Takıları meditasyonla buldu, mücevherin kitabını yazdı...

Naci Şenocaklı, 13 yaşında çırak olarak başladığı mücevher işinde, Diamond markasını oluşturmuş.Markayı şimdi de yurtdışına taşıyor

Takıları meditasyonla buldu, mücevherin kitabını yazdı...

Naci Şenocaklı, mücevher sektörünün duayen isimlerinden. Tam 43 yıldır bu işin içinde. 1965’te Kapalıçarşı’daki bir kuyumculuk atölyesinde çırak olarak başladığı meslekte, bugün Diamond markasıyla yurtdışına açılmaya hazırlanıyor.
İlhamını Osmanlı motiflerinden alan Şenocaklı, modellerinin çoğunu 15 yıldır yaptığı meditasyon sırasında buluyor! Zamanında işini oturtana kadar şarkıcılık bile yapan Şenocaklı, diğer mücevher firmalarından farklı olan yönünün sanatçılık olduğunu düşünüyor. Bu nedenle her bir tasarımı hazırlaması 3 - 4 ayı buluyor.
Şenocaklı’nın kızı Deniz Şenocaklı da babasının izinden gidiyor. Baba kız Şenocaklılar, Türkiye’deki 4 mağazalarına Rusya’yla başlayarak ABD, Dubai ve Fransa ayaklarını eklemeye hazırlanıyor. Naci Şenocaklı, Diamond macerasının başlangıcını ise şöyle anlatıyor:
“Bu işe 1965’te 13 yaşında başladım. Ortaokuldan ayrıldım ve Kapalıçarşı’da bir imalathaneye çırak olarak girdim. Hep Ermeni ustaların yanında çalıştım. Aslında ustalarım işi pek öğreneyim istemezdi. Çalıştıkları yere yaklaştırmazlardı. Sonunda, kimsenin yanında çalışamadığı çok sinirli bir Ermeni ustanın yanına girdim. Kendisi çok sertti. ‘Sabır, sabır, sabır’ dedim, ama işi de ondan öğrendim.
İş öğrenmek için yok paraya çok çalıştım. Cebimde yol param dışında para olmazdı. Hiç unutmam, bir gün canım seyyar satıcıdan şam baba tatlısı çekti. Afiyetle yedim ama Kapalıçarşı’dan Okmeydanı’ndaki evime de yürümek zorunda kaldım. Şimdiki gençler işe girdikten sonra biraz fazla para veren çıkarsa hemen gidiyor. Ben ise sabredip işi öğrendim. Şimdi meyvesini yiyorum.”     

Şarkıcı oldu, Zeki Müren’e takı sattı
Ancak her şey bir anda süt liman olmamış. Şenocaklı’nın aklında hep kendi işini kurmak varmış. Bir ara ek iş olarak şarkıcılık yapmış, Yurdaer Doğulu ile sahneye çıkmış. Bu sayede Zeki Müren ve Huysuz Virjin müşterisi olmuş. Şenocaklı şöyle anlatıyor:
“Askerlik sonrası Kuşadası’nda bir tezgâhta satışa başladım. İyi para kazandım. İstanbul’a geldim. 1974’te Beyoğlu’nda Anabala Pasajı’nda bir dükkân devraldım. Sahiplerinin biri Rum, diğeri Ermeni’ydi. Mağazanın adı ‘Diamond’ idi. Bana, ‘Bu ismi değiştirme, çok müşterimiz var’ dediler. Hemen ismin tescilini aldım. Şimdi ise çok kopyamız çıktı. O yüzden markamızı ‘Diamond by Naci Şenocaklı’ olarak da kullanıyoruz. 1979’a kadar bu dükkânda kaldım.
O aralar Nişantaşı’ndan ciddi müşteriler beni keşfetti. Nişantaşı’nda dükkân açmam için çok ısrar oldu. Oraya taşındım. Yaptığım tasarımlar giderek herkesin dikkatini çekti. 1989’da Galleria’da bir şube açtık. Alışveriş merkezine giren ilk kuyumcu olduk. 1993’te de Akmerkez’e de girdik. Bir şube de Suadiye’de açtık.
Şimdi de yurtdışına açılacağız. Rusya, ABD, Dubai ve Paris projemiz var. Çeşitli illere bayilik vereceğiz. Sırf yurtdışı için bir pazarlama müdürü aldık. İşe 3 milyon dolar ihracatla başlamayı planlıyoruz.”

‘Modeller gözümde uçuşuyor’  
Tasarımlarında büyük ağırlığı Osmanlı ve Türk motiflerine verdiğini belirten Naci Şenocaklı, başarı için kendi kültürünü yansıtmak gerektiğini söylüyor.
Ay yıldızlı modellerin her zaman çok tuttuğunu, yeni modeller için ise çok sayıda müze gezip kitap incelediğini dile getiren Şenocaklı şunları anlatıyor:
“Osmanlı’dan esinlendiğim bir motiften 20 - 30 tane model yapıyorum. Mutlaka hayalimden bir şeyler katıyorum. 15 yıldır meditasyon yaparım. Bu sırada gözümde modeller uçuşur. Tasarımlar gelmeye başlar. Yanımda defterim var, hemen çizerim.
Çin’den takı alıp kendi markası altında satan çok var. Bizim gibi el emeği göz nuru uğraşmıyorlar. Biz hiçbir zaman böyle yapmayacağız. Biz sanat yapıyoruz.”

Kızını yetiştiriyor
Şenocaklı’nın en büyük yardımcısı ise kızı Deniz Şenocaklı.
Şenocaklı ilk modelini 12 yaşında yapmış. Bu, ay yıldızlı yüzük modeli hâlâ çok satıyormuş. Yeditepe Üniversitesi’nde Uluslararası Dış Ticaret okuyan Şenocaklı, “En büyük hedefim yurtdışına açılmak. Türkiye’de bu alanda neler yapıldığını, farklı olduğumuzu dünyaya göstermek istiyoruz” diyor. 


MÜCEVHER ALANA VE SATANA TAKTİKLER:
Pahalı yüzük gösterin, itiraz gelirse sevinin...

Naci Şenocaklı kısa süre önce, meslekteki 43 yıllık deneyimini ‘Mücevhercinin Sırları’ adlı kitabına aktardı. Hem mücevher satmak, hem de mücevher almak isteyenlere bu kitapla rehberlik yaptığını belirten Şenocaklı, “Bu işi öğrenene kadar çok kazık yedim. Bu kitap sayesinde, meslektekiler ve müşteriler işin püf noktalarını bilsin istiyorum” diyor.
Altından pırlantaya kadar mücevhere ait tüm bilgilerin yer aldığı kitapta, satış ve pazarlama taktikleri de var. Bu taktiklerden bazıları şöyle:
-  Müşteri ile çatışmaktan kaçınmalı. Bir gün bir müşterimiz vitrindeki ‘ruby’li yüzüğü görmek istediğini söyledi. Biz de ‘Yakutlu yüzüğü mü görmek istiyorsunuz?’ dedik. O, ‘Hayır, ruby’liyi görmek istiyorum’ diye ısrar etti. Kendisine ruby ile yakutun aynı anlama geldiğini söylesek de, o ruby’nin yakutun makbulu olduğunu iddia ediyordu. İşte tam bu nokta, o taşlara ruby deme zamanıdır...
-  Müşteri itiraz etmeye başladığı zaman satışınız başlamış demektir. İtirazları mantıklı cevaplarla karşılayabilirseniz satış kaçınılmazdır. İtirazlar müşterinin o ürünle ilgilendiğinin göstergesidir. 
-  Ayna karşısında olmak müşterinin en çok istediği andır. Müşteriyi sıkboğaz etmeyin. Sessiz kalmayı tercih edin. Müşteri ürünün özelliklerini yaşayarak anlar.
-  Müşterilerin ne kadar harcama yapmak istediklerini anlamanın yolu onlara pahalı bir ürün göstermekle işe başlamaktır. Ucuz ürün pahalıdan kolay satılır. İlk önce 2 bin dolarlık yüzüğü gören müşteri bin dolarlık yüzüğü görünce ucuz olduğunu düşünür. Oysa ilk önce 500 dolarlık yüzükle karşılaştığında bin dolarlık yüzüğü 2 kat pahalı algılayacaktır.

DENİZBANK CEVAPLIYOR
‘Teminat Mektubu’ nedir?
 Teminat mektubu, borçlunun muhataba karşı yüklendiği bir edimin yerine getirilmesini garanti için banka tarafından lehdara verilen mektuptur. Kural olarak teminat mektubu, muhatabın uğrayacağı bir zararın tazmini için verilir. Banka teminat mektubu vermek suretiyle taahhütte bulunduğu muhatabın varsa zararını ödemeyi üstlenir. Kendisine garanti verilen kişiye “Muhatap”, lehine teminat mektubu verilen kredili müşteriye ise “Lehdar” denir.
Teminat mektubu kredili müşteriye mevcut kredi ilişkisi dolayısıyla alınan bir ücret (komisyon) karşılığında muhataba hitaben düzenlenir. Böylece kredili müşteri, bankanın isim ve prestijinden faydalanarak nakit teminat vermekten kurtulmaktadır. Banka ise, vermiş olduğu teminat mektubu karşılığında, kredili müşteriden bir komisyon almaya hak kazanmakta, buna karşılık bir tazmin halinde teminat mektubu meblağını ödeme riskini üstlenmektedir.
‘Geçici Teminat Mektubu’ nedir?
 Geçici teminat mektupları, bir ihaleye katılmak için ihaleyi yapan makama hitaben verilir. Geçici teminat mektubu ile genellikle mektup lehdarın ihalenin üzerinde kalması durumunda ilgili sözleşmeyi imzalayacağı ve kesin teminat mektubu vereceği garanti edilir.
‘Kesin Teminat Mektubu’ nedir?
 Bu tür teminat mektuplarının konusu, lehdarın mektupta belirlenen yükümlülüğünü yerine getireceğini garanti etmek oluşturmaktadır. Yükümlülüğün kısmen ya da tamamen yerine getirilmesi halinde bankanın tazmin borcu doğmaktadır.

milliyetkobi.com’da ne var?
-  TÜBİTAK Sanayi Ar-Ge desteklerinde danışmanlığın rolü... 
-  Yatırımcılar ekonomiye karamsar bakıyor! 
-  Topraklarımız zehirli ilaçlardan kurtuluyor. 
-  ‘AVM’ler konsept kurbanı’...

Suriye sınırına askeri sevkiyatTürk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Suriye sınırındaki birliklere lojistik malzeme takviyesi yapıldı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber