14 Kasım 1999 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
   SİNEMA
   MÜZİK
   ASTROGİZEM
   TAROT
   BRİÇ
   SATRANÇ
   G. PAZAR ARŞİV
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI

Amerikanların yaprak dökümü

Otokolik / Levent Köprülü

71 yıllık Plymouth, 2001 yılından sonra köşeye çekiliyor. Diğer Amerikalı üreticiler de, bünyelerindeki markaları gözden geçirmeye başladı.

Geçen hafta, özellikle yaşı 30’un üzerinde olanların hatırlayacağı Plymouth markasının tarihe karışabileceğini yazmıştım. Eh artık işin rengi iyiden iyiye belli oldu. 71 yıllık marka, DaimlerChrysler tarafından 2001 yılından itibaren otomobil arşivlerinin tozlu raflarına kaldırılıyor.
İstanbul’da bir dönem taksicilerin ve dolmuşçuların en popüler markası olan Plymouth, 1928 yılında DeSoto ile birlikte Chrysler’in bir kolu olarak dünyaya gelmişti. Plymouth etiketini taşıyan araçlar, aniden o kadar popüler oldu ki, 1931 yılında ABD pazarında en çok otomobil satan üçüncü marka haline geldi. 1960 - 70 yılları arasında popülaritesini devam ettiren marka, ‘70’lerde Amerikalıların "muscle car" olarak niteledikleri büyük beygirli araçlar sınıfını ortaya çıkarttı. Daha çok genç sürücüleri hedefleyen ve 1970 yılında üretilen "Roadrunner" ile "Hemi Cuda" modelleri, büyük bir potansiyeli doldurdu ve ekstra masraf yapmaksızın güçlü otomobillere sahip olmak isteyenlerin hücumuna uğradı.
Aynı yıllarda piyasaya çıkan Fury ve Valiant ise, daha çok mütevazı bir otomobil arayan aileler tarafından tercih ediliyordu. 1973 yılına gelindiğinde Plymouth bantlarından çıkan otomobil sayısı 767 bini buluyordu. Ancak Plymouth’un bu baharı uzun sürmedi ve bu yıllarda başlayan enerji krizi yüzünden büyük motorlarıyla aşırı benzin yakan "muscle car"ın kitlesi yavaş yavaş showroom’lardan elini eteğini çekmeye başladı. İlk büyük darbeyi yiyen marka, Chrysler’in hayat öpücüğü ile hedef değiştirdi ve 1990’ların trendlerine uyarak, değişik bir segmente giriş yaptı. Bu değişimin ürünü, Chrysler markasıyla tanıdığımız Voyager minivan oldu.
Her ne kadar Voyager, model olarak kendi adına başarılara imza attıysa da, uzun dönem hesaplarında Plymouth’a hiçbir avantaj getirmiyordu. 1993’te şirketin başkanı Robert Lutz, "Plymouth Rönesans Takımı" adında bir grup oluşturarak, markanın imajını hareketlendirmek amacıyla bir dizi çalışmalar başlattı.
Üç yıllık bir uğraş sonunda Plymouth, "Prowler" adıyla seri üretim araçlar içinde pek de eşi benzeri olmayan bir modelle karşımıza çıktı. Prowler, markanın ‘70’lerdeki yenilikçi imajına uygun olarak, ilk kez seri üretim "hot - rod" (eski otomobillerden türetilen ve çok büyük motorlarla donatılan zevk araçları) otomobil oldu. Az sayıda üretilen bu otomobilin, Dodge Viper gibi Plymouth’a sportmen bir imaj vermesi bekleniyordu. Nitekim Prowler, çok kısa süre içinde özel bir hayran kitlesi oluşturmayı başardı.
Ancak ana şirketin yeniden yapılandırılması çerçevesinde, ani bir kararla Plymouth’un, Chrysler ve Jeep firmalarıyla birleştirilmesi uygun görüldü. Ardından 1996’da Chrysler, bir başka yan otomobil üreticisi olan Eagle markasını tarihe gömdü. Ve nihai karar: Plymouth da kapatılacak. Şirkete emek vermiş olanlar, Prowler dışında halen Chrysler tarafından üretilen modellerin aynılarını satan marka için böyle bir karar verilmiş olduğuna inanamıyorlar. Onlara göre Chrysler, bu marka için özel modeller hazırlayabilir ve Plymouth’u yeniden kalkındırabilirdi. Chrysler ise, bunun bir yarar getirmeyeceğini savunuyor. Zira, yaptırdıkları araştırmalar, bunun ana şirket açısından bir zarar getirmeyeceğini, "Plymouth müşterilerinin, bir süre sonra Chrysler modellerine döneceğini" göstermiş.
Peki ya Prowler? Firmanın tasarım şefi Tom Gale, Prowler’ın talep olduğu sürece küçük miktarlarda üretilmeye devam edeceğini, belki yanına bir başka ilginç modelin daha eklenebileceği belirtiyor. Yani Plymouth, belki de yılda birkaç bin araç üreten küçük bir atölye durumuna gelecek.
Amerikan otomobil üreticileri arasında yaprak dökümünün bu kadarla da kalmayacağı belirtiliyor. General Motors’un Buick ve Oldsmobile, Ford’un ise Mercury için "iyilik" düşündüğü konuşuluyor. Kısacası, yeni koşullara ayak uyduramayan, kayıp düşecek...

Yeni..

Ford’un düşünceli miniği
Ford’un yeni eğilimler çerçevesinde geliştirdiği elektrikli minik otomobili "Think"i Avrupa’da üretmeye niyetlendiği belirtiliyor. Üç metreye yakın bir boya sahip bu araç, kararın uygulamaya sokulması halinde, yüksek miktarlarda seri üretilen dünyanın ilk mini elektrikli otomobili olacak. Yeniden şarj edilebilen ve 10 yıl ömre sahip pillerle yürüyecek araç, 90 kilometre hız yapabilecek. Piller, aracı 85 kilometre götürmeye yetecek şekilde yapılmış. Çelik ve alüminyum yerine, termoplastik denilen bir maddeden üretilecek otomobilin, paslanma problemi olmayacak. Norveç’te üretilmesi düşünülen aracın, İskandinav ülkeleri ile Amerika’da da satılması gündeme gelecek.

© 1999 Milliyet