Başbakan'a eski arkadaşından mesaj var

Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nda işçi heyetinin başkanı Ergün Atalay, Erdoğan'ın 25 yıllık arkadaşı. Başbakan'ın asgari ücret zammı ile ilgili tavrını da Atalay'ın 'belirlediği' söyleniyor. Atalay "İstediğimiz zammı alamazsak, 'sözünde neden durmadın' diye ilk ben sorarım" diyor

Başbakan'a eski arkadaşından mesaj var



Başbakana eski arkadaşından mesaj var


İngiliz iktisatçı Keynes, "işçiler ücretlerini birbirine bakarak belirler" der. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "2004 asgari ücretine yüksek zam" tavrında acaba sendikacı arkadaşları belirleyici olmuş mudur?
Asgari ücret tespit komisyonunda işçi heyetinin başkanlığını, Ergün Atalay isminde, üslubu ve samimiyetiyle sıradışı denilebilecek bir sendikacı yapıyor. Türk - İş mali sekreterliği görevini yürüten Atalay, aynı zamanda Demiryol İş Sendikası'nın başkanı. Atalay'ın bugünler için belki de ayırdedici özelliği Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 25 yıllık çok yakın arkadaşı olması. Atalay ve Erdoğan 1977'li yıllarda Milli Selamet Partisi'nin gençlik teşkilatından tanışıyorlar. Gençliğinde Demirspor futbol takımının kaptanlığını yapan Atalay da Erdoğan gibi iyi bir futbolcu. Erdoğan'ın hapis yattığı dönemdeki başlıca müdavimlerinden biri de yine Atalay.

'Atalay belirledi' denilince...
Güvenilir birkaç kaynaktan "Başbakan'ın 'asgari ücret zammı en az yüzde 50 olmalı' tavrını Atalay belirledi. Asgari ücret rakamı yüksek tutulacak. Sendikacılar Erdoğan'a teşekkür sırasına girecek. Erdoğan'da yerel seçim yatırımı yapmış olacak" bilgisi gelince, biz de Ergun Atalay ismine dikkat kesildik. Atalay'a "Bu iddia doğru mu?" diye sorduk.
Atalay, "Böyle söylenmez ama ben Tayyip Bey'in yakın arkadaşıyım" derken, asgari ücret için Başbakan'la tek bir görüşmesi olmadığını vurguladı. "O kendi işini ben de kendi işimi yapıyorum" diye konuşan Atalay, asgari ücretin yüksek tutulacağından ümitli değil. Ama bir de sözü var; eğer net asgari ücret 300 milyon liranın altında kalırsa Başbakan'a "Sözünün arkasında neden durmadın?" diye soracak ilk kişi Atalay olacak. Çünkü Atalay en fazla 'yakışan iftira'dan korkuyor.
İki gün sonra asgari ücret açıklanacak. IMF ile program mutabakatının temel şartı olan "ücretlerde geriye doğru endeksleme yapılmayacağı (artışın yüzde 12'nin üzerinde olup olmayacağı)" konunun bam telini oluşturuyor. Bu sorunun yanıtını henüz bilmiyoruz; ama Devlet Bakanı Ali Babacan'ın Business 2004 özel sayısında yayınlanan şu sözlerine de dikkatini çekmek istiyoruz:
"Geçenlerde Belçika Başbakan'ı bana IMF'den şikayet ediyor. IMF, Belçika Hükümetini 'Maaşlarda neden geriye doğru endeksleme yapıyorsunuz' diye eleştirmiş. Niye karışıyorlarsa..."

Faiz dışı fazlaya günlük nöbet
Ekonomi bürokrasisi geçen haftayı eli yüreğinde geçirdi. Hazine'nin kasım ayı nakit tablosu 11 ayda 16 katrilyon lira faiz dışı fazla (FDF) verildiğini ortaya koydu. Ancak 2003'ün son haftasına girilirken milli hasılaya oranla yüzde 6.5'luk fazlanın içindeki yüzde 5'lik bütçe fazlası hedefi şüpheli hale geldi. Ödenekler bütünüyle serbest bırakılınca, harcamaların bir hafta içinde 2 katrilyon lira artabileceği gözlendi. Bunun üzerine Hazine ve Maliye bürokratları FDF'nin durumunu gün gün kontrol ederek IMF'yle iştişare halinde oldu.
Faiz dışı fazla hedefinin tutup tutmayacağı yarın (pazartesi günü) açıklık kazanacak. Eğer tutarsa, Türkiye ilk defa temel taahhüdünde tam isabet sağlayacak. IMF ise yüzde 6.5'luk fazlayla dünya rekorunu ilan edecek.

Bankacılıkta haksız rekabet
Cumhurbaşkanı'nın geçen hafta perşembe günü onayladığı Bankacılık Kanunu'nun ek 5'inci maddesi kamu bankalarına alacaklarını tahsil ederken Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu gibi davranabilecekler. Ziraat Bankası kredisini batıran müşterisini takip ederken, muvazzalı iş yaptığını tespit ettiği firmanın ve sözkonusu firma yöneticilerinin mallarına el koyabilecek. Bu düzenleme batakların tahsili için olumlu. Ancak diğer taraftan özel bankalar, Ziraat ve Halk bankalarının haksız rekabetiyle karşılaşacaklarını düşünüyorlar. Çünkü özel bankalar TMSF yetkilerini kullanamayacaklar. Bu düzenleme 2001 krizi sonrası kamu bankalarının özel bankalar gibi çalışmasını öngören diğer kanunlarla çelişiyor. Yani ek 5'inci maddeyi mantık kayması nitelemek doğru olur.

Devam notları:
Geçen hafta yayınladığımız Business 2004 özel sayısı nedeniyle "devam notları" bölümünde birikme yaşandı. Hemen her yazıya bir açıklama geldiği için yalnızca bir bölümüne aktarma imkânı buluyoruz:
- Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) iki hafta önce İGSAŞ ihalesini ortaya çıkan teklifler itibariyle başarıyla sonuçlandırdı. Bina içinde açık artırma devam ederken, ÖİB binasına bitişik karanlık sokakta, Chevrolet Voyager marka siyah bir arabanın içinde Hayyam Garipoğlu'nu elinde cep telefonu sürekli konuşurken tespit ettik ve fotoğrafladık. "Hayyam Garipoğlu ne yapıyor" sorumuza ÖİB'den gelen yanıt özetle şöyle: "İdaremizin İdare binası dışında, kimin ne yaptığını, takip etme, bilme ve denetleme gibi bir görevi sözkonusu olamaz."
İGSAŞ ihalesinde en yüksek teklifi veren Yıldız A.Ş adındaki şirketin "kereste ticaretiyle uğraştığını" ve "İGSAŞ'ı limanı
için satın almak istediğini" belirtmiştik.
ÖİB, şirket yetkililerinin verdiği bilgiye atıfla "mevcut kapasitenin genişletilerek iki yeni fabrika kurulacağını" bildirdi. Umuyoruz biz haksız çıkarız. "Kamu bankacılığında Egebank kardeşliği" başlıklı yazımızda Ziraat Bankası yöneticileri Murat Ulusu, Can Akın Çağlar ile BDDK Başkanı Tevfik Bilgin'in özgeçmişlerinin analizini yapmıştık. Öğle yemeğinde biraraya geldiğimiz Ulus ve Çağlar "yazdıklarınız yanlıştır" demedi, aksine "cv'lerimiz, tarihler hariç copy karbondur" derken "kardeşlik durumunun" kendileri için avantaj olduğunu anlattılar. Şöyle de ince bir hesap var: Ziraat Bankası 140 yıllık tarihinde 54 genel müdür gördü. Her genel müdür ortalama 2.4 yıl görev başında kaldı.




BUSINESS


















19 Ekim 2019 Magazin Bülteni19 Ekim 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber