Türkiye yabancı için riskli

Türkiye yabancı için riskli

Türkiye yabancı için riskli

       David Tonge; IBS Araştırma ve Danışma Şirketi
       Yabancı yatırımda en büyük sorunu yaratan faktör enflasyon. Yabancı firmaların sordukları soru "aktif paralarını enflasyona karşı nasıl koruyacakları." Çoğu kişi enflasyon faktörü yok olmadığı sürece Türkiye'nin hiper enflasyona maruz kalmasından korkuyor. Onları endişelendiren rakamlar. Ve rakamlar da hep "yüksek enflasyon" diyor. İkinci dinamik ise bazı ülkelerin Türkiye'deki insan hakları ve demokratikleşme ile ilgili kaygıları. Örneğin bildiğim bir Amerikan dev petrol firması 300 milyon dolarlık yatırımını televizyonda gördüğü PKK ile ilgili program yüzünden iptal etti. Tabii bir de özelleştirme konusu var. İhalelerin en yüksek teklifi verenlere gitmediği gerçeği. Bazı ihalelerin iptal edilmesi gerçeği. İhaleleri kazananların "garip bir insanlar topluluğu" olduğu gerçeği. Tabii bir de buna bazı ihalelerin ertelendiğini ve bazı insanların mahkemeye çıkartıldığını da eklemek gerekir.
       Bir yatırımcı olarak evinin etrafında olan bitene bakarsın. Gördüğün sistir. Bu sisli havada yola düşmek için karşı tarafta parlak bir ışığın olması gerekiyor. Şu aşamada Türkiye'den görünen ışık biraz gidip geliyor.
       Bunun nedeni de özelleştirme sürecinde şeffaflık olmaması. Oysa Türkiye çok dinamik bir pazar. Bu yüzden de bir birçok yabancı şirket zaten Türkiye'ye yatırım yapmış durumda. Yine bir benzetme yapacağım, hangi koşullar altında yatırıma girdiğini bilmeyen bir şirket için Türkiye yeni denenen bir yemek çeşidi gibi. Hazımsızlık yapabiliyor

       Patrice de Saint Andre .genel müdür. BNP.AK.Dresdner Bank Aş
       Türkiye'deki yabancı yatırım sorunu direk olarak krizle ilgili değil. Eğer Türkiye'deki toplam yabancı yatırım oranını diğer ülkeler ile kıyaslarsak, seviyesi düşük kalıyor. Bu oran Türkiye'nin potansiyeli ile de karşılaştırınca da oldukça düşük. Birinci soru yabancı yatırımın neden bu kadar yetersiz olduğunu anlamak. En büyük neden enflasyon oranı. Niye en büyük neden. Çünkü çoğu yatırım gayrimenkul halinde değil. Bu para işleyen sermaye olarak tutuluyor. Eğer bu parayı Fransız Frangı ya da ABD Doları olarak getirirseniz yatırımınızı likid para olarak koruyamıyorsunuz.
       Eğer likid para yeterli derecede korunabilirse hiçbir problem kalmaz. Türkiye yabancı yatırımcı için çok cazip bir ülke ve yüksek bir gelişme potansiyeline sahip. Eğer geleceğe yatırım yapmak istiyorsanız Türkiye çok ilginç bir ülke. Ama eğer kısa vadeli bir yatırım yapacaksanız dikkatli olmanız gerekiyor. 1999'da ne olacağını kestirmek zor. Bu, riskin daha büyük olduğunu gösteriyor. Şu an Türkiye'de yaşanan politik istikrarsızlığı Fransız Dördüncü Cumhuriyetine benzetiyorum. Bu dönemde hükümetler çok zayıftı. Hatta bir hümükümetin altı ay iktidarda kalması büyük başarı sayılırdı. Ama devlet oradaydı. Ve ülkenin gelişmesi bu çalkantılı dönemde çok iyiydi. Türkiye'de de durum bu. Yani ekonomi siyasetin dışında işliyor.


       Tuğrul Belli (Turkish Bank Genel Sekreter)
       Kriz yatırımları etkiledi. Yabancılar çıkabildikleri ölçüde çıktılar piyasalardan. Özellikle Borsa'dan, bono piyasasından çıkabildikleri ölçüde çıktılar. Bonodan herhalde pek bir şey kalmadı. Borsa'da ise mecburen kaldılar. Bir üç dört milyar dolarları daha var. Fiyatların çok düşük olduğu için çıkmayı düşünmediler. İç dinamiklerimiz eğer global kriz olmasaydı idare edecek düzeydeydi bence. Bütçede bazı açıklar olmasına rağmen sorunlar büyük değil. Ama asıl konu global krizin nasıl seyredeceği. Önümüzdeki dönem kısa vadede yabancıların yatırımlarına kaldıkları yerden devam edeceğine, geri döneceğini pek düşünmüyorum açıkçası. Onun dışında 6 ay, bir yıla bakmak gerekiyor. Ama kriz yönünde çok değişik teoriler var.
       Bu arada biz banka olarak likiditeyi çok yükseğe çıkardık. Kaynaklarımızı ise vade bakımından çok geriye çektik. Yabancı bankaların büyüme yoluna pek gideceklerini zannetmem. Doğrusu Türk bankalarının da niye bukadar şube açtıklarını anlamıyorum. Hem yüksek maaliyetli bir şube açıyor, hem de o şube yüksek fazle para topluyor.


       İsak Antika. (Chase Manhattan Bank Genel Müdürü)
       Ben daha çok direk yabancı yatırımdan söz edeceğim. Türkiye'ye yapılan yabancı yatırım oranı rekabet ettiği ülkelere baktığımız zaman düşük gözüküyor. Türkiye reformlarını rekabet ettiği ülkelerden önce yapmış. Ancak ikinci aşamada yapması gereken reformları da 15 yıldır konuşup yapamamış bir ülke. Yani bazen insanlara şunu diyoruz. Bir ülke hep gelişen pazar olup, gelişen pazar kalamaz. Seçim yapacak. Ya yukarıya doğru çıkacak, ya da aşağı doğru inecek. Maalesef 10 - 15 yıldır hep gelişmekte olan pazar eğilimi gösterdi. Yapması gereken yapısal değişimler var. Örneğin devletin ekonomiye etkisinin azaltılması. Bu yapısal değişiklikler yapılmadığı için direk yatırım alanında bazı sıkıntılar yaşandı. En basit örnegi, enerji sektöründe ciddi bir potansiyel açık ve buraya çok önemli bir yabancı yatırım ilgisi vardı. Fakat belirli prosedürlerden politikalardan dolayı hala bu yatırımlar gerçekleştirilebilmiş değil. Bunun birçok nedeni var. Örneğin özelleştirme. Petrol Ofisi'nde ve Türkbank'ta olan hadiselerden sonra o da bir darbe almış durumda.
       İnsanlar genelde mutfaklarında yangın olduğu zaman salonlarına badana yaptırmak eğiliminde olmuyorlar. Herkes ilk önce yangınla ilgileniyor. Şu durumda yatırımcılar önceliklerini belirlemeye çalışıyorlar. Bu yeni dünya düzeninde önceliklerinin nerede olacağına karar verecekler. Global kriz bitene kadar biraz 'bekle gör' politikasında içinde olacaklar. Şimdilik panik kararlar verme konusunda herhangi bir telaş olmayacak.
       İlk önce kendi evinizi toplamanız lazım. Politik reformlar, ekonomik reformlar yaparak en azından sizin kontrolünüz altındaki olayların olumlu olduğunu dünyaya anlatmış olursunuz.
       Şu anda Türkiye'de yabancı yatırım faaliyeti 'yavaş pozitif'. Yani direk yabancı yatırım, Türkiye'de küçük bir artış içinde. Ancak geçtiğimiz on, oniki yıl içinde gelebileceğinin çok altında. Türkiye, en iyi yılında 1 milyar dolara yakın aldı. Gerçekten çok az. Saygın bir alım gücü olan bir pazardan söz ediyorsunuz.




2 buçuk aylık İsmail bebeği, annesi ağladığı için boğmuş!Konya’da mama yerken nefessiz kaldığı iddiasıyla götürüldüğü hastanede ölen 2,5 aylık İsmail K.’ın annesi Fatma K.(21) ifadesinde, bebeğini ağladığı için yüzüne yastık bastırıp, boğarak öldürdüğünü itiraf etti. Fatma K., tutuklanarak cezaevine gönderildi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber