Doktorlar arasında bir laf vardır, "En büyük rakibim hasta yakınları" diye.

Bunu niye söylüyoruz? Cevabı oldukça basit aslında. Hastalarımızın kafalarını karıştırıyorlar.

Hasta psikolojisi dediğimiz unsura dikkat etmemiz gerekir. Vücutları ile ilgili küçük veya büyük, bazı problemler yaşayan kişiler endişeli,kaygılı olurlar ve bu kişilerin güven, ilgi ihtiyacı herzamankinden daha falzadır. Hastalıkları ile ilgili durum hakkında yoğun kaygı yaşayabilirler. Hastalarla ilgilenirken bu psikolojiye uygun davranışlarda bulunmak gerekir. Onların kaygılarını anlamak ve bunu normal bir seviyeye indirgeyecek hal ve tavırlar sergilemek gerekir. Kısacası empati kurmak lazım.

Tıp bilimi oldukça karmaşık ve zor bir alan. Bilimdeki muazzam gelişmelere rağmen hala daha bilinmeyen o kadar çok şey var ki... Aynı hastalığa sahip iki kişi aynı tedaviye farklı nitelikte yanıtlar verebiliyorlar. Çünkü hastalığın kendisi bir faktör olmakla birlikte o hastalığa sahip kişinin fizyolojik yapısındaki farklılıklar sonuçlarında değişken olmasına neden oluyor.

Hasta yakınları ise çevrelerinde benzer hastalıkları geçirmiş kişilerden edindikleri izlenimler kadar o hastalık hakkında fikirleri var ve aslına bakarsanız çoğu zaman yanlış yorumlanmış oluyor. Bu fikirler dahilinde hastaya yaklaştıklarında yaptıkları telkinler büyük oranda hatalı olacaktır. Bu, hastanın kafasını gereksiz yere karıştırmaktan ve doktoruna olan güvenini sarsmaktan başka bir işe yaramaz.

Doktorluk eğitimi, dünyada ki en uzun süreli eğitimdir ve doktorun tüm meslek hayatı boyunca da devam eder. Bu denli bilgi yükünü zaman içerisinde tecrübesiyle harmanlanarak olgunluğa eriştirmiş bir doktor, tedavisinin hastaların yakınları tarafından zarar görmesini istemeyecektir. Hasta yakınları olarak bu konulara dikkat edilmesi gerektiğini önemle vurgulamak isterim. Benim en başarılı vakalarım, bana en çok güvenen ve bu güven ilişkisine başkalarının karışmasına izin vermeyen hastalarımdır. 

Sevgiler

Dr. Atakan ELTER