Kürtçe, okullarda seçimlik ders olmalı

TÜSİAD'ın dün açıklanan 'Demokrasi Raporu'nda 'Kürt Sorunu' başlığı altında, anadillerin okullarda seçimlik ders olarak okutulması önerildi. Raporda cumhurbaşkanına 1982 Anayasası ile verilen bazı yetkilerin, ilgili kurumlara aktarılması da istendi

TÜSİAD, 10 yıl önce yayımladığı "Türkiye'de Demokratikleşme Perspektifleri" raporunu, hazırlayan müteveffa Prof. Dr. Bülent Tanör'ün anısına güncelledi. Prof. Dr. Zafer Üskül tarafından hazırlanan, "Türk Demokrasisi'nde 130 Yıl" başlıklı raporda, 1876 tarihli Kanun-i Esasisi'nden 1997 yılına kadar yaklaşık 120 yılda yaşananlar, tarihsel gelişim çerçevesinde anlatıldı. Raporda seçim barajının yüzde 10'dan yüzde 4-5'e çekilmesi, Anayasa'da yer alan 'milli güvenlik' ibarelerinin 'milli savunma' olarak değiştirilmesi, Genelkurmay'ın Milli Savunma'ya bağlanması, MGK'nın 'anayasal' bir kurum olmaktan çıkarılarak yasayla düzenlenmesi, kimliklerde 'din' hanesinin çıkarılması, imam hatiplerin meslek lisesi olarak düzenlenmesi, okullarda din dersi zorunluluğunun kaldırılması, din dersinin normal ders saatleri dışında okutulması ve nota ve sınava tabi olmaması önerildi. Yeni raporda dile getirilen görüşler özetle şöyle:TÜRKÇE DIŞINDAKİ ANADİLLER EN AZINDAN OKULLARDA SEÇİMLİK DERS OLMALI: Kürt Sorunu ("Güneydoğu Sorunu") konusunda halen siyasi partiler mevzuatında kültürel talepleri ve faaliyetleri, radyo ve televizyonlarda Türkçeden başka dillerde yapılan yayınları kısıtlayan hükümler mevcuttur. Yerleşim yerlerinin adları ile sorunlar devam etmektedir. Türk vatandaşlarının Türkçe dışındaki anadilleri en azından okullarda seçimlik ders olarak okutulmalı. SEÇİM BARAJI YÜZDE 10'DAN YÜZDE 4 - 5'E ÇEKİLMELİ: Yüzde 10 ülke barajı temsilde adaleti önlüyor. 2002 seçimlerinde kullanılan oyların yüzde 46'sı TBMM'de temsil edilmedi. Ülke barajı yüzde 4-5 seviyesine düşürülmeli. Ayrıca seçim harcamaları dikkatle denetlenmeli ve yurtdışındaki vatandaşlara oy hakkı tanınmalı.YASAMADA EN ÖNEMLİ SORUN DOKUNULMAZLIKLAR: Yasamaya ilişkin olarak, ülke gündemini en çok meşgul eden konulardan biri 'dokunulmazlıklar'dır. Anayasa'nın yasama sorumsuzluğu ve dokunulmazlığıyla ilgili 83. maddesinde, toplumun neredeyse bütününün yapılmasını istediği değişiklik gerçekleştirilemedi. Bu çerçevede, milletvekili seçilmeye engel suçlar dokunulmazlık kapsamından çıkarılmalı. TBMM Araştırma Komisyonlarına bilgi verme zorunluluğu getirilmeli ve kişiler komisyonda söyledikleri sözlerden sorumlu tutulmamalı.CUMHURBAŞKANININ BAZI GÖREVLERİ İLGİLİ KURUMLARA AKTARILMALI: 1982 Anayasası, askeri dönemin devlet başkanının kullandığı yetkilerin önemli bir bölümünü cumhurbaşkanının görevleri arasına aktardı. Klasik parlamenter sistemin sembolik yetkilerle donatılmış devlet başkanından uzaklaşıldı. Parlamenter sistemin gereği olarak cumhurbaşkanı yaptığı işlemlerden sorumlu değil. Ancak gerçek yetkilerle donatılmış bir cumhurbaşkanının, yaptığı işlemlerden sorumlu tutulamaması sistemin mantığıyla bağdaşmıyor. Bu nedenle cumhurbaşkanının görevlerinin ilgili olanları yasama, yürütme ve yargı organına devredilmeli.Yürütmenin üzerinde siyasal baskı yaratma potansiyeline sahip olan Devlet Denetleme Kurulu'nu düzenleyen, Anayasa'nın 108. maddesi yürürlükten kaldırılmalı.GENELKURMAY MİLLİ SAVUNMA'YA BAĞLANMALI: Sivilleşme sorunu, askeri bürokrasinin de siyasal otoriteye tabi olmasını ifade eder. "Savunma" görevinin Milli Savunma Bakanlığı'na ve onun içinde silahlı kuvvetlere, "iç güvenlik" görevinin ise İçişleri Bakanlığı'na ve onun içinde güvenlik güçlerine (polis-jandarma) bırakıldığı ve Anayasa'da yer alan "milli güvenlik" ibarelerinin "milli savunma" olarak değiştirildiği bir düzenleme yapılmalı. Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanmalı. Milli Güvenlik Kurulu'nun anayasal bir kurum olması demokratik yönetim anlayışına uygun olmadığından, bu kurum yasayla düzenlenmeli. BİLGİ EDİNME YASASI'NDA İSTİSNALAR DARALTILMALI: Kamu yönetiminde şeffaflığın sağlanması ve yönetime katılma hakkının kullanılabilmesi için, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun istisnaları daraltılmalı. Tüm yönetmeliklerin Resmi Gazete'de yayımlanması zorunlu hale getirilmeli. Olağanüstü hal kararnameleri TBMM'de belirli bir sürede onaylanmamaları halinde yürürlükten kalkacakları Anayasa'da düzenlenmeli.ADLİ TIP ÖZERK OLMALI, ASKERİ CEZADA ÖLÜM CEZASI HÜKMÜ DEĞİŞMELİ: 1982 Anayasası insan haklarına ilişkin düzenlemelerinde devleti öne alan bir yaklaşımı benimsedi. Bu çerçevede, Anayasa'nın Başlangıç'ının demokratik değerlerle bağdaşmayan hükümleri (5. fıkra ve bazı ibareler) ile 14. maddesi ("Temel Hak ve Hürriyetlerin Kötüye Kullanılmaması") (md. 14) kaldırılmalı, 15. maddesi ("Temel Hak ve Hürriyetlerin Kullanılmasının Durdurulması") değiştirilmeli.İşkence ve kötü muameleyle mücadele konusunda, Adli Tıp Kurumu'nun özerkliği sağlanmalı. Askeri Ceza Kanunu'nda Anayasa'ya aykırı olarak yer alan ve ölüm cezası öngören hükümler değiştirilmeli. Adli kolluk genel kolluktan ayrılarak yasayla kurulmalı.KİMLİKTE DİN HANESİ, OKULLARDA DİN DERSİ ZORUNLULUĞU OLMAMALI: Dinsel özgürlük kapsamında kimlik belgesindeki 'din' hanesi çıkarılmalı. Din dersi zorunlu olmaktan çıkarılmalı. İmam hatip liseleri imam ve hatip ihtiyacını karşılamak şeklindeki kuruluş amaçlarının çok ötesine geçti, laik öğretim birliğini bozmaya başladı. Bu liseler, meslek lisesi olarak, imam hatip ihtiyacını karşılayacak biçimde yeniden düzenlenmeli, kız öğrenci almamalı. Ailelerin çocuklarına dinini öğretme ihtiyacına cevap vermek üzere, liselerde, normal ders saatlerinin dışında, din dersi okutulmasını sağlamak için, nota ve sınava tabi olmayan din dersleri konulmalı. Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD), ikinci demokrasi raporunda, "Türk vatandaşlarının Türkçe dışındaki anadillerinin okullarda seçimlik ders olarak okutulması" önerildi. Düşünce özgürlüğü, demokrasinin 'olmazsa olmaz'larındandır. Bu sebeple anayasal güvencesinin de tam olarak sağlanması gerekir. Özellikle TCK'nın 301. maddesi ifade özgürlüğünü tehdit ediyor. Bu maddeye dayanılarak birçok dava açılmıştır.Başta Anayasa'nın "düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26. maddesi ve TCK'nın ilgili maddeleri olmak üzere, mevzuat yeniden düzenlenmeli. Anayasa'nın basın özgürlüğünü düzenleyen maddeleri yeniden kaleme alınmalı. 'Düşünce özgürlüğüne tam anayasal güvence sağlanmalı' Hak arama özgürlüğünün sağlanabilmesi için, Anayasa'nın "yargı yolu" başlıklı 125. maddesi tüm idari işlemleri kapsayacak şekilde genişletilmeli. Memurlara sağlanan yargısal dokunulmazlığın dayanağı olan, Anayasa'nın 129. maddesinin son fıkrası yürürlükten kaldırılmalı. Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkı daha çok kuruma tanınmalı, bireysel başvuru da mümkün olmalı. Devletin işlem ve eylemleri yargı denetimine tabi olmalı. Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler, Yüksek Askeri Şûra kararları ve Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu kararları yargı denetimine tabi olmalı.Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu bağımsız yapıya ve kendi sekreteryasına kavuşturulmalı, hâkimler idari olarak kurula bağlanmalıdır. Askeri yargı, yargı bütünlüğü, mahkemelerin bağımsızlığını ve yargıç teminatı ilkelerini ihlal eder niteliktedir ve bu sebeple kaldırılmalıdır. Yüksek mahkeme üyeleri sadece cumhurbaşkanı tarafından seçilmemeli, seçimi Yargıtay ve Danıştay üyeleri yapmalıdır. 'Askeri yargı sistemi kaldırılmalı Şûra kararları yargıya açık olmalı' TÜSİAD'ın raporunda, birincisine göre ifadelerin daha vurgulu olduğu, birçok konuda görüşlerin daha net ifade edildiği dikkat çekti. İlk raporda da Kürt sorununa değinilmiş, dille ilgili sınırlamaların kaldırılması istenmişti. Bu raporda 'anadilin seçimlik dil olması' önerildi.TÜSİAD'ın önceki raporunda seçim barajının indirilmesi önerilmişti. Bu raporda oran da (yüzde 4-5) konulması dikkat çekti. Önceki raporda cumhurbaşkanının görev süresiyle ilgili bazı görüşler hatırlatılmış, ancak yetkileriyle ilgili bir öneri gündeme getirilmemişti. Dikkat çekenler

İnanılmaz görüntü! Akın akın geldiler...TEKNOFEST'in düzenlendiği Atatürk Havalimanı çevresinde yoğunluk yaşanıyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber