Jöleyi sürüyor türbanı takıyor

'İhracatta geç kaldık'





1920'li yıllardı ve 'Ata kuyruk, yiğide bıyık yakışır' inancı hâlâ geçerliliğini koruyor, bıyık, 'erkekliğin şanından' sayılıyordu. Her erkek berberi gibi Mehmet Ilıca'nın da hemen her gün traş ettiği onlarca müşterisinin bıyığına 'şekil' vermek gibi bir derdi vardı. 'Pos' mu, 'kaytan' mı, 'pala' mı, 'burma' mı?.. Artık müşteri ne isterse...
Eskiler bilir, 40 - 50 yıl öncesinde bıyıklara şekil vermek için kullanılanlardan biri de çekirdeksiz kuru üzüm ezmesiydi. Parmak uçlarında birkaç kuru üzüm tanesini iyice ezdikten sonra posası atılır, parmak uçlarında kalan yapıştırıcı özellikteki, jölemsi madde ile bıyıklar bir güzel sıvazlanarak şekil verilir, uçları yapışan bıyıklar, yukarıya doğru bir kavisle kıvrılırdı.
Berber Mehmet Ilıca, 'bıyığa özen' zamanlarında bu işe önem vermek zorundaydı ve müşterinin istediği bıyık şeklini tutturmak için daha başka malzemeler geliştirmek istiyordu. İşte o günlerde özel bir 'bıyık jölesi' üretmek aklına geldi.
Almanya'dan o zamanın şartlarına göre 'son teknoloji ürünü' kolu elle çevrilen, küçük bir 'tüp doldurma' makinesi getirdi. Beraberinde 10 gramlık alüminyum tüpler almayı da unutmamıştı. Mehmet Bey, bu makine ile bıyıkların hem yatık durmasını sağlayan hem de renk veren bir şekillendirici üretmeyi başardı. Vatan Kozmetik adı altında başlattığı bu girişim, dönemin erkekleri için büyük önem taşıyordu.
Mehmet Ilıca kendi buluşu jöleyi yıllarca üretti, kullandı. Ama iş veya şirket olarak miras bırakmadığı halde, girişimciliği, jöle üretimi deneyimi torunlarına miras kaldı. Onlar da tam 50 yıl sonra, yani 1970'li yıllarda, 'Bu iş onların genlerinde var' dedirtecek şekilde, kozmetik işine soyundu. Armağan ve Rıdvan Ilıca, dedeleri gibi, ilk önce ellerinde çanta ile kuaför kuaför dolaşıp kozmetik malzemesi sattı. Bir süre sonra 'el kremi' konusundaki ihtiyacı farkettiler. Bunun üzerine 1974 yılında Hobby'yi kurarak, o ünlü pembe renkli kutudaki 'Hobby El Kremi'nin üretimine başladılar. Ardından saç boyası işine girdiler.
El kreminin ünü yayılarak markalaşırken, saç boyasına ağırlık veren iki kardeşin aklına küçükken çatı katında buldukları, dededen kalma 'tüp doldurma makinesi' geldi. Bir süre için bu 'dede yadigârı' makineyi kullandılar.

Jöle pazarında lider
Kozmetik üretimine jöle ile devam eden Ilıca kardeşler, saç jölesi pazarında 'lider' olan Hobby'nin temellerini attılar. Bugün Hobby Kozmetik'in başında Rıdvan Ilıca'nın çocukları Tuğba ve Tufan Ilıca ile Armağan Ilıca'nın oğulları Haluk ve Faruk Ilıca var. Şirket faaliyetlerini aktif olarak ikinci kuşak yürütüyor.
"Kozmetik işi bizim genlerimizde varmış dersem sanırım yanlış olmaz" diyen Tuğba Ilıca, "Aile şirketlerinin önemi büyük ama uzun ömürlü olanlarının sayısı oldukça az. Bunun bilinciyle, ikinci nesil olarak ailemizde gördüğümüz birliği yaşatıyoruz, ancak kurumsallaşma çalışmalarına da büyük önem veriyoruz" diyor. Ilıca, başarılarının arkasındaki bir diğer etkenin de beraber çalıştıkları iş arkadaşlarını ailelerinden birileri gibi görmek olduğuna inanıyor.

Hobby'nin ihracat yaptığı pazarlar arasında Ortadoğu ülkeleri de var. Özellikle İran ve Suudi Arabistan'a jöle ihraç ettiklerini söyleyen Ilıca, "Bu ülkelerde jöle kullanımı çok yaygın. Erkekler kadar kadınlardan da ilgi görüyor. Kadınlar jölelerini sürüyor, üzerine türban takıp dışarıya çıkıyorlar" diyor.
Gençlerde jöle kullanımının yaygınlaştığına değinen Ilıca'nın verdiği bilgiye göre kullanım yaşı 4 - 5'e kadar inmiş. Ilıca, "Benim oğlum beş yaşında ve çoğu zaman ona jöle sürmemi istiyor" diyor. Artık ilkokul çağındaki çocukların da jöle sürmeye başladığını belirten Ilıca, "Jöle saç döker gibi çok yaygın bir inanış var. Ancak doğru kullanıldığında saça zarar vermez" diyor.

Şirketin, geniş bir ürün yelpazesine sahip olduğunu söyleyen Haluk Ilıca da yıllık 15 milyon doları aşkın bir ciroya ulaştıklarını kaydediyor. Jöle pazarında yüzde 45 pazar payına sahip olduklarını belirten Ilıca, el losyonunda da yıllık 1 milyon adet satış yaptıklarını anlatıyor. İstanbul Ümraniye'deki fabrikalarında günde 130 bin adet üretim yaptıklarını söyleyen Ilıca, "Geç kaldığımız tek nokta ihracat. İç pazara yoğunlaştık, bu nedenle ihracata ağırlık verememiştik. Ancak bundan sonra dış pazarlara daha fazla önem vereceğiz" diye konuştu.



BUSINESS


2005'te vanayı açıp petrolle yıkanacaklar
İş, aşkı döver mi?
Kardak Kayalığı'na çıkan SAS komandosu reklam işine girdi
Dedenin, çatı katındaki makinesinin tozunu alıp Hobby'yi yarattılar
Garanti'nin 58 yıllık hikâyesi
Nejat Eczacıbaşı: Beceriksiz akrabalara iş teslimi hatadır
Sultanahmet'e uzun bir süre daha uğramayacak
aflotoksinli biberi, Avrupa'ya satamıyor, bize yediriyorlar
Dizi içinde reklam dönemi başlıyor
Özelleştirmeden hükümete 'Telekom gecikebilir' notu
'Doctoğ Reno Paği'yi, Fransız asistanın aşkı Türkiye'ye getirdi
Literatüre 'gönüllü vergi baskısı' diye bir 'kavram' kazandıracağız
Klasikler İsviçre'den trendy'ler Hong - Kong'dan
Bush da, Demokrat aday Kerry de 'Kafatası ve Kemikler' üyesi
Bir oyun çıkardı, hayatı değişti
Diyarbakır'dan geçen yol
Bürokrasi İngilizler'e 30 milyar sterline maloldu
Soyadı 'Hantal' ama işte hız şampiyonu
Dijital Oyuncaklar
'Sinek kaydı' tıraş artık yetmiyor

15 Ekim 2019 Magazin Haberleri.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber