Adı: Küçük, zayıf Hun Amblemi: Ok ve nal

Bir parfümün büyüttüğü şirket





"Hükümdar, ölmeden önce üç oğlunu da yanına çağırır. Herbirine birer ok vererek kırmalarını emreder. Çocuklar okları kolayca kırar. Hükümdar bu kez iki ok birden verir; çocuklar iki oku da kırarlar. Üç ok verdiğinde ise çocuklar zorlanır, okları kıramazlar. Bunun üzerine der ki: "Siz birbirinizden ayrılırsanız hepinizi bu oklar gibi birer birer kırıp parçalarlar. Halbuki birlik olursanız hiç bir kuvvet sizi kıramaz..."
Hunca Kozmetik'in Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hunca'yı dinlerken bundan yüzyıllar önce yaşanmış, dilden dile aktarılan bu öykü geldi aklıma. Anlattığına bakılırsa Hunca Kozmetik'te de böyle bir öykü yaşanmış.
Baba Adnan Hunca, çocukları Tuncer ve Huncer Hunca'yı eğitimleri bittikten sonra yanına çağırmış, onlara şöyle bir konuşma yapmış: "Ben şirketi belli bir yere getirdim. Bundan sonra siz, 'işe devam edeceğiz' derseniz devam edelim. Yoksa bu şirketi satın almak isteyenler var. Satarız, herkes hakkına düşeni alır, yoluna gider. Düşünün, kararınızı verin." O gün iki kardeş de hiç düşünmeden yola devam etme kararı almış.

30 milyon dolar ciro
1957 yılında Adnan Hunca tarafından kurulan Hunca Kozmetik, bugün 30 milyon dolar ciroya sahip, 650 işçi istihdam eden bir sanayi kuruluşu.
Tuncer Hunca, 1986 yılında işe başladığında şirkette 30 işçinin çalıştığını ve 2.5 milyon dolar ciroya sahip olduğunu söylüyor.
ABD'de kimya mühendisliğinde okuyan Tuncer Hunca, şirkette ilk olarak üretim bölümünde işe başlamış. Adım adım yükseldiği şirkette, 1994 yılında sorumlu murahhas aza görevini üstlenerek Baba Hunca'nın yetkilerini devralmış.
Şirkette çalışmaya başladığı dönemde Hunca'nın 150 olan ürün sayısının, bugün bin 500'e çıktığını kaydeden Tuncer Hunca, 1999 yılında Manisalı May Kozmetik firmasını satın alarak renkli kozmetiğe girdiklerini belirtiyor. "Şirketi satın aldığımızda yüzde 3 pazar payı vardı. Bugün payını yüzde 19'a çıkardık" diyor.

Yangın atlattılar
Türkiye'nin 'en genç ekibine' sahip olduklarını söyleyen Tuncer Hunca şöyle devam ediyor:
"42 yaşındayım ve şirkette en yaşlı kişi benim. Bu genç ekiple ekonomik krizler, depremler, yangınlar atlattık."
Şirketin Çerkezköy'deki tesislerinde 2000 yılında yangın meydana geldiğini belirten Hunca, üretime dört ay ara vermek zorunda kaldıklarını anlatıyor. O dönem gözlerini yaşartan bir olay da yaşamış: "Yangından sonra her taraf yanmış, duman ve sisten perişan bir haldeydi. Tesisin alt katındaki bir odayı temizleyip, toplantı yaptık. Ekibime şirketten ayrılıp ayrılmayacaklarını sordum. 'Bugüne kadar pek çok şey başardık. Sıkıntı çekeceğiz ama ayrılmayı değil, kenetlenmeyi düşünüyoruz' dediler. Daha az ücret alarak çalışmaya devam ettiler. Fedakârlıkları karşısında gözlerim dolmuştu."
Şu anda en güçlü oldukları alanın parfüm sektörü olduğunu belirten Tuncer Hunca, "Adetsel bazda yüzde 35 pazar payına sahibiz. Bu yıl ciro hedefimiz 30 milyon dolar. İhracatımız 1998 yılında 10 bin dolardı. 2004 kötümser senaryomuza göre ihracat hedefimiz 5 milyon dolar. İyimser senaryoya göre de 10 milyon dolar. Bir ülke ile başladık, şu anda 35 ülkeye ihracat yapıyoruz" diyor.

TÜSİAD'dan istifa etti
Bir süre sonra aktif görevini devretmeyi düşünen Tuncer Hunca, yeni sektörlere de girmek istiyor.
"10 yıl içinde başka sektörlere de girmeyi düşünüyorum. Kadın ve çocuğa yönelik sektörler, olabilir. Henüz şekillenmiş bir proje yok ama kararlıyım. Turizm ve lojistik de olabilir" diye anlatıyor.
2000 yılında TÜSİAD'a üye olan Tuncer Hunca, bundan altı ay önce, 'bazı konularda yeterli duyarlılığı görmediği için' üyelikten istifa etmiş.
Yıllardır parfüm işiyle uğraşmanın Hunca'ya bir de getirisi olmuş. Hunca her türlü kokuyu ayırt edebiliyor. "Kendi ürünlerimizi tespit edebiliyorum. Dünyada bine yakın ürün var ve bunları tespit etmek mümkün ama tehlikeli. Neden mi? Parfümü hissedebilmek için yakınlaşmak gerekir. Uzak kalmak lazım" diye anlatıyor.
Türkiye'de metroseksüel erkeklerin sayısının arttığı söyleniyor. Erkeklere yönelik kozmetik ürünler üretip üretmediklerini merak ediyorum. "Hayır" diyor ve şöyle devam ediyor.
"Türkiye'deki erkekler hâlâ maço. Öyle dedikleri kadar bakımlı denilen metroseksüel erkeklerin sayısında artış yok. Buna paralel olarak erkeklere yönelik kozmetik ve bakım ürünlerinin tüketimi de çok az. Onlara yönelik üretim yapmak için sayılarında artış olması gerekir. Tüketici kitlesi olarak yeterli kitle yok. Metroseksüel erkeklerin sayıları az ve bunun için yatırım yapmaya hatta konuşmaya bile değmez."

Hunca adı 2 bin senelik bir isimmiş. Hunca'nın ailenin asıl isminin Hunza olduğunu söylüyor. Hunza Pakistan'daki bir nehrin adı ve Hunca ailesinin ataları önceleri bu bölgede yaşıyormuş. Ailenin Hunza bölgesinden göç ederek Kafkasya'ya geldiğini anlatan Hunca şöyle devam ediyor:
"Kafkasya'da Hunza'nın zor telaffuzundan dolayı 'za' eki yerine 'ca' eki konmuş ve Hunca olmuş. Ca eki Çerkezlerde küçük ya da zayıf anlamına geliyor. Yani Hunca'nın anlamı "küçük, zayıf Hun" demek. Ayrıca şirketimizin logosu da aile amblemimiz. Yani ok ve nalı sembolize ediyor."
Hunca ailesi Bolşevik ihtilalinden sonra Balıkesir Manyas'a ardından İstanbul'a yerleşmiş.

Hunca, baba Adnan Hunca tarafından 1957 yılında kurulmuş. O dönem kozmetik tüketimi de yok denecek kadar az, kozmetiğin sektör olmadığı yıllar.
Hunca işe sıfırdan başlayarak Asmalı Mescit'te kurduğu küçük bir atölyede kozmetik üretimine başlamış.
Hikâyenin gerisini Tuncer Hunca'dan dinleyelim:
"Babam Türkiye'de ilk, dünyada ikinci saç kremi olan Hunca Balsam'ı üretiyor. Bununla birlikte şirket önemli bir ivme kazanıyor. Arkadaşları o dönem, 'Elin kremi olur ama saçın kremi olmaz ki' diyorlar. Babam da kısa bir süre sonra saçın da kremi olacağını ispat ediyor. Çok önemli siparişler alıyor. Böylece imalathaneyi büyütüyor. Şu anda Çerkezköy'de 30 bin metrekare kapalı alanda üretim yapıyoruz. Bunları ben bile hayal edemezdim."
Baba Hunca parfüm alanında da birçok yeniliğe imza atmış. Kendi buluşu olan parfümler şirketin belki de dönüm noktası olmuş. Jagler, Viva Cappio adlı parfümler şirketi bugünlere taşımış.
Tuncer Hunca şöyle devam ediyor:
"Özellikle Viva Cappio bizim önümüzü açan bir parfüm. Babam bu parfümü ürettiği vakit, telefon rehberinden bulabildiği herkese küçük tester'lar (deneme ürünleri) gönderdi. 600 bin tane tester'ı evlere postaladı ve çok başarı elde etti. Viva Cappio yani tek bir ürün, yönetim binamız ile Çerkezköy'deki tesisimizin kurulmasını finanse etti. 1986 - 1990 yılları arasında en yüksek satış noktasına ulaşmıştı. İç pazarda 480 bin satış adedine yükselmişti. İngiliz esans firması o dönem babama Viva Cappio'nun esansını
erkek esansı olarak göndermişti. Babam onlara bu esanstan kadın parfümü üreteceğini söyleyince, şok olmuşlar. Babam parfümü işlemiş ve sonuç olarak böyle bir başarı elde etmiş."

ABD'de okurken kurdukları "Young Turks" adlı takımda futbol da oynayan Hunca, aynı dönemde sakatlanarak futbolu bırakmış. İş dışındaki aktivitelerinin başında Galatasaray geliyor. Faruk Süren ve Mehmet Cansun dönemlerinde yöneticilik yapan Hunca, kulübün yaklaşan seçim arifesinde de yöneticiliğe soyunmuş. "Mehmet Cansun'un seçime girip girmeyeceği belli değil. Girerse durum netleşecek. Girmezse başka başkan adaylarından talepler olursa değerlendireceğim" diyor.
Galatasaray'da yöneticilik yapmak ona göre zor bir görev. "Yöneticilik yaptığım o dönem sabah 08:00 - 10:30 arasında şirket işlerimi yaptım yaptım, yoksa yoğunluktan ilgilenemiyordum. Gece yarısına kadar inanılmaz bir telefon trafiği yaşıyordum ve tüm zamanım neredeyse Galatasaray'a gidiyordu" diye anlatıyor. Geçen dönem seçimi kaybetmelerinin Hunca şirketi için iyi ama Galatasaray için iyi olmadığını söyleyen Hunca, sportif ve maddi anlamda başarısız bir döneme girildiğini belirtiyor. Peki ona göre Galatasaray nasıl kurtulacak? "Kurtulacak tabi" diyor ve devam ediyor: "Her şirketin, müessesenin inişi ve çıkışı olur. Kulüp çıkış dönemini tamamladı, inişe geçti. Çıkış dönemine tekrar gelecektir. Genç yöneticilere önem vermek lazım. Galatasaray bir marka, kaynak bulmak da hiç zor değil."

'Fener'e de parfüm üretiriz'
Yıllar önce Galatasaray için 14 çeşit parfüm ve kozmetik ürünü ürettiklerini söyleyen Hunca, "Kulüpten yeterli desteği alamadığımız için de şu anda ürün sayısı dörde düştü. Lansmandan sonra ivme kazandı ama şu anda satışlar iyice azaldı. Kalan ürünleri de bir sene içinde kaldıracağız. Galatasaray büyük bir taraftar kitlesine sahip. Değerlendirilseydi önemli bir kaynak da sağlanacaktı. Çünkü biz net satıştan yüzde 10 pay veriyorduk kulübe. Fenerbahçe'den de teklif geldi ama kulüplerin destek vermediğini gördüğümüz için sıcak bakmadık. Destek görürsek biz ticari bir müesseseyiz ve seve seve Fener için de üretim yaparız" diye anlatıyor.



BUSINESS


Gıdada da sigara gibi 'sağlığa zararlıdır' uyarısı
Dün senin olsun, yarını anlat bana
Beşiktaşlı Zeki Bey'in halısını en çok Fenerliler alıyor
3 metrekarede Harry Potter çarıkları yapıyor
İş dünyasının iç mimarı
Ver bakalım oradan bir turuncu...
Bir tek otel binasını götüremiyorlar
Pirincin başkentinde Ergene kirlendi, tarla kalmadı
Metroseksüellere yatırım yapmaya değmez
Halka açık aile şirketlerinde etik
'Milli Takım bizi de dağıttı'
Yurtdışından elde edilen ücretler beyana tabi
Amerikalı 24 kilo, Türk 800 gram temizlik kağıdı kullanıyor
Sermayenin AKP riski
Batı'da eli uzun Doğu'da eli açık
Haydi Bill! Harca artık şu paranı...
Kültürel çatışma
Türkiye'de anarşistti, Almanya'da teknoloji patronu oldu...
Yorgun finansçıya masaj terapisi
AB'de harcama krizi
Dijital Oyuncaklar

Türkiye: Mektup çöpe atıldı, yanıtı Barış Pınarı HarekâtıCNN Türk'e konuşan Cumhurbaşkanlığı kaynakları, ABD lideri Trump'ın diplomatik nezaketten yoksun mektubunun reddedildiğini söyledi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber