Geri Dön

Her başarılı markanın arkasında başarılı bir reklamveren var

Türkiye temsilciliğini Milliyet'in yaptığı Cannes Lıons Reklam Festivali'nde ödüllendirilen reklamverenlerin ortak yönü, kalıpları değiştirmeleri, özgün bir dil geliştirmeleri ve zekice çözümler üreten, 'ilham veren' kişiler olmaları. Türkiye'ye Cannes'dan aslan getirecek reklamveren var mı?... Henüz bir adayımız yok ancak şirketlerin bu vizyonu benimsemeleri, ödül getirmese bile, markalarının ticari başarısına büyük katkıda bulunabilir

Her başarılı markanın arkasında başarılı  bir reklamveren var

MARKALAR-TRENDLER

Her başarılı markanın arkasında başarılı bir reklamveren var

Türkiye temsilciliğini Milliyet'in yaptığı Cannes Lıons Reklam Festivali'nde ödüllendirilen reklamverenlerin ortak yönü, kalıpları değiştirmeleri, özgün bir dil geliştirmeleri ve zekice çözümler üreten, 'ilham veren' kişiler olmaları. Türkiye'ye Cannes'dan aslan getirecek reklamveren var mı?... Henüz bir adayımız yok ancak şirketlerin bu vizyonu benimsemeleri, ödül getirmese bile, markalarının ticari başarısına büyük katkıda bulunabilir

Her başarılı markanın arkasında başarılı  bir reklamveren var
FATOŞ KARAHASAN

Cannes Lions Reklam Festivali 50'nci yılını kutluyor. Geçtiğimiz yıl, Festivalin Türkiye'deki temsilciliğini üstlenen Milliyet, reklamcılığın en önemli yaşam kaynağı olan yaratıcılığı desteklemek üzere önce Cannes Sergisi'ni ülkemize getirdi, sonra genç yaratıcıları yarışmaya götürdü. 'Milliyet Basın Yarışması'nda seçilen çalışmalardan ikisi ödül kazanarak, Türk reklamcılığı adına önemli bir başlangıç oluşturdu.
Cannes Lions, dünyanın en önemli uluslarası reklam festivali. 1940'lardan itibaren düzenlenmekte olan Cannes Film Festivali'ni reklam filmi alanına da taşımak isteyen bazı yapımcılar, 1954 yılında Cannes Reklam Festivali'ni yaratmış oldular. Her yıl, yaklaşık 20 bin eser Cannes'dan bir aslan heykelciğiyle dönebilmek rüyasıyla yarışmaya katılıyor. Festival, dünyanın önde gelen pazarlama ve reklam profesyonellerinin bir araya geldiği, yankılarının bir sonraki yıla kadar sürdüğü ve kazananların reklamcılık tarihine geçtiği büyük bir şölen aslında.

İlham veren işadamları alıyor
Elli yılllık Cannes Reklam Festivali, iletişimin her dalını değerlendirmeye alıyor. TV, sinema, basın, açık hava, internet, medya satınalma ve doğrudan pazarlama projelerinin en yaratıcısını seçmeye çalışıyor.
Festivalin en önemli bir diğer yönü de altı yıldır uygulanan 'Yılın Reklamvereni' ödülü. Ödül bu güne kadar 'ürün ve hizmetlerin yaratıcı ve verimli bir biçimde pazarlanabilmesi için' beraber çalıştıkları kuruluşlara ilham kaynağı olan işadamlarına verildi. İlk ödülü, 1998'de Diesel'in kurucusu Renzo Rosso kazandı. Sonra sırasıyla ödüller Virgin Grubu'nun kurucusu Richard Branson, Sony Corporation Başkanı Noboyuki İdei, Anheuser and Bosch Grup Başkan Yardımcısı Auguste Anheuser, Swatch Grubu'nun Başkanı Nicolas Hayek ve geçtiğimiz yıl da Nike'ın Başkanı Philip Knight'a verildi.

Yaratıcılık can simidi oldu
Pazarlama iletişiminde reklamverenin sınırları, yaratıcılığı en çok kısıtlayan noktalardan birisidir. Çokuluslu firmaların dünyanın her yerinde benzer bir iletişim yürütebilmek amacıyla koydukları kurallar ve zorunluluklar tek sesliliği ve tutarlılığı korumaya yardımcı olmaktadır.Ancak, yaratıcılık açısından zayıf çalışmaların ortaya çıktığı da bir gerçektir.

Üreticinin zekâsına güvenen reklam
Öte yandan, binlerce mesaj içerisinde bunalan yeni tüketici tipi, reklamları dinlememek, algılamamak ve hatırlamamak üzere çeşitli savunma mekanizmaları geliştirmiş durumdayken, can simidi yaratıcılık olarak görülmektedir.
Üreticiler, genellikle ürünlerine aşık olarak, reklamlarında yaptıklarını ve sunduklarını övme yolunu seçerler. Oysa yeni tüketici tipi kendisini şaşırtan, zekasına güvenen ve onunla eğlenceli bir iletişim dili seçen kuruluşları daha çok beğenmekte ve onların ürünlerine daha yakın hissetmekte.
Cannes'da ödüllendirilen reklamverenlerin ortak yönü hepsinin 'ilham veren' müşteri tipinde olmaları. Yaptıkları işte fark yaratmanın yolunu mevcut kalıpları değiştirmek, özgün bir dil geliştirmek ve zekice çözümler üretmek olarak özetlemek mümkün. Bu kişilerin kuruluşları ve markaları da kendi özgürlüklerini ve özgünlüklerini yansıtıyor.

Henüz bir adayımız yok
Çalıştıkları reklam şirketlerine ilham veren, kendileri de pazarlama alanında birer örnek haline gelen bu tür reklamverenler, markalarının babası durumunda. Onların büyüme evrelerini de yakından izliyorlar. Hepsi aktif bir biçimde yeni ürün ve hizmet geliştirilmesinde de, iletişiminde de bizzat işin içinde oluyorlar.
Pazarlama yatırımlarının karşılığının alınabilmesi için reklamların dikkat çekmesi, hatırlanması ve beğenilmesi için herkesin birlikte yaratıcılığı baş tacı etmesi gerekiyor. Türkiye'den henüz Cannes Lions Reklam Festivali'nde Yılın Reklamvereni dalında bir adayımız yok. Ancak şirketlerin bu vizyonu benimsemeleri onlara ödül getirmese bile, markalarının ticari başarısına büyük katkıda bulunacağını kolaylıkla öngörmek mümkün.

Nicolas Hayek: Şans eseri milyarder oldum
2.4 milyar dolarlık servetiyle İsviçre'nin en zengin altıncı kişisi olan Hayek, işadamı diye adlandırılmaktan nefret ediyor. Kendisini bir yaratıcı olarak tanımlayan Hayek, bugün borsa değeri 18 milyar dolar olan Swatch şirketinin kurucusu. Zengin olmayı değil, yazar veya besteci olmak isteyen Hayek, 1986'da başkanı olduğu kuruluşu bir dünya devi haline getirdi. Ayrıca, İsviçre saat endüstrisinin de büyümesine yardımcı oldu. Almanya ve Fransa'da hükümetlerin gelecek senaryolarında stratejist olarak da yer alan Hayek 73 yaşında.

Renzo Rosso: Alışveriş bir eğlencedir
Diesel'in sahibi Rosso, İtalya'da bir çiftçinin oğlu olarak 1955 yılında dünyaya geldi. 1978'de ortaklarıyla kurduğu The Genius Group, Replay gibi büyük markaların yanı sıra, küçük bütçeli Diesel gibi isimler de yarattı. Rosso, Diesel isminin ve tarzının büyük bir rekabet gücü olabileceğini öngörerek firmanın tek sahibi olmak üzere, 1985'te şirketin tüm hisselerini satın aldı. Hiçbir pazarlama veya yatırım geçmişi olmadan, duygularının sesini dinleyerek, uluslararası bir marka olmak üzere yola çıktı.
Başlangıçta kısa yoldan çok para kazanmak ve sonra bu işi bırakmak amacında olduğunu söyleyen Rosso, hâlâ işine âşık olduğunu belirtiyor. Felsefesi gelecek yılın daha iyi olacağı. Çünkü 'geçmiş çoktan tarih olmuş durumda.'
Yapmadan önce keşke bilseydim de daha farklı davransaydım dediği beş noktayı şöyle özetliyor:
(1) Pazarlama çok önemli. İyi ve çabuk öğrenin, (2) Bilanço okumayı öğrenin. Yalnızca dört nokta önemli: Satış, kâr, marj ve pazarlama - satış yüzdesi. (3) Alışveriş bir eğlencedir, (4) Teknoloji işinizin temel parçasıdır, (5) İyi bir ürünü hemen tanımayı öğrenin.

Richard Branson, dünya devlerine meydan okudu
Okuldan nefret eden bir öğrenci daha. Disleksik (okuma özürlü) olduğu için okul yılları bir işkence olarak geçen Richard Branson, 1960'ların sonuna doğru daha 17 yaşındayken, kendi okul gazetesini çıkarmaya başladı. 'Student' isimli dergisi pek başarılı olmadıysa da, öğrencilere dergi aracılığıyla uygun fiyatlı plak satabilme projesi Branson'un kariyerinin dönüm noktası oldu. İş hayatında bakir oldukları düşüncesiyle, ortaklarıyla birlikte kurduğu şirkete 'Virgin' (bakire) adını verdi. Virgin bugün 150 şirketli dev bir kuruluş. Yaklaşık üç milyar dolarlık kişisel servete ve kendine ait bir adaya sahip olan Branson, girdiği iş alanlarında önceden hiçbir bilgi ve deneyimi olmadığını belirtiyor.
Çalıştığı tüm alanlarda sınırları zorlayarak, kuralları kendi koymak isteyen Branson, British Airways'e Virgin Airline'la kafa tutuyor. Virgin Cola Avrupa'da Pepsi'den daha çok satmayı başarmış ve Amerika'da Coca - Cola'ya meydan okuyor. Branson, elemanlarının yaratıcılığını desteklemesiyle de ünlü. Havayolu şirketinin evlilik alanına girmesi fikrini getiren bir kabin görevlisini, işin başına getiren Branson'ın, tanıtım için giydiği gelinlikli fotoğrafı hâlâ hafızalardadır.

Philip Knight: Amerikan Rüyası
Kendisi de atlet olan Knight, küçücük şirketiyle Adidas ve Puma'ya meydan okudu ve kazanan o oldu. "Amerika'nın sorunu çok fazla hata yapması değil, aslında çok az hata yapması" diye düşünen, Phil Knight, sürekli bir biçimde yeniyi yaratmaya, zamanın önünde olmaya çalışan bir vizyonun sahibi.
1959 yılında Oregon Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra Stanford'da MBA yapan Knight, 1964 yılında okulda öğrendiklerini uygulamak üzere Blue Ribbon Sports şirketini kurdu. Efsanevi Nike markasını yaratan Knight'ın şirketinin bugünkü değeri 8 milyar dolar civarında. Knight, şirketini hem büyük düşünerek, hem de sloganında olduğu gibi düşündüğünü yaparak efsaneleştirdi.
Cannes Ödülü'nü bir marka yaratmak için gerekli tüm desteği sağladığı için aldığı söylenebilir. Ürün geliştirmek, tüketicinin gittiği yönü anlamak, gündemi belirlemek, en önemlisi tutarlı ve yaratıcı bir biçimde iletişimini sürdürmek.
Dünyanın en yaratıcı ajansları arasında sayılan Wieden & Kennedy, Nike için hazırladığı o müthiş kampanyalarını Knight'ın desteği ve vizyonuna da borçlu.

HAFTANIN KİTABI
Duygularını tanımak isteyen liderler için 'Destructive Emotions'
'Duygusal zeka' kavramıyla, yönetim hayatına yeni bir bakış açısı kazandıran, Daniel Goleman, bu kez de insanlığın evrimindeki tahrip edici duyguların rolünü inceliyor. Kitap, 2000 yılının mart ayında, dünya çapındaki bir grup bilim adamı ve düşünürün Dalai Lama'yla birlikte çalışarak elde ettiği verilerden yola çıkıyor. Çalışma hırs öfke ve hayal kırıklığının üç zehirli duygu olduğunu ve insan ilişkilerinin sağlıklı bir zemin üzerine oluşmasına engel olduklarını ispatlıyor. Son günlerde bilimadamları beynin içinde öfkeyi ve korkuyu yatıştırabilecek merkezleri bulma arayışındalar.
'Tahrip Eden Duygular'da Goleman, bu duyguların kontrol altına alınmasının bireylerin bağışıklık sistemine yardımcı olduğunu ve duygusal eğitimin insanlar arasındaki anlayışı artırmak, öfkeyi azaltmak ve verimliliği artırmak için önemli olduğunu ortaya koyuyor.

Yunanistan'dan skandal hareketYunan askerinin göçmenleri yasa dışı yollarla Türkiye tarafında bıraktığı görüntüler ortaya çıktı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber