Dünya genelinde söz sahibi olduğumuz alanlardan biri de  EMDR’dır. Bu terapi tekniği özellikle travma geçirmiş kişilerde çok iyi sonuçlar vermektedir. EMDR, (Eye Movement Desensitization and Reprocessing) göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme” kelimelerinin İngilizce karşılığıdır. EMDR, içinde bilişsel davranışçı, psikodinamik ve danışan merkezli terapi yaklaşımlarını da barındıran bütüncül bir psikoterapi anlayışıdır.

 

Travma sonrası stres bozukluğunun (tecavüz, taciz, terk edilme, boşanma v.d.) tedavisindeki başarısıyla ilk kez terapistlerin dikkatini çekmiştir. Günümüzde artık başarıları sadece bu bozukluk ile sınırlı değildir. Panik atak ve sosyal fobi gibi anksiyete bozukluklarından, migren ve fibromiyalji gibi organik bozukluklara ve okul başarılarındaki etkinliğine kadar birçok psikolojik  ve fizyolojik sorunun tedavisinde başarıyla uygulanmaktadır.

 

EMDR bazı psikolojik sorunları tedavi etmenin yanı sıra zorlu yaşam koşullarıyla mücadelede kişinin becerilerinin artmasına da katkıda bulunur, böylece bireyin yaşama uyumu daha kolay hale gelir. Birçok psikolojik sorunda kişinin ya kendisi ya da çevresiyle alakalı algılarında sorun vardır. İşte bu gibi durumlarda da yine EMDR hem bireyin kendisi, hem çevresi, hem de kişiler arası ilişkilerinde adeta bir yol gösterici olarak işlev görebilir. Tedavi sonunda elde edilen davranış değişikliği kalıcı bir değişim olarak kişinin yaşamına olumlu katkıda bulunur.

 

EMDR’ı diğer terapi yöntemlerinden ayıran en önemli özellik etkinliğinin yanı sıra hızlı sonuç vermesidir. Hipnozda olduğu gibi EMDR da başlangıçta kimi çevrelerce defansla karşılaşmış ancak elde edilen olumlu sonuçlar karşısında malum çevrelerin direnci kırılmıştır.  Yoğun sıkıntı yaşayanların daha ilk seanstan itibaren yaşadıkları değişimle sıkıntılarında meydana gelen azalma, hissettikleri rahatlık, o kötü anıda oluşan çözülme ve duygusal rahatlama EMDR’ın etkinliğini kanıtlar niteliktedir.

 

Başarılı bir EMDR terapi uygulamasından sonra danışanlar yaşanan olayın travmatik etkisini ya eskisi kadar yoğun hissetmemekte ya da hiç rahatsızlık vermediğinden söz etmektedirler. Çünkü danışan için başlangıçta çok büyük sorun olan travmatik olay artık anlamını yitirmiş ve travmatik olay hatırlandığında da kendisine ilişkin önceki olumsuz inançlarının aksine kişi daha olumlu inançlar geliştirebilmiştir. Bilişsel davranışçı psikoterapilerin de önemle üzerinde durduğu temel inançların olumlu yönde değişime uğraması, “şimdi ve burada”  sorunlara çözüm olduğu gibi aynı zamanda, geleceğe yönelik olumlu algılamaların da gelişmesine katkıda bulunabilir. Bütün bunların her biri EMDR uygulamasında tek tek işlenmektedir.

 

Çoğu zaman seanslarda hızlı gelişen değişimlerle karşılaşılabilir. Adına abreaction dediğimiz çözülmeler  (boşalımlar) oluşabilir. Hastalar kadar uygulayıcıları da şaşırtan bu sonuçlar bir şeyin kanıtı gibidir; EMDR işe yarıyor!

 

EMDR bir hipnoz uygulaması değil. Ancak; bütüncül yaklaşım konusunda aşağıdaki alıntının önemli olduğuna inanıyorum. EMDR uygulamalarında yol gösterici bir yayın olarak okuduğum “Ruhsal Travma Tedavisi için EMDR” kitabının 19.sayfasından yaptığım alıntı şöyle; “Travma terapistinin yeterli hipnoz becerisine sahip olması, oturumlarda kullanması, tedavide başarısını arttıracaktır. Ülkemizde hipnoz ile ilgili kitaplar bulunmaktadır. Kimi şarlatanların hipnoza büyük güçler atfeden yaklaşımları uzun yıllar ruh sağlığı profesyonellerini bu yaklaşımdan uzak durmaya itmişse de, bu tekniğin terapistin dağarcığında bulunması, yüzeysel hipnozun gevşetici etkisinin oturumlarda ya da oturum aralarında kullanılması yararlıdır.”(1)

Başarılı terapi seansları için terapistin alet çantasında ne kadar çok ekipman varsa sonuç o kadar iyi olacaktır.

 

(1): Ruhsal Travma Tedavisi İçin EMDR. Doç.Dr. Önder KAVAKÇI. HYB. 2012.