Kazanmanın yolu ‘fiyat aralığı’ formülüne bağlı

Sanat piyasasına yatırım bankacılığından transfer olan Aziz Karadeniz, teknik analiz kavramını da beraberinde getirmiş. Karadeniz, “Alıcı, aklında fiyat aralığı oluşturmalı. Biz müzayedelerimizde bu aralığı açıklıyoruz” diyor

Kazanmanın yolu ‘fiyat aralığı’ formülüne bağlı

Sadece çağdaş sanat eserleri için mezat düzenleyen Beyaz Müzayede’nin kurucusu Aziz Karadeniz bir yatırım bankacısı. Yıllarca büyük bankalarda, aracı kurumlarda tepe noktalarda çalışmış. Bir koleksiyoner olarak, çağdaş sanat eserlerinin ikincil el piyasasının oluşması için aile işlerine ek olarak kurduğu müzayede şirketi çağdaş sanatın Türkiye’deki serüvenine paralel olarak hızla büyümüş.
Dünyada ve Türkiye’de bugün ana akım, popüler deyimle trend nedir derseniz, tartışmasız çağdaş sanat olur cevap. Türkiye’de 2000’li yıllardan bu yana popüler olmasına karşın çağdaş sanat müzayedelerinde oluşan işlem hacmi klasik ve antikanın toplamında oluşan hacmini yakalamış durumda.
Cumhuriyet sonrasını kapsayan Çağdaş Türk Sanatı, 2000’li yılların ardından özellikle genç koleksiyonerlerin ilgisiyle adeta patlama yaptı. İstanbul Modern’in açılması piyasayı büyüttü. Çağdaş sanat denince akla ilk gelen kurum olan Beyaz Müzayede’nin Başkanı Aziz Karadeniz anlattı:

‘Çağdaş’ duvarda yer kaplıyor

Yatırım bankacılığından sanat sektörüne... Nasıl oldu bu evrilme?

Öyle çok planlı olarak yapılmış bir kariyer değil doğrusu. Amerika’da çalıştığım dönemde de, Türkiye’ye döndükten sonra da çağdaş sanata çok meraklıydım. Eserler aldım, sergileri hiç kaçırmazdım. Gördüm ki, çağdaş sanatta eser alıyorsunuz, asıyorsunuz, seyrediyorsunuz. Bir müddet sonra zevkiniz değişebiliyor. O eseri satmak isteyebiliyorsunuz veya koleksiyonunuzda tutmak istemeyebiliyorsunuz. 1990’lı yıllarda Türkiye’de çok çağdaş sanat eseri alıcısı yoktu.
Eser almak istediğinizde çok kolay ve çok makul rakamlara alabiliyordunuz. O tarihlerde bir profesyonel olarak maaşımla alamadığım Türk ressamı yoktu. Fakat çağdaş sanatı ne kadar kolay alabiliyorsanız satmanız da o kadar zordu... Fiyatlar yüksek olmadığı için müzayede evleri, çağdaş sanat eserlerini satışa koymaya çok hevesli olmuyordu. Bunun iki sebebi vardı. Birincisi çağdaş sanat eserleri duvarda daha fazla yer kaplıyor. İkincisi fiyatları da düşüktü. Müzayede piyasasında çağdaş sanatın olmamasını her zaman bir eksiklik olarak görüyordum. Daha doğrusu çağdaş sanatın ikincil piyasasının olmamasını bir eksiklik olarak kabul ediyordum. Aile holdingi kurulurken yılda bir kez çağdaş sanat müzayedesi yapan bir müzayede kuruluşumuz da olsun istedim. Sanata bir katkı olması için. Yılda bir kez müzayede yapmak için yola çıktık. Yurtdışında sadece çağdaş sanat üzerine müzayede çok yaygındı, bizde ise yoktu.

Başlarda ilgi nasıldı?
Öyle büyük bir ilgi oldu ki, 2006’da yılda bir müzayede hedefiyle yola çıkmışken daha ilk yılda gelen talep üzerine, ikinci müzayedeyi de yaptık. Sonra piyasada likiditeyi artırmak için galerilerin de talebi üzerine yılda 4 müzayede yapmaya başladık. Tamamen kültürel bir aktivite olarak kurmuş olduğumuz Beyaz müzayede, yılların müzayede evlerinin yanı sıra en önemli müzayede kuruluşlarından biri haline gelmeye başladı. Çağdaş sanata artan ilginin doğul bir sonucu oldu bu.
2000’li yıllar çağdaş sanat için çok önemli yıllardır Türkiye’de. 90’lı yıllarda çağdaş sanata meraklı koleksiyoner sayısı 10 kişiyi geçmiyordu. 2000’li yıllarda İstanbul Modern’in kurulmuş olması, 2005’ten sonra daha atak, daha dinamik galerilerin oluşması, bizim de çağdaş sanat müzayedeciliğine başlamamız ve yaygınlaşmasına ön ayak olmamızın etkisiyle çağdaş sanata ilgi bir anda arttı. Yanılmıyorsam 2008’den sonra geçmişte tamamen antika üzerine ihtisaslaşmış bir takım kurumlar ağırlığını antikadan veya objeden çağdaş sanata çevirir hale geldi. Aslında öyle bir noktaya gelindi ki Beyaz Müzayede’nin çağdaş sanatta yaptığı işlem hacmi, klasik resim, hat, obje hepsinin en büyük toplam müzayede satışlarının üstünde gitmeye başladı.

‘Müzayedeye gelmeden mutlaka galerileri gezin'

Müzayadelere katılanlar açısından tavsiyeleriniz var mı?
Sanatseverler mutlaka galerilerdeki sergileri de gezmeli. Müzayedelere biraz daha sanatçıları, resimlerini tanıyarak, o sanatçının daha iyi resimlerini seçebilir hale gelerek katılmaya çalışsınlar. Müzayade de bir eserin satılabileceği en düşük rakam, her zaman aynı eserin galeride satın alabileceğiniz fiyatın altındadır. Bu dünyada da böyledir. Dolayısıyla müzayedeye gelen kimselerin aslında o eser hakkında nereye kadar alım yapabileceği konusunda bir fikri olmalı. Sonuç itibariyle müzayede çok uygun bir fiyata eser de alabilirsiniz. Ama o gün satışta birileriyle çekişirsiniz, eseri çok pahalıya da alabilirsiniz. Çünkü müzayede bir mezat ortamı ve üstü açık.

Bu durumda tavsiyeniz daha önemli hale geliyor.
Benim tavsiyem şudur: Sadece katalogdan karar vermesinler, gidip müzayede sergisini gezsinler. Hoşlarına giden eserler konusunda da fikir edinsinler. Türkiye’de kataloglar eskiden asgari satış fiyatıyla basılırdı. Oysa biz yeni bir sistem getirdik. Bu sistem dünyanın önde gelen müzayede evlerinin kullandığı sistem. Tahmini fiyat aralığını koyduk kataloglara.
Yani diyoruz ki, son bir iki yıldaki fiyatlarına bakarsanız bu eser şu fiyat aralığında satılır. Dolayısıyla biz zaten müşteriye aşağı yukarı bir fiyat aralığı veriyoruz. Birisi bir eseri çok ucuza almak istiyorsa bizim tahmini fiyat aralığımızın alt taraflarında almaya çalışmalı. Ama eseri çok beğenmiş mutlaka almak istiyorum diyorsa tahmini fiyat aralığımızın üstüne de çıkabilir. Ancak tahmini fiyat aralığımızın iki üç misline alıyorsa bu artık kendisinin bileceği bir durumdur. Çok istiyordur, üstüne çıkmıştır. Biriyle çekişiyordur. Müzayedeye gelmeden önce aşağı yukarı bir aralık belirlemelerini öneririm. Çünkü o müzayede ortamında normal şartlarda almak isteyeceği rakamların çok üstüne de çıkabiliyorlar. Kişi çok istiyordur ve kendisine bu lüksü tanıma hakkı vardır. Sanat bir kültürel altyapı gerektiriyor. Bir tüketici maddesi almıyorsunuz.

‘Her kuşak en fazla 10 star sanatçı çıkarır’

Sanatta ana akım nedir?
Dünyanın en gelişmiş sanat piyasalarında dahi her 10 yıllık jenerasyondan, star diyebileceğimiz 5 - 10 sanatçı çıkar ancak. Daha fazla değil. Yani o kuşağı aslında domine eden sanatçı adedi 5 ila 10’u aşmaz. Siz bir koleksiyoner olarak harcayabileceğiniz ne kadar bütçeniz varsa sadece o
5 - 10 sanatçıdan alabilirsiniz. Ya da dönemi derinlemesine almak istiyorum derseniz o 5 - 10 kişinin arkasından gelen ikinci 5 - 10’dan da alabilirsiniz. Bu sizin zevkiniz ve ayırabildiğiniz bütçeye bağlı.
Türkiye’ye baktığınızda çağdaş, modern sanat dediğimizde aslında dünya resmi içine girebilecek kapasitede olan Türk çağdaşını şöyle tanımlayabiliriz: ilk çağdaşlar dediğimiz grup... Ki, buna Fransız ekolü diyenlerde de var.
Kronolojiye göre çağdaşlar
Tavsiye niteliğinde söylemiyorum bu grubu tanımlamak için isimler vereceğim. Mübin Orhon, Fahrelnisa Zeid, Hakkı Anlı, Nejad Melih Devrim, Abidin Dino, Selim Turan aynı tarz olmasa da Fikret Mualla’yı da ekleyebiliriz bu gruba.
1990’lı yıllarda daha öne çıkan bir kısmı vefat etmiş olan bir kısmı da bugünün usta yaşlı kuşağını oluşturan sanatçılarımız var.
Bunları da ağırlıklı olarak soyut ve figüratif olarak ayırabiliriz. Soyutlarda Ferruh Başağa, Erol Akyavaş, Devrim Erbil, Burhan Doğançay, Adnan Çoker gibi sanatçılar... Daha ara, yani figüratif soyutlamada ise Ömer Uluç’u sayabiliriz. Daha figüratif alanda ise Mehmet Güleryüz, Komet, Aladdin Aksoy, Neşe Erdok gibi sanatçılarımız var.
Daha orta kuşağa geçtiğimizde ise Canan Tolon, Kemal Önsoy gibi sanatçılarımız var. Ondan sonra da tanınmış gençlerimiz geliyor biliyorsunuz, Taner Ceylan, Haluk Akakçe, Yaşam Şaşmazer, Gülay Semercioğlu gibi...

Kazanmanın yolu ‘fiyat aralığı’ formülüne bağlı

‘Art Basel’i 20 yıldır kaçırmadım’

Art Basel sanatın Davos’u gibi. Kaç yıldır katılıyorsunuz?
Çağdaş sanatta dünyada fuar adetleri çok arttı. Bu alanda faaliyet gösteren bir profesyonelin dünyada hiç bir fuara gidemiyorsa, hiç olmazsa kaçırmaması gereken bir fuar vardır, o da Art Basel’dir. 20 yıldır arka arkaya, hiç kaçırmadan Art Basel’e gittim. Türkiye’de Art Basel’e gitmeye başladığım dönemde bildiğim kadarıyla iki Türk daha gidiyordu. Art Basel bu işin en eskisi, sponsoru da UBS.
UBS, Türkiye’de özel bankacılık faaliyetine başladığında, Türkiye’deki belli bir varlığa sahip müşterilerini, sanata merakı olsun, olmasın Art Basel’e davet etti. O müşterilerin bir kısmı daha sonra önemli koleksiyonerler haline geldi. Ama bugün baktığınızda artık Art Basel’e yüzlerce Türk gidiyor. Ve bugün bazı koleksiyonerlerimiz dünyanın önde gelen galerilerinin de önemli müşterileri. Türk müşteriler artık Art Basel’de önemsenen bir müşteri kesimi.

Kazanmanın yolu ‘fiyat aralığı’ formülüne bağlı

Çağdaş sanat piyasası 3 yılda % 50 düştü

Çağdaş Türk resminde fiyatlar hep artıyor mu?
2010’a kadar soluksuz arttı. Ama 2010’dan bu yana genel piyasayı söylüyorum, (sanatçı bazında değil) reel kur bazında (döviz kuru bazında) yüzde 50 civarında düşüş oldu. Sanatta hep kazanacağım diye birşey yok. Ama bakın 2005-2010 arasında soluksuz bir artış oldu sanatta. 2010’dan sonra bazı sanatçıların fiyatları arttı ama genel piyasaya baktığınızda yüzde 50’nin üzerinde bir düşüş var. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; önemli koleksiyonerlerin hayatlarında en yüksek getiriyi getiren yatırımları hep sanat koleksiyonları oldu. İyi bir koleksiyoner olmaya doğru gidiyorsanız doğru seçimler de yapmaya başlıyorsunuz.

E-5'te şoke eden görüntü! Otomobildeki şahıs ayaklarını camdan çıkarttıİstanbul E-5 karayolu Cevizlibağ mevkisinde seyir eden bir otomobilin yolcu koltuğundaki şahıs, ayaklarını camdan çıkarttı. Sürücülerin şoke olduğu o anlar kameralara yansırken sürücünün dış dikiz aynasını kapatan şahıs trafiği tehlikeye düşürdü.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber