14 Kasım 1999 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
   SİNEMA
   MÜZİK
   ASTROGİZEM
   TAROT
   BRİÇ
   SATRANÇ
   G. PAZAR ARŞİV
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI

PROFESÖR METİN AND ANLATIYOR: ZATİ SUNGUR'DAN DAVID COPPERFIELD'E
İllüzyonist, sihirbaz rolü oynar

Rıza Sönmez

Akademik planda, sahne sanatları alanının ülkemizdeki duayeni sayılan Prof. Metin And'ın tutkusu, "illüzyon". Hoca, bu tutkusunu, hayatının en önemli noktasına yerleştirmiş. Bu seçkin ve şaşırtıcı insanla, illüzyon dünyasını konuştuk.

Bir pazar günü Metin And'ın Ankara'daki evine gidiyoruz. Biz asansörden iner inmez, henüz zil çalınmamışken açılıyor kapı. Şaşırıyoruz. Hoca, kapıdan gülümsüyor bize. Zaten illüzyonistin öncelikli görevi, şaşırtmak değil mi? Gözlerinde oyun oynayan bir çocuğun cinliği var.
Metin And söyleşi boyunca hep şaşırtıyor bizi. Tam altı saat konuşuyoruz. Akademisyen olarak Prof. Metin And, tiyatro alanında uluslararası bir isim. Ankara'da, Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nde yıllar yılı Tiyatro Bölümü'nü yönettiği gibi, 40'a yakın kitabı ve binin üstünde makalesiyle "Metin And hoca", kendi alanının duayeni... Ama onun tutkusu, illüzyon!
Metin hocanın evinde, 400'ü illüzyona ilişkin 3 bin video kaset var. Hoca, defalarca izler bu gösterileri. Hilelerini çözdüğü oyunları kendisi de yapar. O, amatör bir illüzyonisttir.

İllüzyon ateşi
Metin And, çocukluğunda, Şehzadebaşı'nda ailece gittikleri bir gösteriyi izledikten sonra, sırlarla dolu bir dünyada uzun bir yolculuğa çıkar. Zati Sungur gösteri yapmaktadır. Bir top ateşlenir; asistan kızın karnını delip geçer mermi. Kocaman bir delik açılır. Kızın karnındaki delikten arka taraf görünmektedir. Zati Sungur delikten elini geçirir...
Uykuları kaçar Metin And'ın; henüz altı yaşındadır. İllüzyon ateşi içine düşmüştür. Yıllar sonra çok iyi dost olurlar Zati Sungur'la.
Sır vermez Metin And. Başkalarının sırrını vermez. Bazen kendi oyunlarının sırrını açıklar. Bir de, "meraklı çocuklara", kimin oyunu olduğuna bakmadan sır verir. David Copperfield'in "Özgürlük Abidesi"ni kaybedişinin ve uçmasının sırrını verirken, "Yazmayın," der. Söz veririz. Bilir sözümüzü tutacağımızı. "Yalnız bir ipucu verebilirsiniz," der bize; "David Copperfield'in Almanya ve Amerika'daki gösterisinde kullandığı kız aynı kızdır. Adı Baby. Kızı değiştiremezler. Milyarlarca lira tutar kızın değişmesi. Belki bu gösteride değiştirmişlerdir. Ama iki temsil seyredin; kız aynıdır. Seyicilerin içinden seçilen, aslında asistanıdır."
"Sinemanın dahi çocuğu Orson Welles de İkinci Dünya Savaşı sırasında illüzyon gösterileri yapmıştır," diyor Metin And: "Asistan olarak Marlene Dietrich ve Rita Hayworth'ı kullanmıştır."
Siz kimleri asistan olarak kullanırdınız, diye soruyoruz.
"Tanınmış kişilerden mi?.." diyerek bir düşünüyor: "Şarkıcılardan birini kullanmazdım herhalde... Zuhal Olcay olabilir. Öğrencim olmuştu bir yıl kadar."
Sonra bize, Zati Sungur'un düzenli bir asistan kullanmayışının sahneleri bırakmasına neden olduğunu aktarıyor: "Çünkü o, çok insan kullanırdı sahnede. İlanla kızları falan alırdı. Başına türlü dertler gelirdi."
Yanıtını en çok merak ettiğimiz soruyu soruyoruz: Peki, bir illüzyonist izlediği bir gösterinin nasıl hazırlandığını bulabilir mi, çözebilir mi? "Benim şimdiye kadar anlayamadığım, çözemediğim sadece iki oyun oldu," diyor Metin hoca.

Halk aldanmaya geliyor
İllüzyonist tam olarak kimdir, dediğimizde de şu yanıtı alıyoruz: "İllüzyonist, sihirbaz rolünü oynayan bir aktördür. Kendisinde doğa üstü güçlerin olduğunu düşünmez. İllüzyonistler aslında çok dürüst insanlar, ben aldatacağım der... Bunun için halk para veriyor, gidiyor. Bu bir sanattır aslında; sahne sanatı tiyatro gibi bir sanattır. Dekoru var, konuşmaları var, müziği var; her şeyi ile sanattır. Birçok sanatta illüzyon var. Tiyatroda, sinemada, resimde var. Örneğin, perspektif bir illüzyondur. Tabiatta da var. Mesela et yiyen bitkilerde... Sonra, kuşlarda: Diğer kuşların taklidini yaparak dişilerini tavlayan bir kuş türü var... Askerlikte, kamuflaj bir illüzyondur. Hatta bir İngiliz illüzyonist albaylığa kadar yükseliyor. İllüzyon prensiplerini, İkinci Dünya Savaşı'nda uyguladığı için... Yalnız şöyle bir fark var: Tiyatro ve sinemada, diğer sanatlarda, illüzyon bir amaç değil araçtır. İllüzyonda ise nihai amaç, illüzyonun kendisidir."
Türkiye dışında da, Amerika'da, Japonya'da özel gösteriler yapar metin And. Japonya'da, Japon Prensi'nin karşısına çıkar. Üstelik smokin de bulamaz ve siyah bir elbiseyi elçabukluğuyla smokine dönüştürür. Çok memnun kalır Prens Mikkasa; hatta kendinden beklenmeyen bir tepki gösterir, alkışlarken gülümser! El oyunları da vardır Metin And'ın. Toplarla, yüksükle yapar bu oyunları. "Gençliğimde çok iyi yapardım, hala da elim yatkındır," diyen Metin hoca, bir yüksüğü parmağına takar gibi yapar ve avucunun içinde kaybeder. Sonra elini yumruk yapar, açar. Elinin iki parmağında yüksük vardır. Tekrar elini yumruk yapıp açar; yüksükler yoktur. Bir daha açar ellerini, bu kez iki elinin on parmağında on yüksük vardır!
Biz yanından ayrılırken Metin hoca, fotoğraflarımızı çekiyor ve "Bakalım," diyor, "sizin çektiğiniz mi, benimkiler mi iyi çıkacak?.."

Metin And'ın gözüyle
David Copperfield
Hiçbir sözü kendine ait değil. Hareketlerini bir koreograf hazırlıyor. Bütün ayarları, adamları yapıyor. Hiçbir oyunu kendisi bulmuş değil... Metin And bir yandan bunları söylüyor; öte yandan da büyük bir keyifle söz ediyor David Copperfield'den. Çünkü "olayın", bir tiyatro oyunu gibi izlenmesi gerektiğini düşünüyor.
Büyük bir ekiple, birçok sanatçının işbirliği yaparak ortaya çıkardıkları böylesine bir gösteriyi, takdirle karşılıyor. "Ayrıca," diyor, "baş aşağı durmak bile bir yetenektir. Ben gençliğimde bile bunu yapamadım." Ama Metin And kendi adına, en çok "küçük oyunları" seviyor. Büyük gösterileri pahalı ve gereksiz buluyor.
Ünlü illüzyonist Zati Sungur'un, ölüm döşeğinde bile illüzyon düşündüğünden, David Copperfield'in de küçük oyunlarla başlayıp bugünkü durumuna geldiğinden söz ediyor. Söyleşi sırasında David Copperfield'in yaptığı bir oyunu bize gösteriyor ve heyecanla, "İşte," diyor, "illüzyonist yaparsa böyle yapmalı!"

Fotoğraf: Mustafa Seven

© 1999 Milliyet