Geri Dön

'Bıyığımı eşim istiyor'

'Fabrika sahibini çaycılık yaparken görünce üzüldüm'





Bu söyleşide siyaset, din ve hatta avcılık bile yok. Bu 'yok'ların esprisini aşağıda anlatacağım ama önce söyleşiyi yaptığımız 13 Mart cumartesi gününe dönelim. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun Ankara'daki ofisindeyim.
İlk izlenimlerim şöyle: Hemen girişte büyük ekran televizyon duruyor. 'Power Türk' kanalına ayarlanmış. Böylece Hisarcıklıoğlu'nun pop müzik sevdiği sonucunu çıkarmam gerekiyor. Gözüme kuruyemiş ve lokumlarla dolu sehpa çarpıyor. Dediğine göre 'canı sıkıldıkça' bir avuç fındık atıveriyormuş ağzına. "Oda başkanlarım yolluyor, ben de misafirlerime sunuyorum. Anadolu insanı, aç bırakmıyor" diyor.
Cumartesi günü ya, spor bir kıyafet giymeyi tercih etmiş. Belleğimde takım elbiseyle sabit olduğu için şaşırıyorum. Teybi açıyorum...
Sohbetimizi anlatmadan önce 'yok'ların esprisinden söz edeyim. Her zaman olduğu gibi siyaset ve din konularına girmiyor. "Ben işadamıyım iş konuşurum" diyor. Avcılığa gelince, bu da onun ilgi duyduğu ancak 'yapmadığı' bir spor dalıymış. (Şşşşşşş!.. Basın danışmanı Azmi Özgür duymasın.)
İş dünyasını yakından takip eden bir muhabir olarak, Hisarcıklıoğlu'nu yıllardır tanırım ama bu söyleşi onun bilmediğim birçok yönü olduğunu gösterdi. Mesela, o da benim gibi uçmaktan korkuyormuş. Bu korkusunu dokuz yıl önce yenen Hisarcıklıoğlu şimdi miline mil katıyormuş. Konu uçak olunca bir anısını anlatmaya başlıyor. Şaka gibi, ondan dinleyelim.

'Ben uçakla dönmem'
"1989'da bir Rusya gezisindeydik. Tam dönecekken iki yakın arkadaşım uçağa binmeyiz diye tutturdu. Çok korkuyorlardı. Biz de bunu şaka konusu yapıp epey eğlendik. Bir hafta sonra da Sinan Aygün ile Ankara'dan İstanbul'a gidiyoruz. Havaalanı yolunda arkadaşlarımın uçaktan nasıl korktuğunu anlatıp eğlendik. Uçak tam kalkacak, bende büyük bir panik başladı. Hostesler yanımıza gelip 'İlk defa mı biniyorsunuz?' diye sordular. 'Hayır, ama ne oldu ben de anlamadım' dedim. Bir anda olmuştu. Hostes 'Beyefendi yolcuları rahatsız ediyorsunuz, sizi arkaya alalım' dedi. Tam arkaya geçecektim ki dizlerimin bağı çözüldü. Külçe gibi yere düştüm. Koluma hostesler girdi ve beni sürükleyerek arkaya götürdüler. Sinan 'Beni korkutmak için böyle yapıyorsun' deyip inanmadı. 'Ne korkutması bu iş ciddi!' dedim.
Hisarcıklıoğlu, arkaya geçince hosteslere "Bu uçakta paraşüt yok mu? Bir tane paraşüt verin ve beni uçaktan atın. Nereye düşersem düşeyim" demiş. Hostesler, 'Uçaklarda kabin basıncı var. Yolcularımızı kapıyı açıp atamayız, hem paraşütümüz de yok' demişler. İstanbul'a 'bitmiş vaziyette' inmiş. Olayın devamı şöyle:
"İstanbul'da işimizi bitirdik, döneceğiz. 'Ben otomobil kiralayacağım uçakla dönmem' dedim. Sinan hâlâ inanmadığı için 'Sen uçaktan korkmazsın. Uçakta muhakkak bir şey olacak ki sana böyle malum oldu. Ben de seninle karayoluyla döneceğim' dedi. Dönüş uçağında kaza olup olmadığı öğrenebilmek için, radyolu bir otomobil kiraladık. Ben kullanıyorum. Yollar şaşılacak derecede boş. Tam Bolu'yu geçmiştik ki, yoldaki benzinciden bir kamyon fırladı yola. Hemen şerit değiştirdim. O anda otomobil kendi ekseninde dönmeye başladı. Zar zor durdum. Kamyon yolu dikey geçip şarampole yuvarlandı. Meğerse şöförü benzincide çay içerken, freni boşalıp kendi kendine yola fırlamış. Büyük bir kazadan son anda kurtulmuştuk. Sinan'a 'Biz uçaktan kaçtık. Allah bu olayla 'değil havadan kaçmak eğer vakit geldiyse bu iş karada da biter, diyor' dedim. Bize ders oldu. Uçaktan korkan arkadaşlarla gırgır geçiyorduk ama bir yerde galiba incitmişiz onları. Ah almışız. 1995'e kadar da uçmadım. Yurtdışında bile karayoluyla gidiyordum."

Babası askeri doktor
Hisarcıklıoğlu uçaklarla ilgili ilk anısını sekiz yaşındayken yaşamış. Ankara TED Koleji'nde yatılı okurken 1963 yılındaki iki yolcu uçağının şehrin üzerinde çarpıştığı kazaya tanık olmuş. Tek çocuk olmasına rağmen neden yatılı okuduğunu soruyorum."Babam askeri doktordu. Görevi nedeniyle dört yaşıma kadar ABD'de kalmıştık. Babam o süre içinde İngilizce konuşmakta zorlanmış. Böyle bir sorun yaşamamam için beni TED Koleji'nde yatılı okutmaya karar verdi. Çünkü Kayseri'de görevliydi" diyor.
Hisarcıklıoğlu'na göre yatılı okumanın da avantajları var. Kişiye kendi ayakları üzerinde durmayı öğrettiğini, yetişmesinde büyük faydası olduğunu düşünüyor. Yatılıyken annesiyle sürekli yazışmış. Sonra Ankara İktisadi Ticari Bilimler Akademisi Ekonomi ve Mali İşletmecilik Bölümü'nü bitirmiş.

Tezgâhta çorap satmış
Hisarcıklıoğlu çalışmaya da çok erken başlamış. İlkokul birinci sınıftayken, yaz tatillerinde Kayseri'ye gittiğinde babası çalışmasını istemiş. İki ay bir eczanede çalışmış. Her hafta sonu 5 lira kazanmış ve 40 lira biriktirmiş. Ancak yıllar sonra haftalıklarını babasının ödediğini öğrenmiş. Üniversite bitene kadar her yaz çalışmış. Tezgâhta çorap bile satmış. "Arkadaşlarım tatile, ben çalışmaya giderdim. Babama hiç öfke duymadım. Çünkü para kazanmak hoşuma giderdi" diyor.
Hisarcıklıoğlu'nun zamanında 'Beni neden koleje gönderiyorlar' diye düşündüğü de olmuş. Onun hesabına göre babasının okula verdiği para aslında ileride kendine sermaye olabilirmiş. Bunları anlatırken 'tam bir Kayserili' diye geçiriyorum içimden. Ancak sonradan iyi bir eğitimin ne kadar büyük bir sermaye olduğunun farkına varmış.
Üniversiteyi bitirir bitirmez Nuh Makine'de işe başlayan Hisarcıklıoğlu bu deneyimini şöyle anlatıyor:
"O zaman aile şirketlerimizin başında dayım Muharrem Eskiyapan var. Annemin babası Nuh Eskiyapan'dan kalma dört beş şirket var. İyi bir görev bekliyorum. Dayım bana atölyede çalışmaya başlayacağımı söyleyince çok bozuldum. Nişanlıyım da. İtiraz da edemedim. Saadetten Usta'nın yanında çalışmaya başladım. Kısa sürede şirketin ticaret müdürü oldum."
Aile şirketlerinde yapacağı bir katkı olmadığını anlayınca kuzeniyle birlikte iş kurmaya karar veren Hisarcıklıoğlu, "Ürettiğimiz malın hepsini satıyorduk Müşteri sıra bekliyordu. Ticareten bir katkı yapamayacağımızı anlayınca Ankara Rüzgârlı Sokak'ta kendi işimizi kurduk. 1981 yılıydı. İki yıl sonra ciroda o sokakta lider konuma geldik" diye anlatıyor.
Şu anda Hisarcıklıoğlu'nun yedi şirketi var. "Tek çocuğum ama her işimde ortağım var. Ortak iş yapmaktan da çok mutluyum. Hiç kavga bilmeyiz" diyor.

Hisarcıklıoğlu'nun çocukluk düşü babası gibi asker olmakmış. "İdealim asker olmaktı. O üniforma hayallerimi süslerdi. Ancak tek dersten ikmâle kaldım. O da resim dersiydi. Ve giremedim askeri okula" diyor. Neden bıyıklı olduğunu soruyorum: "Eşim bıyıklı olmamı istiyor. Bir ara bıyığım yoktu. Eşim bırak dedi, bıraktım. Kes derse keserim. Tamamen eşimin tercihi" diye yanıtlıyor. Hisarcıklıoğlu'nun pek çoğumuz gibi bir emeklilik hayali de yok. TOBB Başkanlığı'ndan sonra ticaret hayatına aktif olarak dönecekmiş. "Emeklilik hayalim hiç olmadı. Bu işleri bırakayım da deniz kenarında bir kasabaya yerleşeyim demem. İnsanı diri tutan çalışmadır" diyor. Hisarcıklıoğlu, kendisine gelen hediyeleri toplayarak TOBB'da küçük bir müze oluşturmuş. İleride bunları bir katalogda toplamayı planlıyor .

"Odalar Birliği tarihinde, bütün oda ve borsaları yerinde ziyaret eden ilk başkan benim" diyor gururla. Tam 362 odaya gitmiş. Peki tüm oda başkanlarının adını biliyor mu diye merak ettim. Memleketim Uzunköprü oda başkanının adını sordum, "İbrahim Akalın" dedi. Hatta ziyaretleri sırasında üzerine yemek dökülen tek yer Uzunköprü'ymüş. "Bana gömlek borçlusunuz demiştim. Genel kurulda bir baktım ki gömlek alıp gelmişler" diyor. Krizin ardından TOBB Başkanı olduğunu hatırlatan Hisarcıklıoğlu şöyle anlatıyor: "Gittiğimiz her yerde gözyaşı, işsizlik, karamsarlık vardı. Turgutlu'da 47 tuğla fabrikasından sadece biri açıktı. Kapalı fabrikalardan birinin sahibi, çay ocağında çaycılık yapıyordu. En acı olay oydu. Beni en sevindiren olayı da Bayburt'ta yaşadım. Tokat'tan Bayburt'a geçecektim. Başkana 'Bana dere alabalığı yedireceksin' demiştim. Ancak çok geciktik ve 'Erol'cum yemek işi iptal' dedim. Gece yarısı Bayburt'a vardığımızda girişte bir konvoy bizi bekliyordu. Uyumamışlar ve bizi beklemişler. Gittik gece 01.00'de balık yedik. Bu olay beni öyle mutlu etmişti ki." Hisarcıklıoğlu bu gezilerin artık 'geleneği' sayılan uzun yemek fasıllarında tam on kilo almış.

Ankara Rüzgârlı Sokak'ta inşaat malzemeleri satarken Ankara Ticaret Odası (ATO) Meclisi ile tanışan Hisarcıklıoğlu'ndan Meclis seçimleri için arabuluculuk yapması istenir. Böylece kendisini bir anda seçimin ortasında taraf olarak bulur. Seçimleri kazanarak meclis üyesi olan Hisarcıklıoğlu, dönemin ATO Başkanı Ahmet Çavuşoğlu tarafından TOBB Delegesi yapılır. Bir buçuk yıl sonra da Çavuşoğlu'na karşı ATO Başkanlığı'nı yedi oyla kaybeder.
"Şartlar beni otomatikman muhalefet lideri konumuna getirdi. Bir süre sonra Çavuşoğlu ile ortak seçime girmeye karar verdik. Seçimler bitti, Çavuşoğlu başkan oldu, ben başkanvekili. Ancak o istifa ederek tekrar seçime gitmemizi istedi. 11 kişilik yönetim, seçimden bir hafta sonra istifa ettik. Ama bir hata yapıp yedeklerimizi istifa ettirmemişiz. Sinan Aygün'ü de yedek listesine ben yazmıştım. Dönemin Sanayi Bakanı Yalım Erez, 'Seçime gidemezsiniz, yedekleri göreve çağırın' mesajı gönderdi. Yedek listesi tamamen benim ekibimdi. Yazı geldikten sonra Sinan'a 'Başkan sensin' dedim. 'Ne başkanıyım abi' diye sordu. 'ATO Başkanısın' dedim. Sinan, meclis nasıl yapılır, kim kimdir hiçbir şey bilmiyordu. Meclise gelmezdi. Sinan'ı arabaya bindirir meclise ben getirirdim. Mecliste tartışmalar başladığı anda bir bakmışım Sinan yok, firar. İşte böyle bir durumda Sinan bir anda ATO Başkanı olmuştu. Biz o dönem dışarıda kalmış, bu işleri bilmeyen 11 kişi de yönetime girmişti" diyor.



BUSINESS


Telekom özelleştirmesinde piyasa ve Telsim endişesi
Türkler çalışkan mı yoksa tembel mi?
'Herkese iş, herkese ev' mi... Nasıl yani?!
Kızgın Güney Koreliler'i Ali Kibar yumuşattı
Evin küçük kızı büyüdü kendi şirketini kurdu
Anamur muzu Çikita'ya direndi ve kazandı
'Etik', mahkeme kararına bağlanır ise, ne işe yarar?
Az daha uçaktan atlayacaktı
Pazarlama dünyası ciddi bir krizin eşiğinde
Göçmen işçi, 150 milyar dolar kazandırıyor
Kimi etkilemeye çalışıyor?
Markaların rengi Pantone'den sorulur
Doğan Onlıne, yeni ekonomi devi Google ile işbirliğine gidiyor
Efsaneler geri döndü

17 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteniİşte magazin dünyasındaki günün gelişmeleri...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber