Işık, umut veriyor

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ın krizden çıkış ihtimalini değerlendirirken, “Tünelde bir ışık var ama bu çıkış mı, üzerimize gelen bir arabanın farı mı?” şeklindeki sözleri, üç, dört ay önceye göre düzelme kaydeden ve ‘dipten dönüş’ olarak yorumlanan ekonomik verilerin yeniden okunmasını sağladı. Herkes tünelin içinde ‘birlikte’ olmasına karşın, tüneldeki konumlara göre ‘ışığa’ getirilen yorumlar değişiyor. En karamsar kesim sokaktaki vatandaş. İktisatçılar, iyileşmenin sokağa 1.5 yılda yansıyabileceğini anlatıyor. Sanayiciler ise üretim bantlarının hızlanmaya başladığını belirterek umutlu haberler veriyorlar.

Işık, umut veriyor

TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK - ÇIKIŞ MI, OTOMOBİL FARI MI? - 1

İŞADAMLARI NE DİYOR?

Rifat Hisarcıklıoğlu / TOBB Başkanı
‘İyimserlik artıyor, tulumbaya su dökmeye devam etmeliyiz’

“Bütün dünya iyimserliği satın almak istiyor. Bu da gayet normal. Ekonominin büyüyebilmesi gelişebilmesi için iyimserlik havasının yayılması lazım. Bütün dünyada da baktığınız zaman, özellikle Baltık kuru yük endeksi itibariyle baktığınız zaman ticaretin tekrar canlanmaya gittiği görülüyor.
Bunun tünelin sonundaki ışık olup olmadığı konusunda insanlar merak içinde. Kötüyü satın almak istememeleri doğal. İnsan iyimser olursa işler iyi olabilir. Bununla beraber alınması gereken tedbirler var.
Dünyanın küresel ölçekte birlikte hareket etmesi lazım. G-20 bunun için uygun bir mekanizma ama yaptırımlar da olmalı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan ticari düzen yıkıldı. IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü’nün, dünyadaki bu küresel krizi önleyemedikleri net olarak ortaya çıktı.
Yavaş yavaş iyimserlikler artıyor, hareketler var. Özellikle tulumbaya su dökme operasyonu olarak adlandırdığımız vergi indirimleri bu işin nasıl krizle mücadele edilmesi gerektiğini gösteren en somut göstergeler. İstihdamı teşvik eden paketler bunun göstergeleri. Bunların devamının yapılması lazım. Geçmişte biz biraz ağır hareket ettik. Ama son zamanda atılan hızlı adımlardan çok memnunuz.”

Tuncay Özilhan / Anadolu Grubu Başkanı
‘Üretimin içinde olanlar olumlu işaretleri görüyor’

“Nisan ve mayıstan itibaren bazı endeksler düzelmeye başladı. Ekonomide bir canlanma hissediliyor. Bunda hükümetin almış olduğu ÖTV ve KDV gibi vergi indirimi kararlarının da etkisi var. Ayrıca canlı bir mevsime giriyoruz. Tarımda hasat başlıyor. Enflasyon düşüş trendini koruyor. Bunları üst üste koyduğunuz zaman tünelin ucunda ışık görünüyor.
Merkez Bankası Başkanı tabii biraz daha dikkatli konuşmak mecburiyetinde. ‘Işığı gördük, kriz bitti’ diyecek hali yok. Ama işadamları ve sanayiciler, yani üretimin ve ticaretin içinde olanlar yavaş yavaş  pozitif emareleri görmeye başladı.
Daha önce ‘2009’un son çeyreğinde biraz daha işler toparlanır, ekonomi belli bir trende girer’ demiştim. Hâlâ böyle söylüyorum.
Bu tabii herşey güllük gülistanlık anlamına gelmiyor. Hâlâ hükümetin IMF ile bir anlaşma yapması gerektiğine inanıyorum. Çünkü ekonomi durgunluktan çıkarsa bunun ardından bir takım tedbirlerin alınması gerekecek. Bu bize önümüzdeki yıllarda enflasyon olarak gelecek. Enflasyon, faizlerin artırılması anlamına gelecek. Bu nedenle ekonomi yakından takip edilmeli.
Şu anda bir ışık görünüyor ve bu ışığın da bir tünelden çıkış ışığı olabileceğine inanıyorum ve temenni ediyorum. 2010’da ise Türkiye biraz daha büyüme trendine girer diye ümit ediyorum.”

Ahmet Nazif Zorlu / Zorlu Grubu Başkanı
‘Güvenimiz yerine geliyor ama çıkış kolay olmayacak’

“Krizin aşılmasında en önemli sorunlardan biri olarak gördüğüm güven konusunda reel kesim güven endeksinde, kapasite kullanım oranı ve sanayi üretim verilerinde artış gözleniyor. Bu da ekonomik krizin kontrol altına alındığının bir göstergesidir.
Ancak, henüz krizde tünelin sonundaki ışığın ne olduğunu söylemek için çok erken. Bunun için öncelikle iç tüketimi canlandırarak sanayi üretimindeki daralmayı makul seviyelere çıkarmak gerekiyor.
Küresel anlamda da ekonominin düzelmeye başlaması, Türkiye ekonomisinin yavaş da olsa büyümesinde etkili olacak. Ancak bunun da 2010 yılında olacağı öngörülüyor. Özellikle Türkiye’nin önemli ihraç pazarı olan AB ülkelerindeki ekonomik iyileşme bizim için son derece dikkatle izlenmesi gereken bir konudur. Türkiye ekonomisinin de en olumlu beklentiyle bu yıl yüzde 4 civarında küçülmesini bekliyoruz.
Tabii ki, krizden çıkış çok kolay olmayacak. Dünyadaki ekonomik büyümenin, kriz öncesi seviyelere ulaşması yavaş ve zor bir sürecin sonunda olacak. Ancak tünelin ucunda görünen ışığın krizden çıkış sinyalleri olduğunu düşünüyorum.
Hükümetin aldığı önlemleri son derece yapıcı buluyorum.”

İKTİSATÇILAR NE DİYOR?

Güngör Uras / Milliyet yazarı
Göstergeler söylüyor, tünelden çıkış başladı

Kriz nedir? Üretimdeki gerilemedir. Üretim talep düşünce geriler. Üretim gerileyince işsizlik artar.
O halde krizin dibe vurup vurmadığını (veya başka anlatımla tünelin ucunda ışığın görünüp görünmediğini) nasıl anlayacağız? Eğer üretimde bir kıpırdanma başlamışsa, eğer işyerlerinde işçi çıkarmalar durmuşsa kriz dibe vurmuş, yukarıya çıkış başlamış demektir.
Üretimin canlanmasıysa talebin uyanmasına bağlıdır.
İç telebin uyanıp uyanmadığı tüketici güven endeksinden izlenir Bu endeks aralıkta 69, ocakta 71, şubatta 74 idi. Martta 75 oldu. Demek ki tüketicinin morali düzeliyor.
Tüketicinin morali düzelince reel kesimin de (üreticinin) güveni artıyor. Reel kesim güven endeksi aralıkta 52 idi, ocakta 59, şubatta 62, martta 67 oldu. Demek ki reel kesimde de moral düzeliyor.
Perakende ciroları yılın ilk 3 aylık dönemde 2008 yılının aynı dönemine göre binde 2 arttı. Gıda dışı perakende harcamalarda yüzde 2, hazır giyimde yüzde 7 artış var.
Gelelim yurtdışı talebe. Dış talep ihracattır. İhracat bizim için çok önemlidir. İhracatta değer olarak yüzde 30’larla ifade edilen gerileme moral bozuyor.

Bu, güneş ışığıdır
Biz dış pazarın üçte birini kaybettik diyerek dövünüyoruz.
TÜİK ihracat miktar endeksini açıkladı. Ocak-nisan döneminde ihracatımızda miktar olarak gerileme geçen yılın aynı dönemine göre sadece yüzde 9.2 oranında.
Bu gelişmelerin etkisini üretimde izliyoruz.
Şubattan sonra sanayide kapasite kullanım oranları artmaya başladı. Ocak ve şubat aylarında yüzde 63 olan kapasite kullanım oranı martta 64, nisanda 66 oldu.
Aylık sanayi üretim endeksi ocakta 88, şubatta 84 iken martta 95 oldu.
Bu göstergeler dibe vurduğumuzun, çıkışın yavaş da olsa başladığının, tünelin ucundaki ışığın güneş ışığı olduğunun işaretidir.


Mahfi Eğilmez / İktisatçı
‘Merkez Bankası Başkanı haklı, ihtiyatı elden bırakmamalıyız’

“Merkez Bankası Başkanı’nın açıklamalarını dengeli buldum. Birtakım dönüş işaretleri var gibi ama tespit yapabilmek için henüz çok erken. Çünkü vergi indirimleri yapıldı, bunların getirdiği canlanmalar olabilir.
Bunlar kaldırıldıktan sonra test edilmesi lazım ki ekonomide gerçekten bir canlanma var mı yoksa birtakım ertelenmiş talepler, bu vergi indirimlerinin yarattığı fiyat düşüşleri nedeniyle mi harekete geçiyor görebilelim.
Şu anda sanki bir toparlanmaya gidiyormuş gibi görünüyor. Ama “Bunlar için erken” diyor Başkan. Bir teknisyen bence böyle bilimsel konuşmalı. Ama tabii siyasetçilerde siyasetçi gibi konuşuyor. En ufak bir iyileşmeyi çok iyiye gidiyoruz diye değerlendiriyor. Başkan “Bir süre buna bakmak lazım” diyor. Haklı da... Nihayetinde faiz indirimi kararını veren o. Bir tek benzetmesini beğenmedim, “tünelin ucundaki ışık gün ışığı mıdır, yoksa gelen arabanın ışığı mıdır, henüz bilmiyoruz” diyor, arabanın çift farı vardır, dolayısıyla iki ışık görünür ve gündüz ışığı ile karıştırılmaz. Bence benzetmesi yanlış oldu bir benzetme yapılacaksa tren olabilir. Çünkü trenin bir ışığı olur, gün ışığı da zaten tek ışıktır. Bunun dışında en doyurucu açıklama başkandan geldi.
Ben de ihtiyatlı olunması gerektiğini düşünüyorum. Yine de Türkiye için toparlanma biraz hızlı olabilir diye. Çünkü biz biraz iç piyasayı öne çıkararak toparlanmayı ele aldık, bize özel olarak iç piyasanın desteğiyle Türkiye’nin çıkışı ötekilerden biraz hızlı olabilir. Yani dünyanınki U gibi, bizimkisi biraz V gibi olabilir. Ama burada bir hata yaparsak çabuk havaya girer alacağımız önlemleri almazsak o zaman W şeklinde inişli çıkışlı bir toparlanma da olabilir.”

Ege Cansen / İktisatçı
‘Sokaktaki insan toparlanmayı ancak bir buçuk yıl sonra hisseder’

“Krizin şiddeti azaldı ve dönüş başladı. Ama şu noktaya dikkat etmek lazım, krizden hemen önceki safhaya geri döneriz diye düşünülüyorsa bu yanlış olur. Yani kalktığımız istasyonda inmeyeceğiz, başka bir istasyona gidiyoruz.
Krizden önce zaten sürdürülemez bir durum vardı, tekrar o noktaya geri gidilerse yeniden kriz çıkar. Petrolün varili 160 dolarlara varmıştı, demir, bakır gibi emtiaların fiyatları 2 - 3 misli artmıştı, ABD’nin cari açığı bir türlü frenlemiyordu, sanal bir zenginleşme vardı.
Dünya ve Türkiye daha düşük bir tüketim seviyesinde dengeye gelecek. Bunun işaretleri var. Ben yayvan U şeklinde bir toparlanma bekliyorum, yani hızlı bir toparlanma öngörmüyorum, temenni de etmiyorum. Çünkü sistem tekrar çöker.
Sokaktaki adam ise “Bir şeyin düzeldiği yok” diyor, ışık falan görmüyor. Doğru da söylüyor. Çünkü krizin bittiği gün bile hala eski günlere gelinmiş olmayacak.
Türkiye geçen 7 yılda başkalarının parasını harcayarak sefa sürdü, bunun da iktisadi karşılığı cari açıktır. El parasıyla düğün yapıldı şimdi cari açık kapandığına göre biz kendi kazandığımız parayla yetinmek durumundayız. Dolayısıyla harcama imkanlarımız kısıtlandı, üstüne bir de borç ödüyoruz. Gelirimiz değişmemiş bile olsa harcadığımız miktar azalmış oluyor.
Neticede bir toparlanma var, dünya çapında ve bizde alınan tedbirlerin çok etkisi var bu düzelmede. Ama sokaktaki insan otobüs gelinceye kadar bekleyecek. Otobüs sokaktaki insanın durağından 1.5 yıl sonra geçecek.”

Şimşek: Tünelin ucunda her zaman ışık vardır
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ın, “Tünelin içine girdik. Işık, öbür tarafa çıkışı mı gösteriyor yoksa üzerimize gelen bir araba mıdır?” sözleri için, “Tünelin ucunda her zaman bir ışık vardır” dedi. En kötü dönemin geride kaldığını, göreceli de olsa bir toparlanmanın söz konusu olduğunu anlatan Şimşek şöyle devam etti:
“İnşallah bu, kalıcı toparlanmaya dönüşür. Kalıcı toparlanma için, potansiyel büyümeye dönüş için biraz erken ama tabii ki en kötü dönem geride kaldı. Hem Türkiye’de hem dünyada toparlanma sinyalleri alıyoruz. Tünelin ucunda her zaman bir ışık vardır. Tüneldeki karanlığı da, tünelin sonundaki aydınlığı da görüyoruz.”

VATANDAŞ NE DİYOR?

Tünelde ışığı gören vatandaş az, gençler daha iyimser

Mümin Topcan (Taksici)

Değişen hiçbir şey yok. İnsanlar yine arabalarıyla geziyor, litresi 3.5 liradan benzin alıyorlar, taksiye binen yine biniyor. Ülkede sadece patronların işçilerine para vermemeleri için yarattıkları, dünyadaki krizi bahane ettikleri bir ortam var. Zorluk çekenler kahve köşesinde oturup iş beğenmezliklerinden çekiyorlar. İnsanlar artık çalışmak üretmek zorunda. Bence tünelin ucundaki günışığı.

İrem Beton (Öğrenci)
Öğrenci milleti çalışmadığı için evdekilerin ekonomiyle arası nasılsa bizim de öyle. Kriz ortamı olduğunu bildiğim için eskisi gibi rahat harçlık isteyemiyorum. Böyle bakınca tünelin ucundaki ışığın araba olma ihtimali fazla. Ama bu kriz ortamı hayallerimin önünde engel değil. Her inişin bir çıkışı var. Eninde sonunda düzelecektir.

Celalettin Zari (Mısırcı)
15 yıldır burada çalışıyorum. Gelir açısından etkilendik tabii ki. Bir bunalım var millette. Geçen yıla göre işlerimiz yarı yarıya düştü. Okullar tatile girince son bir haftada ortalık biraz hareketlendi.

Nurettin Kayalar (Simitçi)
Fabrikadaki işçi çalışmazsa nasıl gelip simit alsın? Kriz hepimizi vurdu. Yaklaşık 10 yıldır buradayım ben. Tünelin ucunda ışık bile göremez olduk.

Adının açıklanmasını istemeyen bir zabıta
İnsanlar işsizlikten eline geçeni satmaya başladılar. Farklı yerlerde tezgâhlar açılmaya başlandı. Artık kontrol edemez hale geldik. Her köşede bir tezgâh açılıyor. İnşallah sonu hayırlı olur.

Ahmet Altan gözaltına alındıİstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nin hakkındaki tahliye edilme kararını kaldırmasının ardından yakalama kararı çıkarılan Ahmet Altan gözaltına alındı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber