Yazarlar
15.06.2014 - 02:30

El Kaide felaketi

Sitene Ekle
kgursel@milliyet.com.tr  |  Kadri Gürsel kgursel@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Irak’ın başta Musul olmak üzere Sünni şehirlerinin El Kaideci Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından ele geçirilmesi, Türkiye, bölge ve Dünya güvenliği için bir felakettir.
Kimse bu korkunç durumu bir “Sünni ayaklanması” makyajıyla normalleştirmeye kalkışmasın.
IŞİD’in Musul’daki Türkiye Başkonsolosluğu’nu basarak, Başkonsolos dahil 49 kişiyi rehin alması ise Türkiye’nin ulusal felaketidir.
Bu 49 kişi El Kaideci bir örgütün elinde olduğuna göre, Türkiye’nin Suriye ve Irak’la ilgili iradesi de onlar serbest kalana kadar El Kaide’nin rehinesi durumundadır.
Bu felaketin birçok sonucu olacaktır.
Ancak, sonuçlardan önce nedenlerini irdelemeliyiz ki başımıza gelen bu musibetten bir şeyler öğrenelim.
“Ulusal felaket”ten başlayalım...
Başkonsolosluktaki insanlar henüz vakit varken tahliye edilebilirlerdi.
Ankara’daki karar alıcılarda eksik ve yanlış olan neydi ki başkonsolosluktakiler El Kaide’nin eline göz göre göre bırakıldılar?
Ankara’daki zevatı tehlikenin adım adım yaklaştığını görmekten alıkoyan neydi?
Yanlışlık, “Ortadoğu” denildiğinde, Ankara’daki kafaların içinde bir şartlı refleksmiş gibi bir anda her tür risk kaygısının kaybolup, bunun yerini ölçüsüz bir girişkenlik ve mesnetsiz bir İslam kardeşliği romantizminin alması mıdır?
Yanlışlık, bizim karar vericilerin IŞİD denen El Kaide örgütünden pek de büyük bir tehdit algılamıyor oluşları mıdır? IŞİD’in Türkiye çıkarlarına bu denli zarar vermeyeceği gibi bir varsayım ile mi hareket edilmiştir?  
Bu, sözde değerler adına ulusal güvenliği göz ardı eden yanlış bir dış politika anlayışının yerel ölçekteki yansıması mıdır? “Musul’u ne pahasına olursa olsun terk etmemek” gibi...
Eksiklik, yeterince becerikli ve öngörülü olunmaması mıdır? Muhakeme kapasitesi mi sınırlıdır?
Eksiklik, eski Cumhuriyet’in devletinden tevarüs ederek büyüttükleri bir güvenlik kültürü açığı mıdır?  
Bence bunların hepsidir.
Musul felaketinde bu yanlışlık ve eksikliklerden hangisinin ne oranda rol oynadığı ve yetkililerin bunlardaki sorumluluk payı, şimdi değil belki ama ileride mutlaka ortaya çıkar.
Neticede El Kaide’nin Sünni Irak’ta egemen güç haline gelmesi, Türkiye açısından, herkes için olduğundan daha özel bir felakettir.
IŞİD felaketi, Ankara’dakilerin Suriye’ye attığı bumerangın Irak üzerinden dönerek Türkiye’yi vurmasıdır.
Musul’un İŞID tarafından ele geçirilmesine imkan veren şartlar, biraz da AKP iktidarının Suriye politikası yüzünden oluşmuştur.
Bu bumerang etkisi şöyle meydana geldi: AKP’nin dış politika yapıcıları Baas rejiminin çöküşünü hızlandırmak için sınır güvenliğini kasıtlı olarak ihmal edip binlerce uluslararası cihatçının Türkiye üzerinden Suriye’ye geçmesine olanak verdi. Rejim çökertilemedi ama Türkiye’yi iki yönlü bir serbest geçiş yolu ve lojistik geri üs olarak kullanan bu gruplar  Suriye’nin kuzeyini bir “cihadist Mad Max”e dönüştürdüler.
Suriye ve Irak arasında bir “El Kaide geçişkenliği” oluştu. Fırat Vadisi boyunca Suriye’nin kuzeyine doğru ilerlemekte olan “Irak’taki El Kaide”, operasyonlarını bu şartlarda iki ülkeye de yaydı ve nisan 2013’te “Irak Şam İslam Devleti” adını aldı.
IŞİD, Suriye’de Baas rejiminin gerilemesinden, Irak’ta ise ABD işgalinin sona ermesinden doğan iktidar boşluklarından istifade etti. Bağdat’taki Şii Maliki yönetiminin mezhepçi tutum ve politikaları da Sünni aşiretleri El Kaide’nin kucağına itti.
İşte, Musul’un düşmesiyle sonuçlanan El Kaide ilerleyişi, bir unsuru da Türkiye-Suriye sınırının buharlaşması olan bu “sinerji” sayesinde mümkün hale geldi.
Felaketin nedenleri bunlardır.
Yarınki yazıda ise felaketin muhtemel sonuçlarından bahsedeceğim.  

Yazarlarda Ara
Bul
Atatürk'ün kızkardeşinin adı nedir?
©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.