01 Ocak 2000 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
   KONULAR
   LEZZET
   BAHÇE
   VİTRİN ARŞİV
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI

Alo nezaket!

Cep telefonu kullanmanın görgü kurallarını anlatan "Cep Telefonu Hakkında Bilmek İstediğiniz Herşey" adlı kitapçık, Turkcell tarafından yayınlandı.

Türkiye'de yaklaşık her 100 kişiden 12'sinin cep telefonu kullandığından ve bu oranın giderek arttığından yola çıkan Turkcell, aboneleri için "Cep Telefonu Hakkında Bilmek İstediğiniz Herşey" adında bir kitapçık yayınladı. Kitapçıkta, yaklaşık iki yüz yıllık bir tarihi olan telefonların "cep"lere girmesiyle yeni görgü kuralları oluştuğu vurgulanıyor.
Kitapçığı tanıtan Turkcell bülteninde, cep telefonlarının çıkışıyla önce maddi koşulların değiştiği; diğer bir deyişle santral memurlarının, sekreterlerin çok farklı bir konuma gerilediğinden sözediliyor. Bu nesnel değişimin, üstyapısal olarak kendi kültürünü de getirmesi gerektiği şöyle vurgulanıyor: "Birebir insan ilişkisi her zaman telefon görüşmesinden önceliklidir. Sadece telefon çalıyor diye ona cevap vererek, birlikte olunan kişiyi ikinci plana atmamak gerekir. Başkalarının haklarına saygı ve nezakete öncelik veren bu kurallara uyduğumuz sürece, cep telefonları, özgürlüğün sembolü olmaya devam edecektir."
Ayşe Üçok tarafından yazılan kitapçığın önsözünde de, cep telefonlarının yaşamla ayrılmaz bir bütün olduğu ve fakat bunun yeni görgü kuralları gerektirdiğine işaret ediliyor. "Telefonun kısa tarihi"ni anlatarak başlayan kitapçıkta, Profesör Alexander Graham Bell'in öyküsü ve İstanbul'a ilk telefonun gelişi özetleniyor. Selçuk Demirel'in illüstrasyonlarıyla renklenen kipatçığın ilk bölümü, cep telefonunun bugünkü konumunu anlatarak noktalanıyor.
Her yeniliğin, kendi kültürünü de getirdiğinden hareket eden ikinci bölümdeki satırbaşları ise şöyle:

  • İnsanlar konuşmayı sever; bu, insanoğlunun ortak özelliğidir. Telefonun arama tuşuna basıldığı anda konuşmanın yoğunluğuyla insanın kendini kaybetmesi, nerede olduğunu unutması öyle kolaydır ki! Birçok kişi nezaketsizlik yaptığının farkına bile varmaz...
  • Çok yakın dost ya da iş arkadaşlarıyla beraberken telefonunuzu onların yanında cevaplayabilirsiniz. Tabii, mikrofonun üstünü bir saniye kapatıp, onlara, kimin aradığı hakkında bilgi vermeniz düşünceli bir davranış olacaktır.
  • Caddeler ve kaldırımlar, yani açık mekanlar hem yürüyüp hem de konuşulacak yerler olabilir. Bununla beraber, bu mekanlarda yüksek sesle ve el kol hareketiyle bol konuşmalar yapmak; borsacınıza direktifler vermek ya da sevgiliye aşkını ilan etmek, sokaktan geçenlere eğlendirici olmaktan çok, rahatsız edici gelebilir.
  • Konferans salonları, sınıflar, ibadet mekanları, cenazeler, törenler, sinema, tiyatro ve konser salonları cep telefonunun mutlaka kapalı tutulup telesekreter servisine yönlendirilmesi gereken yer ve sosyal olaylardır.
  • Diyelim ki telefonunuzu kapatmayı unuttunuz ve bir törende ya da konserde çaldı. En doğru davranış, telefonunuzu hemen kapatmaktır. Asla cevap vermeye çalışmayın. "Cep Telefonu Hakkında Bilmek İstediğiniz Herşey" buna benzer birçok örnekle sürüyor. Tam da bu noktada bir soru akla gelmiyor değil: Salt imajı için aldığı son model cep telefonunu, bulunduğu kamusal alanda derhal masanın üzerine yerleştiren ve ardından sonu gelmeyen mesaj ve çağrı trafiğine "kapılan" tüketicilerin dikkatini acaba bu kitap çekecek mi?

  • © 1999 Milliyet