında kafe, ardından da gece ikiye dek caz kulübü olarak hizmet veren Gramofon şimdiye dek Önder Focan, Ruacan'lar ve daha birçok yerli sanatçının desteğiyle sürdürdu programlarını. Ama son iki yıldır yabancı müzisyenleri de konuk eder oldu.
Sessiz ziyaret
Bizim gittiğimiz akşam, sessiz sedasız bir usta geçti Gramofon'dan. Ülkemizi daha önce Eddie Palmieri ve Benny Golson'la ziyaret etmiş olan trompetçi Brian Lynch. Lynch'in dörtlüsü akıllara zarar, büyüleyici piyanist Bruce Barth, İlhan Erşahin'le sık sık ülkemizi ziyaret eden Doug Weiss ve davulcu Hugh Sicotte'dan oluşuyordu. O gece gruba Önder Focan ve caz vokalisti Sibel Köse de katıldı. Gidenler - ve gidemeyenler - bilir, Gramofon dışarıdan bakınca büyüleyici bir görüntü arz eder. O akşam da Brian Lynch ve grubunu Tünel Meydanı'ndan dinlemeye çalışanların sayısı çoktu. Bunda özel gece uygulaması olan 7 milyon liralık girişin de payı büyük tabii. Bizse paradan geçtik çünkü o sırada cama burnunu dayayanlardan birinin içeri girip, trompetini çıkarıp birden Miles'a dönüşeceğini hayal ediyorduk. Ama gerçekleri de dönmek gerek, Gramofon'da giriş ücreti hafta içi 5, hafta sonu ise 6 milyon lira. Öğrencilere bu fiyatın yarısı uygulanıyor. Ayın geri kalanın da Passaporte Latino, Neşet Ruacan Dörtlüsü, Ayten Alpman, Nükhet Ruacan - Nilüfer Verdi, Tahsin Ünüvar Beşlisi, Fatih Erkoç Altılısı; Aşkın Arsunan Altılısı ve Selim Benba Trio da Gramofon'da çalacak.
En şık kulüp
Çok sık büyük ustaları ağırlamamış olsa da göz zevkinizi selamlamak açısından tüm kulüpler içerisinde en şık olanı Q Jazz Club. Adı Q... İngilizcedeki "quality / kalite"nin "q"su... 1995'de Çırağan Oteli'nin tek orijinal kalmış bölümünde açıldı. Pek öğrencilerin ve evine otobüsle gidenlerin mekanı diyemeyiz ama onların da bir görmesi iyi olurdu. Q'ya genellikle Amerikalılar misafir oluyor. Gece on buçuktan sabah dörde kadar açık Q Jazz Club'da şu anda güzel sesli Chiquita Green adında bir drag queen sahne alıyor. Ona piyanoda Elvan Aracı, basta Volkan Hürsever ve davulda Gernhart Bernoidier eşlik ediyor. Şahane müzik dinliyorsunuz ama cebinizdeki paranın hesabını sıkça yapanlardansanız giriş ücreti olan 20 dolar ve 4 - 8 milyon arasında olan içki fiyatları biraz can sıkıcı tabii. Q Jazz'a bu yıl bir de kardeş geldi: Qbanas Night Club. Dans kulübü, restoran ve Cigar Bar'dan oluşan Qbanas'da Latin müziği çalıyor. Burada da Kasım ayı boyunca Gypsy Kings'ten Diego Delongo'nun grubu sahne alıyor ve onlara zaman zaman Chicas del Swing dans grubu eşlik ediyor. Bu eğlence için de 10 milyon lira giriş ücreti ödemeniz gerekiyor.
Kadınlara jest
İstanbul'da bizim gözümüzün gördüğü son caz mekanı caz piyanisti Kerem Görsev'in iki yıl önce Teşvikiye Milli Reasürans Çarşısı içinde açtığı AFM Kerem Görsev Jazz Bar... Çarşıda falan olduğuna bakmayın, burası da Q gibi şık, nezih ve en önemlisi "pahalı" tabir edilen yerlerden. Hafta içi 6, hafta sonu 8 milyon lira canlı müzik parası ödemek durumundasınız. Ve buna içki dahil değil. Yalnız birtakım kolaylıkları var. Örneğin çarşamba günleri kadınlardan giriş ücreti talep edilmiyor. Öğrenciler için de hafta arası indirimli giriş ücreti tarifesi uygulanıyor. Kerem Görsev Jazz Bar ünlü cazcılarımızı sıkça konuk ediyor, tıpkı Gramofon gibi arada yabancıları da getiriyor. Bu hafta Nükhet Ruacan / Nilüfer Verdi Dörtlüsü, haftaya Kerem Görsev Trio, ardından da Neşet Ruacan, Tatiana Adreeva ve İlhan Erşahin'in grupları burada sahne alacak.
|