Gıda devleri zor günler yaşıyor

Çocuklar da büyük tehlike altında





Başta ABD, İngiltere, Avustralya ve Yeni Zelanda olmak üzere gelişmiş ülkelerde obezite (fazla kilolu, şişman) 'salgın' bir hastalık gibi hızla yayılıyor. Üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, sağlık örgütleri 'patlamaya hazır saatli bomba' olarak tanımlanan bu 'salgın'a karşı acil durum çağrısı yapıyor.
Çocukları da tehdit eden obezite ile mücadele için birçok ülkede 'vergisel' önlemler gündemde. Okul kantinlerinde şişmanlatıcı gıdaların satılmasına karşı tepkiler büyüyor. Bazı gıdaların satışına yasaklama getirilmesi ve marketlerde bu tür gıdaların 'yüksek raflara' konulması için yasal düzenleme isteniyor.
AB, Brüksel merkezli bir çalışma yapıyor. İngiltere'de fast - food ve şekerleme şirketlerinin pazarlama etkinliklerine düzenleme ve bazı gıdalara ilave vergi getirilmesi planlanıyor. Avusturya'da aşırı kiloluların daha yüksek sağlık poliçesi ödemesi konusunda bir yasa taslağı hazırlandı. Yeni Zelanda da yeni düzenlemeler için çalışma grupları öneriler geliştiriyor.
Gıda şirketleri tedirgin. Tüketici tepkisi ile satışları düşüyor. Şirketler değer kaybediyorlar.
Ancak obezite yalnızca gelişmiş ülkelerin sorunu değil. Dünyada obezite oranı en yüksek (yüzde 36) nüfus Arap ülkelerinde. Doğu Afrika'nın bazı bölgelerinde yüzde 27'ye ulaşıyor. Bu oranlar ABD ve İngiltere'den daha yüksek. Türkiye'de de obezite artık ciddi bir sorun olarak algılanıyor. Bazı araştırmalara göre Türkiye'de yetişkin erkeklerin yüzde 26.4'ü hafif, yüzde 7.6'sı ileri derecede şişman. Kadınlarda durum daha da kötü. Hafif şişmanların oranı yüzde 38.5, ileri derecede şişmanların oranı yüzde 25.6.

'Acil durum' çağrısı
Dünyada yaklaşık 300 milyon aşırı şişman, 1 milyar civarında fazla kilolu insan yaşıyor. ABD'de, her yıl şişmanlığa bağlı sağlık sorunları için 117 milyar dolar harcanıyor. 16 milyon Amerikalı diabetle boğuşurken, 17 milyon kişi de diyabet sınırında bulunuyor. Yine ABD'de her yıl obeziteden kaynaklanan sağlık problemlerine bağlı olarak 300 bin kişi yaşamını yitiriyor.
ABD'de, 1990'lı yıllardan beri obezite sorunu 'her an patlamaya hazır bir saatli bomba' olarak tarif ediliyor. Daha birkaç yıl önce Amerikan Obezite Birliği Başkanı Judith Stern, 'acil durum' ilan edilmesini önerdi. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerince hazırlanan bir rapora göre, 1991 - 1998 arasında obezitenin yüzde 50 arttığı tespit edilmiş. Bilim çevreleri, sivil toplum kuruluşları, sağlık örgütleri teyakkuz halinde. Bir 'ulusal alarm' durumu için hazırlıklar yapılıyor.

Bush yönetimine göre özgürlük
Boston Northestern Üniversitesi'nde düzenlenen 'Obezite Salgınına Karşı Yasal Yaklaşımlar' konferansında, 900 milyar dolarlık gıda sektörünün çalışma yöntemleri ve Amerikalılar'ın yeme alışkanlıklarını değiştirme zorunluluğu üzerinde duruldu. Akademisyenler yemek alışkanlıklarının 'pek de kişisel tercih konusu' olmadığını savundular. Ancak, Bush yönetimi ve gıda şirketleri beslenme tercihlerinin kişisel özgürlükler kapsamında olduğu gerekçesiyle vergi oranlarının yükseltilmesine karşı çıkıyor. Bütçede ayrılan pay itibariyle, obeziteyi 'sadece 200 milyon dolarlık bir sorun' olarak gören Bush yönetiminin Sağlık Bakanı Tommy Thompson, vergi karşıtlarının başında yer alıyor.
PepsiCo, 'sağlıklı' gıdaların şirket gelirlerinin yüzde 60'ını oluşturduğunu savunuyor. Unilever'in Başkanı Antony Burgmans da şeker ve yağ oranı yüksek gıdaların çocuklara satılmamasının daha geçerli bir tedbir olacağını, şişmanlatan ürünlere yüksek verginin işe yaramayacağını savunuyor.

Bazı gıdaların yasaklanması düşünülüyor
Financial Times'ın haberine göre, yalnızca yetişkinlerde görülen ve obeziteyle ilişkili Tip 2 Diyabet hastalığı çocuklarda da görünmeye başlamış durumda. Bilindiği gibi ABD'de çeşitli eyaletlerde okullarda şekerli gazoz ve cola satışlarına kısıtlama getirilmiş ve okullardaki satış makineleri üzerinde reklam yasaklanmıştı.
Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) acil önlemler alınmasını öneriyor. Bazı gıdaların küçüklere satılmaması, yüksek raflarda bulundurulması, gıda etiketlerinin bilgi verici olarak hazırlanması, gıda reklam yönetmeliğinin yeniden düzenlenmesi, yağ ve şeker oranı yüksek gıdalara ilave vergi getirilmesi öneriler arasında.
S. News & World Report tarafından 'dünyayı kurtaracak 16 güzel fikirden biri' olarak açıklanan yağlı yiyecek vergisinin savunucularından biri de Oakland Belediye Başkanı Jerry Brown. Belediye Başkanı'nın ortaya attığı yağ vergisi, daha önce de anti obezite aktivistleri tarafından sık sık dile getirildi. Bu arada ABD Kongresi de restoran menülerine kalori bilgilerini yazmayı zorunlu hale getirecek bir kanunu ele aldı.

İngiltere'de yağa yüksek vergi gündemde
Uluslarası Obezite Çalışma Grubu'nun raporuna göre (IOTF) Avrupa'nın pek çok ülkesinde son on yıl içerisinde obezite oranı yüzde 50 arttı. AB, Brüksel merkezli olarak obeziteyle savaş için neler yapılabileceği üzerine çalışmalar yapıyor. The Times'ın haberine göre, İngiltere Başbakanlık Strateji Ünitesi, 'önleyici tedbirler' kapsamında bazı gıdaların küçükler satılmamasını öneriyor. Son yirmi yıl içerisinde İngiltere'deki nüfusun obezite oranının yüzde 10'dan yüzde 20'ye çıkmış olması karşısında acil eylem planı hazırlığına giren İngiltere, fast - food ve şekerleme şirketlerinin pazarlama etkinliklerini düzenlemeye bazı gıdalara ilave vergi getirmeyi planlıyor. Vergilenebilecek gıdalar arasında tereyağ, yağlı peynirler, şekerli içecekler, tam yağlı süt, cheeseburger, pizza, patates kızartması, sütlü çikolata, dondurma, bisküviler, yağlı patlamış mısır ve şekerli hamur işleri bulunuyor.

'Şişmana yüksek poliçe'
İngiltere'deki bir grup gıda ve beslenme uzmanı ise vergi yerine sağlıklı gıda fiyatlarının düşürülmesini savunuyor. İngiliz Beslenme Uzmanları Birliği adına konuşan
Amanda Wynne de vergi düşüncesinin çok yüzeysel bir çözüm olacağını belirtiyor.
Yale Üniversitesinden Profesör Kelly D. Brownwell sağlığa zararlı gıdaların vergilendirilmesi gerektiğini ve böylece insanların daha sağlıklı seçimler yapacağını savunuyor. Amerikan toplumunun sigara reklamlarına kızdığını ancak 'çocukların her yıl en az sigara kadar zararlı olan gıda maddeleri için hazırlanan yaklaşık 10 bin reklam izlemesine ses çıkarılmadığını' belirtiyor.
Avusturya aşırı kilolu vatandaşlarının daha yüksek sağlık poliçesi ödemesi konusunda bir yasa taslağı hazırlamış durumda, Avustralya ve Yeni Zelanda da yeni düzenlemeler için çalışma grupları öneriler geliştiriyor.

Nestle - Rowntree kuruluşunun Kit Kat markalı çikolatası, İngilizler için neredeyse Türklerin simit alışkanlığına denk düşen bir ürün. Açlıklarını bastırmak için yılda 123 milyon pound değerinde Kit Kat tüketiyorlar. Ancak, 1937 yılında lanse edilen ülkenin en popüler markasının 2003 yılında yüzde 5.4 oranında değer kaybetmesi ve diğer markaların daha da büyük bir hızla düşmesi Nestle'yi alarma geçirdi.
Şirketin yeni genel müdürü Chris White'ın 'Nestle bir krizde' açıklaması, 4 milyar pound'luk İngiliz Çikolata ve şekerleme sektöründe bir bomba etkisi yaptı. The Guardian dergisinin haberine göre, kişi başına yılda 10 kiloyla Avrupa'nın en büyük çikolata tüketicisi olan İngilizler'in bu alışkanlıklarında bir değişiklik gözlemleniyor. Tüketici davranışlarını gözlemleyen Euromonitor araştırması, İngilizler'in şeker, yağ ve kalori oranları düşük ürünlere yöneldiğine işaret ediyor. Bu trendi gözlemleyen şirketler, Orta Avrupa ülkelerinde yatırım yapmaya başlamışlar bile. İki yıl önce Bulgaristan'da kurulan Kit Kat fabrikası bunlardan birisi.
Geçen yıl PopStar'ın İngiltere versiyonun sponsorluğunu üslenen Kit Kat, bu yıl daha aktif bir pazarlama çalışması içine girerek yeniden birinciliğe kavuşmayı bekliyor.
Ünlü hukukçular ve danışmanlar, sigara karşıtı lobinin de benzer bir şekilde geliştiğini ve başlangıçta dev sigara şirketlerine karşı hiçbir şey elde edilemeyeceğinin düşünüldüğünü ve gıda sektörünün durumun ciddiyetini anlaması gerektiğini hatırlatıyorlar. George Washington Üniversitesi hukuk profesörlerinden John Banzhaf'ın sigara üreticileri aleyhinde onüç yıllık bir mücadelenin sonunda elde ettiği zafer akla geliyor. Sigara üreticileri bir Master Uzlaşma Planı çerçevesinde sigarayla bağlı hastalıklar konusunda açılacak tüm davalar için 25 yıla yayılan bir çerçevede tam 246 milyar dolarlık bir fon oluşturmayı kabul etmişlerdi.

Fast - food zincirleri küçülüyor
Fast food endüstrisi genel olarak zor günler yaşıyor. Pazar payını diğer restoranlara kaptırıyor. McDonald's 2002'nin son çeyreği, şirket tarihindeki ilk gelir kaybını yaşandı. Yüzlerce restoran kapandı. 2003 Nisan'ında uzun ara sonra ABD'de satışlar ilk defa arttı ancak bu artışta da salata satışlarının büyük etkisi olduğu belirtiliyor. 6 Haziran 2003'te McDonald's yeni restoran açılışını yavaşlatacağını açıkladı.
Financial Times'da yayınlanan bir söyleşinde son dönemde obeziteyle savaş adına pek çok grubun hedefleri arasında olan McDonalds'ın Başkanı James Cantalupo, şirketinin sağlıklı gıdalar sattığını savunuyor. Cantalupo, McDonalds'ın değişen tüketici tercihlerine göre biçimlendiğini bu yüzden restoranlarında salata köşeleri kurduklarını ve bazı bölgelerde çocuk menülerinde tatlı yerine elma dilimleri vermeye başladıklarını belirtiyor. Cantalupo, günde 26 milyon Amerikalı'nın McDonalds'tan yemek yediğini, geri kalan 270 milyon kişinin evlerinde beslendiğini belirterek, obeziteden kendi kurumlarının sorumlu tutulmasına karşı çıkıyor.
Burger King de birçok ülkede restoran kapattı. Haziran 2003 itirabiyle satışları yüzde 2 azalarak 11.1 milyar dolara geriledi. Analistler düşüşün sürmesini bekliyor.

Şişmanlık nedir?
Şişmanlık, (tıp dilinde obezite) alınan besinlerden sağlanan enerji, harcanmadığı zaman, deri altında yağ birikimi oluşmasıyla ortaya çıkan bir sorun. Temelde beş nedene bağlanıyor: Aşırı beslenme, hareketsizlik, hormonal dengesizlik, metabolik bozukluk ve psikolojik faktörler.
Şişmanlık saptamasında Beden Kitle İndeksi (Body Mass Index -BM) diye bir endeks kullanılıyor. Vücut ağırlığı (kg), boyun karesine (mŠFD) bölünerek hesaplama yapılıyor. BMI değeri 18.5'in altında olanlar 'zayıf', 18.5 - 24.9 arasında olanlar 'normal' kilolu,
25 - 29.9 arasında olanlar 'fazla kilolu', 30 - 39.9 arasında olanlar obez (şişman) kabul ediliyor. 40'ın üzerinde olanlar
ise 'ileri derecede obez' olarak tanımlanıyor.

Birçok hastalığa yol açıyor
Şişmanlık sonucu oluşan kronik bozukluklar insan ömrünü kısaltıyor. Araştırmalara göre 40 - 44 yaş arasında, normal ağırlığından yüzde 20 daha şişman olan kişilerde ölüm oranı, şişman olmayanlara oranla yüzde 30 - 40, aynı yaş grubunda yüzde 40 ve daha fazla şişman olanlarda ise ölüm oranı yüzde 80 daha fazla. 50 yaşındaki bir kişinin normalde 25 kg daha fazla olması, beklenen yaşam süresini, şişman olmayan bir kişinin yarısına indiriyor.
Yolaçtığı en önemli hastalık kalp - damar sistemi rahatsızlıkları. Kalp kasını besleyen koroner damarların çeperlerindeki yağ birikimi, tıkanıklıklara yol açıyor.
Ayrıca yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, âdet düzensizlikleri, kısırlık, idrarsızlık, safra kesesi hastalıkları, taş oluşumu ve bazı kanser türleri obezite sonucu ortaya çıkıyor.

1986'da her 10 çocuktan birinde şişmanlık görülürken, bu oran 1998'de beşte bir olarak belirlendi. 1976'da çocukların yüzde 8'i şişmanken, 1998'de bu oran yüzde 12'ye çıktı. Çocuklarda şişmanlıkta öncelikle genetik faktörler etkili oluyor. Anne ve babasının her ikisi de şişman olan çocukların yüzde 80'i, birisi şişman olanların yüzde 40'ı, hiç şişman olmayanların yüzde 7'si şişman oluyor. Yakın zamanda yapılan bir çalışmada 10 yaşından küçük olan çocukların ailelerinde şişmanlık olmasının yetişkinliklerinde şişman olma riskini en az iki kat artırdığını gösteriyor. Çocukluk ve ergenlik döneminde şişmanlık; çocuklarda kan yağlarında artış, kalp hızı ve kalbin atım hacminde artma, karaciğerde yağlanma gibi birçok sağlık problemine yol açıyor. Çocuklarda şişmanlık sorununun, son 20 yılda şeker hastalığı vakalarını 2'ye, uyku apnesı vakalarını da 5'e katladığı belirtiliyor.
Gününü televizyon izleyerek ve şişmanlatıcı gıdalar atıştırarak geçiren çocukları ciddi kalp ve damar hastalıkları bekliyor. Okul kantinlerinde şekerli ve yağlı gıda satılması, hamburger restoranlarının ucuz çocuk mönüleri, dondurma, çikolata, şekerleme reklamlarının çocukları obeziteye açık bir hale getirdiği için eleştiriliyor.

Türkiye'de de obezite 21'inci yüzyılın en önemli üç hastalığından biri olarak kabul ediliyor. Yapılan araştırmalara göre:

  • Yetişkin erkek nüfusunun yüzde 26. 4'ü hafif,
  • Yüzde 7. 6'sı ileri derecede şişman.
  • Kadınlarda hafif şişmanların oranı yüzde 38. 5,
  • İleri derecede şişmanların oranı ise yüzde 25.6.
  • Genel olarak erkek nüfusunda obezite oranı yüzde 12.9,
  • Kadın nüfusunda obezite oranı 29.9,
  • Toplam nüfus içinde obezite oranı ise yüzde 22.3.
  • Kentsel nüfusun yüzde 23.8'i, kırsal nüfusun ise yüzde 19.6'sı şişman.
  • Obezite oranı en yüksek yaş grubu 45 - 55 yaş arası.
  • Meslek gruplarına göre en yüksek obezite oranı yüzde 31 ile ev hanımları.
  • Eğitim durumuna göre obezite oranı yüzde 33 ile en yüksek grup okur yazar olmayanlar.
  • Gelir durumuna göre obezite en çok, düşük gelirli ve çok düşük gelirli grupta.
  • 1992 tarihli bir araştırmaya göre 6 - 10 yaş arası kız çocuklarının yüzde 12'si, erkeklerin ise yüzde 13'ü fazla kilolu.

  • (Kaynak: Sporbilim.com sitesi ve Türkiye Obezite Derneği)

    'Obezlik genlerden geliyor, en önemli önlem eğitim'
    Prof Dr. Üstün Korugan: Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
    824 bin 788 kişi üzerinde yapılan araştırma ile Türkiye'nin obezite prevelansı çıkarılmış. Ortalama şişmanlık yüzde 22.3. Amerika'da 1960'lı yıllarda nüfusun yüzde 10'u, 1980'li yıllarda yüzde 20'si, 1990'lı yıllarda yüzde 35'i, şu anda ise yüzde 40'ı obez. Bu oran İngiltere'de şu anda yüzde 25'lerde. 2030'da yüzde 30'u bulacak. Yüz insandan 5 - 6'sı kilolu, ama bu durum böyle kalmayacak. Türk insanında obezite eğilimi var. Önlem olarak yağlı gıdalara vergi gereksiz bir çaba. Yağlı yiyecek satan yerlerin denetlenmesi ve bir kurala tabi olması daha mantıklı.
    Şişmanlık buzul çağından sonra sağ kalan atalarımızdan gelen genlerden kaynaklanıyor. Ne yaparsak yapalım, ne kadar diyet yaparsak yapalım insanoğlu hızla şişmanlıyor ve şişmanlayacak. Çocukların obezleşmesi konusunda alınan önlemler doğru. Asıl olay eğitimde bitiyor, beslenme alışkanlıkları değişmeli.

    'Diabete bağlı kronik hastalıklar öldürüyor'
    Selma Önelge: Türkiye Diyetisyenler Derneği Başkanı
    Son yıllarda şişmanlığa bağlı olarak diabet hastalarında yüzde 58, kalp hastalarında yüzde 21 artış gözlendi. Diyete bağlı kronik hastalıklar ölümlerin yüzde 60'ında, hastalıkların yüzde 46'sında temel neden. WHO'nun 2003 yılında yaptığı araştırmaya göre 2020 yılında gelişmekte olan ülkelerde görülecek toplam ölümlerin yüzde 70'i diabetten meydana gelecek. Ağırlığın 10 kg. azalması ölüm oranını yüzde 20, diabete bağlı ölümleri yüzde 30, kansere bağlı ölümleri yüzde 40 azaltıyor.
    Türkiye'de 1992 yılında yapılmış bir araştırmaya göre 6 - 10 yaş arası kız çocuklarının yüzde 12'si, erkeklerin ise yüzde 13'ü şişman değil ama fazla kilolu. Aynı araştırmaya göre 5 yaşındaki çocukların 6'da biri yetersiz besleniyor. Yüzde 8'i de ciddi bir şekilde kronik düşük kilolu.

    'Ürünlerin üzerine kalori değerlerini yazıyoruz'
    Ahter Kutadgu: Nestle Kurumsal İlişkiler Direktörü
    Obezite büyük bir problem haline geliyor. Önemli olan tüketiciye doğru bilgi vermek ve kendi bilinçli tercihini yapmasını sağlamak. Nestle'nin tüm ürünlerinde paketin üzerinde besin değerleri ve kalori miktarları yazılı. Bu şekilde tüketiciyi tercih yapmadan önce bilgilendirmeyi amaçlıyoruz. Obeziteye karşı ürün geliştirmekte dünyada en takdir edilen iki şirketten biriyiz. Türkiye'de bu konuyla ilgili Nestle'ye yönelmiş bir şikayet ve dava yok. Dünyada ise böyle şikayetler var ancak bunlar belirgin olarak Nestle markasına yönelmiyor.

    'Obeziteye karşı en iyisi Akdeniz beslenme tarzı'
    Ebru Şenel Erim: Unılever Beslenme Müdürü
    Akdeniz beslenme tarzı obeziteye karşı geçerli bir sistem. Bilim adamları Akdeniz insanlarının nasıl beslendiğini araştırıyor. Her gıda şirketi bununla ilgili önlem almalı. Unilever dünya çapında bunun önlemini aldı. Ar - Ge çalışmalarımızı neredeyse tamamen buna yönlendirdik. Büyük gıda firmaları yerine merdivenaltı kurumlar denetlenmeli. Çünkü büyükler zaten önlem aldılar. Ekstra vergilendirme ya da daha başka yöntemler anlamsız. Obeziteyle mücadele eğitimle mümkün. Böyle yasalar çıkarsa insanlar inadına daha fazla tüketir. Özellikle Amerika'da yapılan araştırmalar yasak koymanın ters tepki doğurduğunu gösteriyor. Yağlı gıdalara vergi gelirse tüketim bu kez karbonhidratlı gıdalara kayar.



    BUSINESS


    Gıdada da sigara gibi 'sağlığa zararlıdır' uyarısı
    Dün senin olsun, yarını anlat bana
    Beşiktaşlı Zeki Bey'in halısını en çok Fenerliler alıyor
    3 metrekarede Harry Potter çarıkları yapıyor
    İş dünyasının iç mimarı
    Ver bakalım oradan bir turuncu...
    Bir tek otel binasını götüremiyorlar
    Pirincin başkentinde Ergene kirlendi, tarla kalmadı
    Metroseksüellere yatırım yapmaya değmez
    Halka açık aile şirketlerinde etik
    'Milli Takım bizi de dağıttı'
    Yurtdışından elde edilen ücretler beyana tabi
    Amerikalı 24 kilo, Türk 800 gram temizlik kağıdı kullanıyor
    Sermayenin AKP riski
    Batı'da eli uzun Doğu'da eli açık
    Haydi Bill! Harca artık şu paranı...
    Kültürel çatışma
    Türkiye'de anarşistti, Almanya'da teknoloji patronu oldu...
    Yorgun finansçıya masaj terapisi
    AB'de harcama krizi
    Dijital Oyuncaklar

    21 Eylül 2019 Magazin Bülteni21 Eylül 2019 Magazin Bülteni

    İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

    Sıradaki Haber