'Daha çok işim var'

'Parasını yurtdışına kaçıranları kınıyorum'





Film gibi, roman gibi hayat işte buna denir! Macera, risk, hayat çizgisini değiştiren rastlantılar... Yıldızın parladığı anlar... Mutlaka herkesin bir hikayesi vardır ama çok azının böylesine heyecan vericidir. Atilla Türkkan, 'vahşi batı' günlerinden çok sonraları gitti Amerika'ya... Onun gidiş tarihi 1945. Ama 1800'lü yılların vahşi batı günlerini aratmayan bir Amerika macerası oldu. Biz dinlerken sürükleyici bir roman okuduk... Her maceranın anlatımından sonra, 'bundan sonra ne olacak' merakına kapıldık...
Atilla Türkkan şimdi bir işadamı. Ağırlıkla Amerika'da iş yapıyor. Şirketlerinin yıllık cirosunu söylemiyor ama biz 'milyar dolar desek olur mu?' diye sorunca, 'söyleyebilirsiniz' diyor. Peki bu cirolara nasıl ulaşmış dersiniz?
Herşey cebinde 100 dolarla, ABD'ye asker götüren gemilere, zar zor ikna edip kapağı atmasıyla başlıyor. Bundan sonrası yarım asırlık bir serüven...

'Harvard burslu olarak çağırdı'
Yıl 1945! İkinci Dünya Savaşı yeni bitmiş. Türkiye, savaşa girmemiş ama savaştan beter günler yaşanıyor. Yokluk ve yoksulluk kol geziyor memlekette. O yıl Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin mezunları arasında Atilla Türkkan da var. Hem de 'birincilik'le mezun olmuş. Cepte diploma, kafasında büyük hayaller. Fakat hepsi bir noktaya işaret ediyor: Amerika!
Mezuniyet sonrası sıkıntılı günler yaşar. Günler geçmek bilmez. Bir haber, kendisi için bir müjde beklemektedir... Nihayet gelir. Postacının uzattığı iki mektubu sevinçle açar. ABD'nin saygın iki üniversitesi Harvard ve Berkeley'e burslu olarak kabul edilmiştir. İşte bu! Beklediği budur. Hayalleri gerçek olmuştur.

Küçük bir bavul ve 100 dolar
Fakat o kadar kolay değildir. Her iki okul da 'ileri düzeyde İngilizce' bilgisini şart koşmaktadır. Ama Atilla Türkkan'ın 'bir kelime bile' İngilizcesi, devlet memuru babanın da ona kurs aldıracak bir kuruş parası yoktur!
Ama Türkkan kararlıdır. 'Yeni Dünya' hayallerinin suya düşmesine izin vermeyecektir. Küçük bir bavul ve cebinde 100 dolarla yola çıkar...
O zamanlar şimdiki gibi ABD'ye direkt uçuş yok, hatta uçak bile yok. Türkkan bir gidiş planı yapar ve macera başlar!..
Önce trenle Suriye'ye gider. Oradan askeri bir otobüse atlayarak Filistin'e geçer. Oradan bir taksiyle anlaşıp Mısır'a geçer. Hedef Kahire Limanı'dır. Çünkü bu limandan ABD'ye asker sevkıyatı vardır. Güzel ama bir problem vardır. ABD askeri taşıyan bir gemiye, bir Türk 'kaçak' nasıl binecektir? 'Sızma harekâtı' sonuç verir. Türkkan gemiye binmeyi başarır. Arkası yarı aç yarı tok geçecek 15 günlük bir deniz yolculuğudur. New York'a 'ayak basma'yı başarır sonunda ama tüm dünya gibi savaş yorgunu ABD'de, ne gidecek bir yeri, ne de kendisine yardım edecek bir tanıdığı vardır.

Sokaklarda yattı
"Elimde parlak diplomamla, kapı kapı dolaştım. Kimse okul birincisi olmamı umursamadı tabii. Parasızlık çektim, sokakta bile yattım" diyor.
Tam bu sırada hayırsever bir vakıf, Türkkan'a, haftalığı 25 dolara bir 'daktilograflık' işi teklif eder. İlk iş fırsatıdır ama Türkkan 'F klavye' daktilo yazmasını bilmez ki! Ama yine de "Tamam" der ve işi kabul eder. 'F klavye' daktiloyu kapar ve tam bir hafta çalışır. Eli yazmaya epeyce alışmıştır. Vakıfta daktilograf olacak kadar söker işi. Artık bir işi vardır ve haftada 25 dolar kazanmaktadır ama bu iş Atilla Türkkan için yeterli değildir. Onun kafasındaki böyle bir iş değildir.
O sıralarda ABD'de, savaş sonrası büyük dış ticaret fırsatları vardır. "Bu fırsatlardan biri payıma düşer" diye düşünmektedir. Vakıftaki işinden üç ay sonra istifa eder ve küçük birikimi ile 1946'da kendi şirketi Overseas Development Company'yi (OTC) kurar.

Bir haftada 8 bin katır buldu
Sonunda o ilk fırsat ayağına gelir. New York'ta tesadüfen tanıştığı bir Yunan simsar, Yunanistan Ordusu'nun ihtiyacı olan 7 bin 500 katırı temin edip edemeyeceğini sorar. Evet, Yunanistan Ordusu'nun katır ihtiyacı vardır.
Türkkan'ın "Bulamam" demek gibi bir şansı yoktur. Böyle bir iş kaçar mı?
"ABD'ye geleli bir yıl bile olmamıştı ama katırları bulmak zorundaydım. 7 bin 500 katırı bulabilmek için bir hafta süre istedim" diye anlatıyor.
Bu kadar katırı nereden bulabileceğini sorup soruşturur ve büyük tarım çiftliklerinin bulunduğu, aynı zamanda petrol bölgesi olan Texas'ta bulabileceğini öğrenir. Atlayıp gider Texas'a. Ama hiçbir çiftlikte o kadar sayıda katır yoktur. Türkkan bir kısmını bir çiftlikten, bir kısmını bir çiftlikten derken 7 bin 500 katır için çiftlik sahipleri ile anlaşır. Ödemeler ABD'nin Yunanistan'a yaptığı 'Marshall Planı' çerçevesindeki fondan yapılacaktır. Alel acele Yunan simsara haber uçurur: "Katırları buldum!"
7 bin 500 katır, bir hafta sonra Yunan bandıralı gemilere yüklenip yola çıkar.
Bu teslim, Atilla Türkkan ve şirketinin adını duyurur. ODC artık hacimli işler yapan itibarlı bir şirkettir. Bu itibar ona başka bir çok uluslararası mal talebinin gelmesinin yolunu açar. Karşılamaya yetişemez olur.
Atilla Türkkan, iyi para kazanmaya başlar. Bu sayede yeni sektörlere yelken açar. 1968'de kruvaziyer gemisi satın alıp, New York - Karayipler arasında turist taşımaya başlar. 1970'te petrol krizi çıkınca, gemi işini terk etmek zorunda kalır. Bu sırada Suudi Arabistan Polis Teşkilatı'nın elektronik altyapısının yenileneceğini haber alır. Bu sektöre de 'katır sektörü' gibi yabancıdır ama girmekte tereddüt etmez. Arabistan Polis Teşkilatı ihalesine teklif verir. İhale onundur.
Bu arada çelik işine girer. Giderek adı duyulan, bilinen, tanınmış bir çelik tüccarı olur. (Türkkan'ın verdiği bilgiye göre ODC Group'un bugün Güney Afrika'dan Hollanda'ya kadar geniş bir coğrafya ve 20'yi aşkın ülkede çelik depoları var.)

Türkiye'de ilk iş
Türkkan'ın iş alanlarına savunma sanayi ile birlikte iş yaptığı ülkeler portföyüne sonunda Türkiye de girer. Türkiye'de ilk işi ordu ile yapar. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin pilotsuz keşif uçakları ile tanışmasının kendisinin sağladığını belirtiyor.
Bu arada dünyanın çeşitli ülkelerinde gayrimenkul projeleri gerçekleştirir.

80 yaşındaki Atilla Bey'in projeleri bitmiyor. "Daha yapacak çok işim var" diyen Türkkan ABD ile Türkiye arasında mekik dokuyor. Şu sıralar Türk zeytinyağını ABD'de "Golden Horn" markasıyla tanıtma projesinin peşinde koşuyor. Bir yandan da TMSF bünyesindeki bir aracı kurumu satın almak için görüşmeler yapıyor. Henüz görüşme safhasında olduğu için şimdilik bilgi vermek istemeyen Türkkan, Türkiye'nin ileriki yıllara özellikle borsada büyük bir patlama yaşayacağı görüşünde.
Peki, birbiriyle ilişkisi bulunmayan onlarca sektöre dağılmak yorucu ve riskli değil mi? Türkkan, bunun cevabını şöyle veriyor: "Ben girişimciyim, aynı alanda kalmak beni sıkar. Yeni heyecanlar peşinde koşmak lazım."
İş prensiplerini ise şöyle anlatıyor:
"Bir işe girmeden önce gelecek vaadediyor mu diye araştırırım. Eğer iyi koşullarda satılığa çıkan bir fabrika, tesis, arsa, şirket varsa kaçırmam. Sonra piyasada o işi en iyi yapacak beş profesyonel bulurum, gerisini onlar halleder. İnisiyatifi devrederim ama denetimi ihmal etmem."


Türkkan'ın Türkiye'deki ikinci önemli işi de gayrimenkul projesi. İstanbul Ömerli'de depreme dayanıklı çelik karkas teknolojisiyle yapılan Ömerli Park Villaları, Atilla Türkkan'ın projesi. Atilla Türkkan, 50 yıldır ABD'de yaşayıp, kazanmasına rağmen kalıcı yatırımlarını Türkiye'de tutuyor. "Türkiye en çok kazandıran ülke. Ama ben en istikrarsız dönemlerde bile tüm varlığımı Merkez Bankası'nda tuttum. Bu bir borç. Bugün Türk olup da yatırımını yabancı ülkelerde muhafaza edenlere çok kızıyorum. Hele ki ABD'den 8.5 milyar dolar almak için yaptıklarımızdan sonra..."



BUSINESS


Gümüş yüzükle, türban da olmasa ayıramayacağız valla...
İslami kesim ya da 'Türkiye'nin Pigmeleri'
'Kelleler koltukta, dolarlar bodrumda'
Yunanistan'a katır sattı katır yüküyle para kazandı
Ürün tasarımında 'interaktif' döneme giriliyor
Doğdukları şehirde okul yaptırıp gençlerin okumak için gurbete düşmesini istemiyorlar
Avrupa'nın kelleri Türkiye'de saç ektiriyor
Adrenalin yükseldi, beyne oksijen gitmedi
Jelibon'un reklamı için karting pistine gitti, gidiş o gidiş!
'Patronlar yaşlandı şirketler kurumsallaştı'
İl il dolaşarak memleketin gözüne bakacak
Damat Bey hem şair hem futbolcu
Muş'un lalesi var, hesabı yok
200 metrekareden büyük konutlar, sıfır Emlak Vergisi oranından yararlanamayacak
Bir gece hayal etti hayali yok sattı
Bayburt'a ehram dokuma Tunceli'ye tel çivi yatırımı
Rusya'da, ABD gazetelerini Almanlar yayımlayacak
Levi's 'kızlara özel' mağaza açacak
Moda, pisuvardan ilham aldı
Üç haberde dünya turu

İletişim Başkanı Fahrettin Altun'dan Amerikalılara FETÖ uyarısıCumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) ABD kamuoyu için oluşturduğu tehlikeye işaret etti.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber