“Empati” günlük dilimize gireli çok olmadı. Şimdilerde herkesin dilinde.  Fakat  “empati”yi ne kadar biliyor, ilişkilerimizde ne kadar  kullanabiliyoruz?

“Empati” nin altı kademesinden bahsedilir;

1-      İçgüdüsel Empati; Bütün canlıların dünyaya gelirken beraberinde taşıdığı temel empati. 

Haberleri izlerken , sevdiğimiz bir filmde izlediğimiz duygusal bir sahnede döktüğümüz gözyaşları, bu içgüdüsel empatinin sonucu.  Başkasının canı yandığında verdiğimiz tepki, mutlaka aynı acıyı deneyimlemiş olmamızdan değil, empati kurabilmiş olmamızın doğal tepksidir.  Aynı şekilde başkalarının yaşadığını varsaydığımız kaygı,  endişe, üzüntü, stres ve duygusal acı gibi duygulara da  aynı şekilde empatiyle karşılık verip hislerini paylaşıyoruz.

2-      İlişkisel Empati; İlişki içinde bulunduğumuz insanların duygularına verdiğimiz  tepkiler.

İlişkimizin yakınlığına orantılı olarak, duygularına da o denli  duyarlı tepkiler veririz. Annemizin üzüntüsüne,  her zaman alışveriş yaptığımız mağazanın sahibinin üzüntüsünden daha fazla duyarlı olmamız gibi. Bu nedenle sevgilimizi üzen arkadaşını düşman, onun en iyi arkadaşını dost belleyebiliriz.

3-      Deneyimsel empati;  Kendi deneyimlerimizle edindiğimiz sonuçları, aynı deneyimden geçen insanlarla özdeşleştirmek.

Bu sebeple insanlar evlilikleri ile ilgili danıştıkları uzmanların evli, çocukları için danıştıkları uzmanların da anne veya baba olmasını tercih ederler.  Kendi yaşadığımız sıkıntıları yaşayan bir bireyin bizi daha iyi anlayacağını düşünürüz. Çoğu zaman da yanılmayız.

4-      Temel  empati;   İçgüdülerimizin, deneyimlerimizin ve duygusal yakınlıklarımızın yarattığı doğal empatiyi geliştirmek için  gereken eğitimin ilk adımıdır.

Etkili dinleme, göz temasını koruma, onaylama, geri bildirim verme  vs . gibi temelleri vardır. Empati kurmuş olmak için hem size söylenenleri etkin bir şekilde dinlemeniz hem de anladığınızı hissettirmeniz gerekir.

5-      Gelişkin Empati;  Karşımızdaki bireyin, kendini ifade etmek için seçtiği kelimelerinin yanı sıra, kendini hem sözel hem de bedensel ifade edişini  sezme ve anlama basamağıdır.

Toplumun bize verdiği eğitimle, saygı kurallarını uygular ve dilimizle bu saygıyı yansıtırken,  tam da aynı anda bedenimiz aslında orada olmak istemediğimizi ve hatta saygı yerine iğrenme, aşağılama gibi olumsuz duygular hissettiğimizi haykırabiliyor. Gelişkin empati basamağında hem sözel hem bedensel dilin bize anlattıklarıyla karşımızdaki bireyi yorumlarız.

6-      Yüksek empati;  Eğitimin de tek başına sağlayamadığı, kişinin doğuştan gelen yatkınlığının da gerek olduğu empati basamağıdır.

Gözlem ve sezi yeteneklerinin yüksek olduğu bu basamak, kolaylıkla hislerinin kuvvetli olması, kişinin geleceği görmesi vb. sıfatlarla karıştırılır. 

 Oysa “iyi”  bir terapi için gerekli koşul, uzmanın yüksek empati kurabilmesidir. Bu da hem doğuştan gelen bir iç görü, hem de eğitim gerektirir.

Bu sebeplerle empati bu kadar önemli ve “empati” kurma becerisinin  yüksek olmasını beklediğimiz bir uzmanla yapılan terapiler  bu  kadar faydalıdır. Sizi bazen, sizden de iyi anlayıp yorumlayabilecek bir uzmana, hangimizin ihtiyacı yok ki?