Hem öğrenci hem yönetim kurulu üyesi

'Babamla en büyük keyfimiz sahilde dertleşmek'





Kan ter içinde uyandı. Kötü bir rüya görmüştü. Sabahın ilk saatleriydi. Bir yandan gördüğü kabusu yorumlamaya çalışıyor, bir yandan da kocasına anlatmak için sabırsızlanıyordu. Aceleyle kalktı, eşinin yanına gitti.
O gün bir iş anlaşması için Ankara'ya gidecek olan eşi erken kalkmış, son hazırlıklarını yapıyordu. "Kötü bir rüya gördüm" diyebildi. Çok korkmuştu. "Acaba bu anlaşma uğursuzluk mu getirecek?" diye ekledi. Kocası oralı olmadı başta. "Bir şey olmaz, sen merak etme" diye sakince telkin etmeye çalıştı karısını. Ancak Mehmet Ulutaş, birkaç saat sonra Ankara'ya vardığında da, İş Bankası'ndan Güney Sanayi'yi almak için masaya oturduğunda da, o anki kadar sakin olamadı. Rüya aklından çıkmıyordu. Masadakilere "Güney Sanayi'yi almaktan vazgeçtim. Gelin Mensa'yı konuşalım" dedi. Konuştular. Ulutaş o gün, Mensa'yı 45 milyon dolara, İş Bankası'ndan satın alarak Kayseri'ye eşinin yanına döndü.
Ulutaş Ailesi'nin Mensa'yı satın alma öyküsü işte böyle başlamış. Mehmet Ulutaş'ın iş hayatına atılışı da bir o kadar ilginç. Kayserili Ulutaş, gençlik yıllarında babasıyla aynı işi yapmak istememiş. Kendi işini kurmak isteyen Ulutaş'a en büyük destek yine eşi Aliye Ulutaş'tan gelmiş. Nişan yüzüğü de dahil tüm altınlarını sermaye olsun diye gözünü kırpmadan vermiş. İlk işi inşaat malzemeleri satmak olan Ulutaş, kısa sürede otomotiv ve demir ticaretiyle de uğraşmaya başlamış. Çok geçmeden üretim yapmaya da karar veren Ulutaş, Kayseri'de aldığı arazide denim kumaşı üretecek bir fabrika kurmuş. Tam da o sırada İş Bankası'nın Adana'da kurulu Güney Sanayi ve Mensa Tektstil'i satışı gündeme gelmiş.
Hikayenin gerisin oğlu Faik Ulutaş'tan dinleyelim: "1996 yılında bu şirketlerin satışı fabrikayı görmek için Adana'ya gittik. Mensa Adanalı üç aile tarafından 1972 yılında kurulmuş. Önce iplik fabrikasıymış, ardından dokuma üretimi eklenmiş. 1991 yılında boya apre tesisi kurulmuş. Kredi borçlarından ötürü firma bir süre sonra İş Bankası'na devredilmiş. Biz de Mensa'yı 1997 yılında İş Bankası'ndan 45 milyon dolara aldık. Varımızı yoğumuzu bu anlaşmaya verdik."

'Hayat gezme tozma değil'
Mensa'yı özkaynaklarıyla aldıklarını söyleyen Faik Ulutaş, şöyle devam ediyor: "Gayrimenkullerimizi sattık. Bu büyük bir riskti. Hatta babam bana gelip, 'Oğlum Mensa'yı satın aldık. Ben varlığı da yokluğu da gördüm. Yedi yaşından beri çalıştım çabaladım. Başarısız olursak ve varlığımızı kaybedersek bu beni fazla etkilemez. Ancak seni belli bir refahın içinde yetiştirdik. Ben bu işin sonunda Sultanahmet'te ayakkabı boyacılığı yapabilirim. Sen bu işe razı mısın?' diye sordu. 16 yaşındaydım ve şaşırmıştım. Gözümün önüne babam ayakkabı boyarkenki hali geldi. "Varlıkta yoklukta arkandayız" dedim. Bu konuşma babamın sırtındaki yükü paylaşmam gerektiğini gösterdi bana. Hayat gezme tozma değildi."

Üç yılda 70 milyon dolar
Ulutaşlar, şirketi alır almaz yönetimi değiştirip ve yeni bir ekip kurmuş. Şirket kısa süre içinde halka açılmış. İlk üç yılda 70 milyon dolarlık yatırım yapılmış. Bugün günde 90 bin metre mamûl kumaş üreten Mensa'nın cirosu 90 milyon dolar. 2003 ihracatlarının 55 milyon dolar olduğunu kaydeden Faik Ulutaş, "Şu anda grupta 11 şirketimiz, 3 bin çalışanımız var. Toplam ciromuz 135 milyon dolar" diyor. Üç dört yıl içinde konfeksiyon üretiminde büyümeyi düşündüklerini söyleyen Ulutaş, "Bu süre içinde hedefimiz 200 milyon dolar ciro. Kadın giyimi üzerine uzmanlaşmayı, yeni bir marka yaratmayı düşünüyoruz. Mağazacılığa da gireceğiz" diyor.
Ulutaşlar böyle giderse uzun bir süre daha Sultanahmet'e uğramayacaklar gibi görünüyor.

Mensa'nın Yönetim Kurulu Üyesi olan Faik Ulutaş, aynı zamanda eğitimine de devam ediyor. Bilkent'te bankacılık ve finans üzerine eğitim gören Ulutaş, daha 23 yaşında. Şimdiden ağır sorumluluk üstlenmiş. "Daha 9 yaşındayken, dedemin dükkanına gider, irsaliye düzenler, kasa defterlerini kontrol ederdim. Kuzenimle oynadığımız oyunlar bile finans ve ticaret üzerine kuruluydu. Ben banka sahibi olurdum kuzenim de müşteri. Çocukluğuma dair ilk anılarım bunlar. Böyle böyle iş hayatına atıldım. Elimi verdim kolumu kaptırdım" diyor.

Baba oğul Ulutaşlar'ın en büyük keyfi sahilde yürüyüş yapıp dertleşmekmiş. "Babamla hemen her şeyi paylaşırız. İstanbul'da biraraya geldiğimizde önce balık yeriz. Sonra da sahilde yürüyüş yaparız. Bu yürüyüşler bizim için çok önemli. Babam içini döker, ben içimi dökerim. O annemi, ben kız arkadaşımı anlatırım. Bazen şikayet ettiğimiz de olur" diyor. Ancak şirket içindeyken baba oğul çalışmanın çok zor olduğunu belirten Faik Ulutaş, "Babamın güvenini bugüne kadar hiç boşa çıkarmadım. Belki bu da benim için bir tehlike. Çünkü bazı işlere gözü kara ve çok hızlı giriyorum. Şimdiye kadar her işten alnım ak çıktım. Ancak bir gün toslayabilirdim de. Tabii kaza yapmadan da şoför olunmaz, değil mi?" diyor.

Babasının kafasına koyduğu bir işi mutlaka yaptığını söyleyen Faik Ulutaş, "Biz engellemeye çalışırız ama bir iki ay geçer, tekrar gündeme getirir ve o işi hayata geçirir. Şimdilerde emekli olmayı istiyor. Kabul etmiyorum tabi. '65 yaşında emekli olacaksın' diyorum. Aslında amacı Mensa'daki iş yükünü bana delege edip başka sektörlere bakmak. Kâğıt ve turizm sektörlerine yatırım yapmayı düşünüyor" diyor. Babasının işiyle içiçe olduğunu belirten Ulutaş, "Aklı hep işindedir. Onu eleştiriyordum ama şimdi ben de ona benzedim. Kız arkadaşımla bile oturup konuşamıyordum. Sonra kız çekti gitti tabi. Terkedildim" diye konuşuyor.

Ulutaşlar, Mensa'nın Adana'daki bahçesinde turunç yetiştiriyorlar. Sadece bahçe bakımı için 40 kişinin çalıştığını söyleyen Faik Ulutaş, "Turunçlar toplanınca işçilere dağıtıyoruz. Fabrikayı ilk aldığımızda bir tavus kuşu hediye geldi. Daha sonra tavşan ve sincap da hediye edilince bahçemiz hayvanlarla dolu çok güzel bir bahçe oldu" diyor. Moda danışmanlıklarını Özlem Süer'in yürüttüğünü belirten Ulutaş, önümüzdeki hafta düzenleyecekleri defilenin temasını da fabrika bahçesinde yetiştirdikleri 'turunç' olarak belirlediklerini söylüyor.



BUSINESS


2005'te vanayı açıp petrolle yıkanacaklar
İş, aşkı döver mi?
Kardak Kayalığı'na çıkan SAS komandosu reklam işine girdi
Dedenin, çatı katındaki makinesinin tozunu alıp Hobby'yi yarattılar
Garanti'nin 58 yıllık hikâyesi
Nejat Eczacıbaşı: Beceriksiz akrabalara iş teslimi hatadır
Sultanahmet'e uzun bir süre daha uğramayacak
aflotoksinli biberi, Avrupa'ya satamıyor, bize yediriyorlar
Dizi içinde reklam dönemi başlıyor
Özelleştirmeden hükümete 'Telekom gecikebilir' notu
'Doctoğ Reno Paği'yi, Fransız asistanın aşkı Türkiye'ye getirdi
Literatüre 'gönüllü vergi baskısı' diye bir 'kavram' kazandıracağız
Klasikler İsviçre'den trendy'ler Hong - Kong'dan
Bush da, Demokrat aday Kerry de 'Kafatası ve Kemikler' üyesi
Bir oyun çıkardı, hayatı değişti
Diyarbakır'dan geçen yol
Bürokrasi İngilizler'e 30 milyar sterline maloldu
Soyadı 'Hantal' ama işte hız şampiyonu
Dijital Oyuncaklar
'Sinek kaydı' tıraş artık yetmiyor

19 Eylül 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber