Cüzdanıma sahip olabilirsin, duygularıma asla

EDİTÖRDEN





İlk 'reklamı' beş yaşındayken Kadıköy Eminönü vapurunda seyretmiştim. Televizyon olan evlerin parmakla gösterildiği, henüz gazete okumaya başlamadığım o dönemde benim canlı reklamımın tek ve baş kahramanı elinde çantasıyla hışımla içeri girdi. Önce bir limon çıktı çantadan sonra da küçük sarı bir alet. O aleti limonun içine maharetle daldırdı, sonra limon çeşme oldu, aktı, aktı, aktı. Bir yandan da 'elle sıkılan limondan bu kadar su çıkmayacağı, her eve, anneye bu pratik aletin çok şey katacağını anlatıyordu. Konuşması bitti, isteyen istemeyen herkesin kucağına birer tane bıraktı, sonra iadeleri ve paraları topladı, hızla diğer bölüme gitti. Ağzım bir karış açık bu 'aceleci sihirbazın' arkasından bakakaldım. Ne limonla ne sıkılmasıyla ilgim vardı ama 'iadeciler' arasında yer alan annemin kucağında ağlamaya başladım 'biz niye almadık' diye. Teselli başarılamayıp diğer yolcuların 'ağlayan çocuk figürüne' tahammülleri azalınca annemle vapurda adamı bulup 'sarı aletten' bir tane edindik. Gün boyu elimde gezdirdiğim 'fazla su çıkarıcıyı' bir iki gün içinde unuttum gitti. Zaten evde de fazla kullanılmadı.
O limonla ikinci karşılaşmam yıllar sonra delikanlılık çağlarımda oldu. SHP'nin 29 Kasım 1987 seçimlerindeki simgesi limondu. Bir elin posasını çıkardığı 'limon resmi', 'beş yıl daha bir limon gibi sıkılmaya gücünüz var mı' sloganıyla akıllarda yer edecekti. Tabii ki reklam hafızam 'limonla' sınırlı değil. Gazetelerde, televizyonlarda, radyolarda, internette yıllardır binlercesini görmüş, dinlemiş, seyretmiş bir insan olarak onlarcası aklımda.
Burada iç dünyamla reklam üzerine bir hesaplaşma yapma ihtiyacı duyuyorum. İşte kendime sorularım ve kendi cevaplarım;
Reklamın gerçek amacı, yani 'alma dürtüsünü kamçılama' üzerimde başarılı oldu mu? 'Evet, çoğu zaman oldu.'
Peki, ne tip reklamlar beni etkiledi? 'İçinde çocuğun ve yaşlıların geçtiği reklamlar, zaman zaman milli duygularımı okşayan reklamlar, haydi itiraf edeyim
biraz da seks.'
Örnek verir misin?.. 'Garanti Bankası'nın sucu çocuğu, Kent şekerlerindeki yaşlı, bayramda torunlarını bekleyen çift, askerlerimizin kafasına torba geçtiğinde Cola Turca ve degajesi güzel Tofita kızı.'
Biraz psikolojik analize girelim, sence neden bunlardan etkilendin? 'Çok detay veremem, ama sanırım son dönemde reklam ve pazarlama dünyasının kullandığı duyguları ele geçir, cüzdan arkasından gelir kavramının kurbanlarından biriyim.'
Evet, bu hafta Business'ın kapağında, sadece köşe yazarımız olarak değil her alanda destek bulduğumuz Fatoş Karahasan'ın reklam dünyasını analiz yazısı ile röportajları var. Modern dünyanın sihirbazlarını ancak o biraraya getirebilir ve bu kadar iyi bir yazı çıkartabilirdi. İyi haftalar..




BUSINESS



















12 Kasım 2019 Magazin Bülteni12 Kasım 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber