Gözdesi Phygela sikkesi

Gözdesi Phygela sikkesi





Muharrem Kayhan'ı 1997 yılında TÜSİAD ve Kalder tarafından düzenlenen 6. Ulusal Kalite Kongresi'nde tanımıştım. Kongrenin sembolü o yıl "1 lira" olarak belirlenmişti. Toplantı çıkışında ayaküzeri ona neden "1 lira" diye sormuş, "Paramızın değeri giderek düşüyor. Ona dikkat çekmek istedik" yanıtını almıştım.
Yıllar sonra Kayhan ile yine para üzerine konuştuk. Ancak bu sefer MÖ 7. yüzyılda ilk kez Lidyalılar tarafından darp edilen metal paralar, yani "sikkeler" üzerine.
İzmir'de yaşayan ve iş hayatını Söke'deki fabrikasında yürüten TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Kayhan'ın tek hobisi olan sikkeler, bugün onu önemli bir antik sikke koleksiyoneri yapmış. 'The Muharrem Kayhan Collection' adı verilen kataloğu tüm dünyadaki nümizmatik çalışmalara referans gösteriliyor. En az arkeologlar kadar bu alanda uzmanlaşmış. "Gördüğüm sikkelerin hangi döneme ait olduğunu anlayabilirim" diyor.
Kayhan'a göre, bugün paranın başına gelenler, sikkelerin de başına gelmiş. Bazı sikkeler devalüasyona uğrarken, bazıları para birliğinde bile kullanılmış. Hatta kalpazanlara iş çıkaran sikkeler de varmış. Altın, gümüş veya bakırdan yapılmış ve devletin özel damgası ile damgalanmış sikkeleri görünce 'acaba bunları hangi işlerde kullanmışlardır?' sorusu geliyor hemen akla. Kimbilir belki çeyiz için, belki asker ve memur maaşları için....
Kayhan'a göre, sikkeler hangi amaçla kullanılırsa kullanılsınlar tarihten günümüze en önemli deliller.


Tarihe hep meraklıydım. Eski çağ tarihine merakım arkeolojik eserlerle başladı. 1991 yılında arkeolojik objeleri toplarken, elime bir kaç adet sikke geçti. Bunlar ilk kez gördüğüm Bronz Roma şehir sikkeleriydi. Daha sonra değişik metallerden ve devirlerden sikkelerle tanışınca ilgim de arttı. O dönemin tarihiyle ilgilenme, öğrenme fırsatı verdiği için sikkelere gittikçe daha çok bağlandım. Ve koleksiyonumu büyütmeye karar verdim. Daha sonra bunları katalog haline getirdik. Koleksiyonumun bilim alanında bir katkısı olsun istedim. Bu dünyaca kabul edilen bir referans eser oldu. Artık uluslarası değeri tescil edilmiş bir koleksiyon. Bu çok önemli. Müzelerde bulunan sikkelerin de katalog haline getirilerek, "ulusal koleksiyonumuz" olarak yayınlandığı taktirde bilim dünyasına önemli katkıda bulunacaktır.


Bütün sikkelerin üzerinde bir hikaye var. Ya bir kral, ya bir imparator ya da bir tanrı var. Bunların bir kısmı yazılı tarihle bize kalmış, bir kısmı da çeşitli ören yerlerinde bulunan tarihi deliller.
Sikkelerin bir özelliği de bunların ilk defa bugünkü Anadolu topraklarında darp edilmiş olması. Benim yaşadığım yerlerin yakınlarında olmuş. En güzel tarafı işime gelip giderken bunların arasından geçiyorum. Dolayısıyla sikkeler, elimde tutmasamda gözümde canlandırdığım objeler oluyor. O tarihin arasında yaşadığım için ayrı bir manası var.


Enflasyon ve paranın değerinin kaybı nedeniyle Türkiye'de metal parayı tanıyacak halde değiliz. Ancak aynı şeyler tarih öncesinde de olmuş. Paranın değerini düşürmüşler, eskiye göre daha az kıymetli metal kullanılmış veya kaplama yapılmış. Bir nevi devalüasyon yapılmış. Hatta bazıları haber verilmeden yapılmış. 'Kalp' paranın tarihi çok eski. Kalpazanlar da varmış. O zaman da para metal değerinin ötesinde itibari değer kazanmaya başlamış. Yani hükümetinin kuvvetiyle alakalı bir şekilde değer kazanmış. Aslında yeni bir şey keşfetmemişiz. Paranın bugün başına gelen iyi veya kötü her şey ilk basıldığı zamanlarda da gelmiş. Hatta para birliği bile var. Üç dört şehir biraya gelmiş, aynı desenli para bastırmış. Hepsinin üstünde çocuk Herkül'ün yılanla boğuşurkenki tasviri var. Arkasında şehirlere ait ayrı ayrı semboller var. Midilli ile Foça arasında da para birliği var. Karar vermişler, bir yıl birisi bastırmış, bir yıl diğeri bastırmış. Bugünkü euro gibi.


Her gün düzenli olarak ilgilenemiyorum ama sergi için günlerce çalıştım. Haftada iki üç saat ayırabiliyorum diyebilirim. Sikkeler genelde büromda durur. Geniş bir nümizmatik (eski paralar bilimi) kitaplığım da var. Hala üzerinde çalışıyorum. Bugün elime bir sikke geçse artık hangi döneme ait olduğunu bilirim. Sikkelerle birlikte hayatım da değişti. Devamlı bir hobim oldu ve yeni dostlar edindim.


Evet. Lidyalılar dönemine ait, MÖ 550 - 600 tarihli ilk basılan sikkelerden var. Dünyada sayısız çeşit sikke var. Değişik metallerden yapılmış, ağırlıkları farklı olanlar var. O zamanki devletler, hepsi ayrı desenlerde paralar basmışlar. Şehirler paralarının üzerlerine kendi sembollerini koymuşlar. Efes'in arısı, Milet'in aslanı var. Kralların paralara kendi resimlerini bastırması ise İskender ile başlıyor.


Bazı sikkeler çok büyük ve cepte taşınması mümkün değil. Şehir krallıkları arasında ödemeler için kullanılıyorlardı. Bazıları sadece paralı askerlerin ve memurların maaşlarını ödemek için kullanılıyordu. Bir kısmını da halk günlük kullanıyordu.


Koleksiyonlara paha biçilemez ama paraların tek tek ederleri var. Müzayedelerde fiyatları belirlenebiliyor. 50 dolara da sikke var 50 bin dolara da. Tamamen nadir olup olmadığına bakılıyor. Periyoduna, dünyada bilinen örneklerine ve aşanıp aşınmadığına bakılıyor. O dönem sikkeler erimiş metale, çekiçle vurularak basılıyordu.


Koleksiyonumu, internette, kitabı alamayanların da faydalanacağı şekilde yayınlamayı düşünüyorum. Ayrıca Arkaik, Klasik ve Hellenistik çağ, İonya ve Karya sikkelerinden oluşan koleksiyonumu görmek için ziyaretçilerim de oluyor.


Kuşadasına çok yakın Phygela isimli bir şehre ait sikkeyi çok seviyorum. Nadir ve önemli bir sikke. Üzerinde bir tanrıça, arkasında o şehrin sembolü olan boğa resmi var. Dünyada bu sikkeden sadece iki tane daha var. Ayrıca dünyada tek olan iki üç tane sikkem daha var. Toplam bin 300 sikkem var.


O kadar hızlı olmamakla beraber zaten devam ediyorum. Koleksiyonumun ana iskeleti oluştuğu için, nadir olanları veya eksik olanları alıyorum.
Merakım çevremde biliniyor. Bu nedenle bulan köylüler bana getiriyor. Bunları alıp hemen müzeye deklare ediyorum. Lisanslı koleksiyoner olarak bulundurabiliyorum. Aslında bunlar devletin malı. Ben muhafızıyım. Ancak müze izin verirse başka bir koleksiyonere satabilirim.



BUSINESS


Eğlence baronlarının 200 trilyonluk rekabeti
Ruslar ilgimi çekiyor
'Tuhaf' işler yaptı, işçileri isim taktı: Hacı Fellını
Onun işi satmak
'Bana ne'cilik
Bilgisayarınız bozulunca kapıya ambülansla geliyor
Kot diye başlayıp küt diye dünya pazarına girdik...
Bir yılda 6.7 milyon Mavi sattı
Bavul ticareti ile büyüdü, 'En Büyük 500'e girdi
Yurtdışında 50 mağazası var
Yediden yetmişe herkes seri üretim güzellik peşinde
'Asil' adı Allium Sativum!
Rüzgârlı Sokak'ın hikâyesi
İlk iş dersini TÜBİTAK'tan İsmet Hanım verdi
Güzelliğin kaç para eder, bu ayakların olmasa?
İşi gücü para
Sekiz taksitle İstiklal Madalyası satıyorlar
İşe her gün özgür gel (parmak arası terlik hariç)

21 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber