'Öğrencinin şirketi' NATO'ya iş yapıyor

Almanya'dan Çin'e kadar, markası ile ortopedik malzeme satıyor







Türkiye'de 1 milyon civarında şirket var. Her yıl binlerce yenisi kurulurken, binlercesi kapanıyor. Ekonominin süregelen 'dalgalı' durumu içinde her biri kendi macerasını yaşıyor. Bu şirketlerin, az sayıda da olsa bir kısmı 'asırlık', markalaşmış firmalar. Bir kısmı asırlık olmasa da onlarca yıldır ekonomik hayatın içinde, katma değer üreten, önemli şirketler. İstikrarla büyümüşler. Türkiye'nin büyük sanayi kuruluşları içine girmişler. Ciddi Ar - Ge yapıyorlar. Yabancı ortaklıkları var veya yabancı pazarlarda tutunmuş, başarı kazanmış, pazar payı elde etmiş şirketler. Bazıları, 'global' oyuncu durumuna gelmiş.
Büyük bir kısmı ise daha genç, küçük veya orta boy şirketler. Bazıları yeni ve tutunmaya çalışıyor ama önemli bir kısmı esnek, hızlı ve kararlılar. Bu grubun içinde de çok özel firmalar var. Dünyayı, bilgi çağının rekabet özelliklerini kavramış, sektör tercihinden teknoloji tercihine kadar her aşamada 'çağdaş' yönelimleri olan bu firmalar, Türkiye ekonomisinin yakın geleceğine damgasını vuracak şirketler grubunun içinde yer alıyorlar. Biz onlara, 'En öndekiler' demeyi tercih ettik. Çünkü 'teknoloji geliştirme', 'marka yaratma' gibi temel kriterler açısından tescilli başarı öyküsüne sahipler. TÜBİTAK, başarılarını 'mucize' sayıyor.
Hiç kuşkusuz daha onlarca böyle şirket var. Burada hikâyeleri anlatılan beş şirket, Milliyet Business ve Ernst & Young Türkiye'nin birlikte düzenledikleri 'Yılın Girişimcisi' yarışması Türkiye bölümünün katılımcıları arasından yapılan 'seçki'nin öne çıkardıkları... Fakat, her başarılı şirketin arkasında başarılı bir girişimcinin olduğunu unutmamalı.
Örneğin Telenity. Bekir Şerbetçioğlu, İlhan Bağören ve Eşref Özülkülü, 1998'de ABD'de bir garajda EBS/Newnet'i kurmuşlar. Bu şirketi kısa zamanda büyüterek 200 milyon dolara satmışlar. Sonra Türkiye'ye gelip Telenity'i kurmuşlar. Daha bir - iki yıllık bir firma. Ancak geliştirdiği teknolojiyi TÜBİTAK, 'teknoloji mucizeleri' arasında sayıyor. 2007'de 200 milyon dolar ciro yapmayı hedefliyor. Bir teknoloji şirketi için olmayacak bir şey değil.

Hipokrat da orta ölçekli bir firma. Ama 'ortopedik cerrahi malzemesi üretimi' gibi çok özel bir alanda başarı yakalamış. 45 ülkeye kendi markası ile ihracat yapıyor. Cirosu 20 milyon dolar. Arkalarındaki girişimci isimler Doktor Cevdet Alptekin ve Hayri Dursunoğlu.
Nuray Karalar, şirketi Gate Elektronik'in temellerini öğrenciyken atmış. 10 milyon dolar ciro yapan Gate, Airbus, Eurocoupter gibi uçak ve helikopter üreticilerini bünyesinde bulunduran, dünyanın ikinci büyük savunma şirketi EADS'in iş ortağı. NATO, ABD ve Rusya'ya teknoloji ihraç ediyor. Şirketin son olarak da 30 milyon dolarlık bir ihale aldığı belirtiliyor.
Serdar Nuri Tunaoğlu'nun kendisi gibi mühendis kardeşleri Yaman ve Sinan Tunaoğlu ile birlikte, kurduğu Karel, Türkiye'nin önemli teknoloji firmalarından biri. 50 metrekarelik bir büroda temelleri atılan Karel, haberleşmede elektro - mekanik sistemlerden elektronik sistemlere geçişte öncü olan firmalardan biri. 30 milyon dolar ciro yapıyor.
Damat & Tween'in kurucusu Süleyman Orakçıoğlu da, erkek hazırgiyim alanında 'marka' yaratma başarısı ile girişimciliği takdir edilen bir isim. Bu başarısı, başka yarışma konseptlerinde de ilgi gördü. İnceleme, araştırma konusu oldu. Yurtdışına açılmada büyük başarı gösterdi.
İşte bu başarılı girişimcilerden biri, 1986'dan beri Ernst & Young'un dünya çapında düzenlediği ve onlarca ülkenin katıldığı 'Ernst & Young World Entrepreneur Of The Year' (Dünyada Yılın Girişimcisi) yarışmasında Türkiye'yi temsil edecek. Hangisinin temsil edeceği ise 25 Şubat günü açıklanacak. Seçimi, Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Doğan Gazetecilik AŞ İcra Kurulu Başkanı Hanzade Doğan, Esas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emine Kamışlı, Petrol Ofisi Yönetim Kurulu Başkanı Vural Akışık, Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras; akademisyenler Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu, Prof. Dr. Özer Ertuna, Prof. Dr. Eser Borak ve Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu'ndan oluşan jüri yapacak.

GATE ELEKTRONİK
Nuray Karalar, öğrenciyken bin dolar borçla kurduğu Gate Elektronik'i 10 yılda 10 milyon dolar cirolu bir teknoloji şirketine dönüştürdü. Firma, Airbus, Eurocoupter gibi uçak ve helikopter üreticilerini bünyesinde bulunduran, dünyanın ikinci büyük savunma şirketi EADS Group'un iş ortağı oldu.
Gate mühendisleri, halen Airbus üretim tesislerinde eğitim alıyor. Gate, kısa bir süre sonra, askeri ve sivil havacılıkta kullanılan Couger helikopterlerinin yetkili servisi haline gelecek.
Türkiye'de Koç, Sabancı, Zorlu başta olmak üzere 3 bine yakın firmaya bakım ve onarım hizmeti veriyor. NATO, Rusya, Japonya, ABD gibi ülkelere her yıl milyonlarca dolarlık ihracat yapıyor.

Ordu'ya proje
31 yaşındaki Nuray Karalar, Orduya proje hazırlıyor, NATO, ABD ve Rusya'ya teknoloji ihraç ediyor. Çanakkale'nin Çan ilçesinden çıkıp, ODTÜ Mühendislik Fakültesi'nin birincilikle giren Nuray Karalar, Türkiye'deki fabrikaların, makina ve teçhizat olarak dışa bağımlı olduğunu, bozulan makinalardaki en küçük bir arızanın fabrikaların kâbusu haline dönüştüğünü gördükten sonra firmasını kurma kararı almış ve bu fikrini kendisi gibi ODTÜ Elektronik Bölümü'nde öğrenci olan ağabeyine açmış.
1989 yılında, ODTÜ - KOSGEB Teknoloji Geliştirme Merkezi'nin desteği ve akrabalarından topladıkları bin dolar borç parayla Gate Elektronik'i kurmuşlar. Kardeşlerin ilk işi, yine bir Çanakkale firması olan Çanakkale Seramik'in İtalya'dan ithal ettiği pres kartlarını onarıp, yenisini üretmek olmuş. 75 metrekarelik bir ofiste, iki masa ile kurdukları öğrenci şirketi hızla büyümeye başlayan ikili, 1992'de ODTÜ'den şeref öğrencisi olarak mezun olup iş tecrübesine sahip birer üniversite mezunu olarak üniversiteden mezun olmuş.

Yüzde 1'i fiyatına iş
Kurumsal bir yapıya bürünmek için uluslararası kalite belgeleri alan iki kardeş, müşteri ilişkileri ve pazarlama kadroları kurmuş. Bu yatırımlar kendilerine Ankara ve çevre illerdeki tekstilden, gıdaya akla gelen her sektörde faaliyet gösteren yüzlerce fabrikanın makinalarının bakım ve onarım hizmetlerini getirmiş. Karalar, bu hızlı yükselişin, Avrupa'dan gelen teknisyenlerin, 5 bin dolarlık saat ücretine karşılık, kendilerinin 100 - 200 dolar ücret istemeleri olduğunu belirtiyor.
Gate, ithal makinalardaki elektronik kartların tıpatıp aynısını, üstelik orjinalinin neredeyse yüzde biri fiyatına üretmeye başlamış. Talebe yetişemeyince de Sincan'da ilk fabrikasını kurmuş. TSK ile çalışmaya başlamış. TSK'nın üretici firmalara şart koştuğu uluslararası yeterlilik belgesini almış. Silahlı Kuvvetler için F4 uçaklarına dost - düşman tanıma kartları üretmiş. TSK'nın, ithalatı halinde 7 milyon dolar ödeyeceği 70 adet kartı 900 bin dolara üretmiş. Gate, 2001'de 6, 2002'de 4 milyon dolar ciro yaptı. 2003 yılı cirosu da 7.5 milyon dolar oldu. Şirketin 30 milyon dolarlık bir ihale aldığı belirtiliyor.

HİPOKRAT
Ortopedi doktoru İsmail Cevdet Alptekin'in asistanları ile birlikte, ortopedik cerrahi malzeme üretimi amacıyla temellerini attığı Hipokrat, tamamen yerli olanaklarla girdiği sektörde yabancılara karşı ciddi bir rakip haline geldi. 45 ülkeye kendi markası ile ihracat yapıyor. Bu başarının ardında şirketi bir dönem içine düştüğü zor durumdan kurtaran ve firmanın vizyonunu değiştiren Hayri Dursunluoğlu'nun payı büyük.
Firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Hayri Dursunoğlu'nun 'Yılın girişimcisi' yarışması adaylığının ardında firmaya kattığı yeni vizyon ve uluslararası arenada gösterdiği pazarlama stratejisi yatıyor.

Türkiye'yi gezdiler
Dursunoğlu, aslında Gazetecilik Yüksek Okulu mezunuydu ve işle bir ilgisi yoktu ama girişimci olarak işin geleceğini farketti ve Cevdet Alptekin'in teşvikiyle tıbbi malzeme sektöründe yatırıma karar verdi. Firma zor durumdayken Cevdet Alptekin'in imdadına yetişen Dursunoğlu, ortakların hisselerini alıp hemen pazarlama konusuna el attı. Türkiye karış karış tarandı, olası müşterilerle ilişkiler kuruldu, tanıtımlar yapıldı. Bir yandan da üretimde kaliteyi artırabilmek için uluslararası kuruluşlarla işbirliğine gidildi.
Dursunoğlu'nun öncülüğünde yapılan bu adımlar iç piyasadaki gelişmenin ardından dışarıda da başarıyı getiren altyapının temellerinin atılmasına yardımcı oldu. 1986'da tamamen iç pazarlama ve ihracata odaklı Tempa adıyla ikinci bir şirket kuruldu. Bu arada araştırma ve geliştirme için şirket bütçesinden ciddi kaynaklar aktarıldı. Yurtdışı fuarlarda Hipokrat adı duyulmaya başlandı. Ve çalışmalar meyvesini verdi...
Almanya ve Fransa'ya Hipokrat markalı ürün ihracatına başlandı. 1993'te sektöründe ilk, İzmir'de 30 uncu, Türkiye de de 127'inci firma oldu. ISO 9000 Kalite Güvence Sistem Standardı belgesi alan Hipokrat, Uluslararası Standart Teşkilatı Teknik Komiteleri'nde Türkiye'yi temsil etmeye başladı.

Uzakdoğu'nun ortopedisti oldu
1996 da Türk ortopedistlerinin de fikri katkılarıyla ilk yerli tasarım spinal cerrahi ürünü geliştirildi. Bu başarı şirkete TÜBİTAK - TTGV - TÜSİAD tarafından verilen Ulusal Teknoloji Başarı ödülünü getirdi. Hipokrat kendi sektöründe bir ilke daha imza attı. Yine tamamen Türk ortopedistlerin katkılarıyla ilk yerli tasarım kalça protezini üretti. Kısa bir süre sonra da diz protezi geldi.
Fransa ve Almanya'dan sonra tüm Avrupa Birliği ülkelerine kendi markasıyla ihracat yapan Hipokrat, daha sonra Uzakdoğu üzerinde yoğunlaştı. Çin'in başkenti Pekin'in Mentougou bölgesinde ortak üretim için Çinli bir firma ile niyet anlaşması imzaladı. Hipokrat'ın büyük ilgi gören ürünlerinden biri de ilizarov sistemi adı verilen ve boy uzatmaya yönelik tedavilerde kullanılan sistem. Bu ürünün özellikle Çin'de yoğun ilgi gördüğünü belirten Dursunoğlu, bu ülkede hekim eğitim kurslarına başladıklarını anlatıyor.
Dursunoglu, "Bu ürün yoğun olarak açık ya da kapalı kırıkların tedavisinde kullanılırken Çin Halk Cumhuriyeti'nde popüler bir şekilde boy uzatma amaçlı kullanılıyor. Travma dediğimiz kazalar sonrası oluşan kemik eksilmesinin yeniden vücut tarafından onarılması tekniği Çin'de kısa boylu bayanların boylarını uzatma isteğine dönüştü" diyor. Dursunoğlu'nun anlattığına göre bu çalışmaları izleyen Japonlar da kendilerine ulaşmış ve Japonya'dan alınan ilk sipariş de nisan ayında gönderilecekmiş.
Şirket, 2003 yılında 3 milyon dolarlık ihracat yaptı. Cirosu da 20 milyon dolara ulaştı.

TELENITY
2001'de kurulan Telenity'nin hikâyesi telekom devi HP'nin kuruluş hikâyesine oldukça benziyor. 'Türk HP'si 5 dolar sermaye ile garajda kuruldu, tıpkı Bill Hewlett ve David Packard adlı iki mühendis arkadaşın, 538 dolar sermaye ile garajlarında kurduğu Hewlett - Packard gibi.
Birisinin 56.5 milyar dolar, diğerinin 6.2 milyon dolar ciro yaptığına bakarak aldanmamalı. Çünkü Telenity henüz üç yaşında, çok genç bir firma. Şu anda Bekir Şerbetçioğlu, İlhan Bağören, Eşref Özülkülü ve Hakan Dinçerler olmak üzere dört ortağı olan Telenity'nin başarı öyküsü de bu üç yıldan ibaret olmadığı gibi Türkiye'de de başlamış değil.
Ortaklardan Bekir Şerbetçioğlu, İlhan Bağören ve Eşref Özülkülü ile 1988'de ABD'de EBS/Newnet adlı bir firma kurarak iş hayatına başlamış ve 'ABD Ernst & Young Yılın Girişmcisi' yarışmasına EBS ile aday gösterilmiş. Anlaşılacağı gibi bir başarı hikâyesi de orada yazılmış.

2007 hedefi 200 milyon dolar
ABD'de Ernst & Young yılın girişimcisi adayı olan Connecticut merkezli EBS, sadece telefon santrallerinde bulunan işaretleşme sistemlerini masa üstüne taşıyarak iş istasyonu kategorisindeki bilgisayarların akıllı şebekelere bağlanmasını sağlamış. Üçlünün geliştirdikleri bu teknoloji, 70'den fazla ülkede Nortel, Samsung, Siemens, Lucent, Alcatel, IBM ve Motoroal gibi firmalarca da kullanılmış.
Bunun ardından 1994'te Kısa Mesaj Servisi'ni ilk uygulayan firma olan NewNet'i de bünyelerine katarak 150 kişilik bir firma haline gelmişler. Üçlü, bu firmayı 200 milyon dolara Nasdaq üyesi ADC Telecommunications'a satmış.
Türkiye hikâyesi bundan sonra başlamış. Hakan Dinçerler'i de yanlarına alarak, bu kez Türkiye'de bir teknoloji şirketi kurmuşlar; Telenity!

'Ar - Ge mucizesi'
Telentity kurucuları, GSM operatörleri için alt yapı yazılımları geliştirmek üzere kurulmuş Telsoft'u satın almış. Sonra da onlarca mühendis ile yola çıkmışlar. Şu anda 100 mühendisi bulunan firmanın 2003 satışı 6.2 milyon dolar. Ama hedefleri büyük; 2007'de 200 milyon dolarlık bir ciro!.
Hayal mi? Hayır, değil. Teknoloji firmalarının birçoğunda durum böyle. TÜBİTAK'ın 'Ar - Ge Mucizeleri' kitabında adı geçen şirketlerden biri. TÜBİTAK'ın belirttiğine göre Telenity, Türkiye ve dünya için birçok ilke imza attı. Bunlardan biri de kısa mesaj servis hizmeti. Şu sıralarda da yeni nesil networklere tamamen uygun bir ürün gamı olan Canvas Servis Platformu ve Uygulamaları projesi üzerinde çalışıyor. Canvas, şebeke operatörlerinin bütün servis uygulamalarını aynı platform üzerinde tümleştiren bir sistem.
Telenity, yeni kurulduğu 2002'de 271 bin dolar ciro yapmıştı. 2003'te 1 milyon dolar ciro yaptı. Bu yıl 6.2 milyon dolar sipariş aldı. 2007 yılında 200 milyon dolar ciroya ulaşmayı hedefliyor

DAMAT - TWEEN
Yılın girişimcisi yarışmasının adaylarından biri de The London College of Fashion'da bilimsel araştırma tezi olan Orka Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu. Elazığ'da ilk butiğini açan Erzurum Atatürk Üniversitesi'nden mezun Orakçıoğlu, 1984 yılında İstanbul'a gelmiş. Şirketinin ve markasının temellerini de İstanbul'da atmış. Şu anda iki ana markası Damat ve Tween ile yurtiçinde 25 konsept ve 75 corner, yurtdışında ise 18 ülkede 32 konsept mağazası var.
Dünya genelinde seçilen '50 başarı öyküsü' arasında yer alan tek Türk şirketi olan Damat, Danimarka'dan bir öğrenci grubu tarafından da bu nedenle incelendi.
Elazığ'da geçen çocukluk yıllarında, dayısının butiğinde ilk parasını tekstilden kazanan Süleyman Orakçıoğlu, İstanbul'da Akmerkez'de açtığı ilk mağazadan önce, Erzurum'daki butiğinde de Kiğılı'nın ürünlerini sattı.

Riski seviyor
1986 yılında Orka Tekstil ile sektöre adım atan Orakçıoğlu, iki ana markası Damat ve Tween üzerinde yoğunlaşmış. Dünyanın birçok yerinde satılan ve markalaşma yolunda olan Damat Tween'in yarışma adayları arasında yerini almasını sağlayan en belirleyici özelliği markaya verdiği önem ve yenilikçi çizgisi.
Yurtiçinde 25 konsept ve 75 corner yurtdışında ise 18 ülkede 32 konsept mağazası bulunan firma 2002'yi 14.5 milyon dolar ile kapatırken, 2003'ün ilk dokuz ayında da 14 milyon dolar ciroya ulaştı.
Riski seven bir kişiliği olduğunu söyleyen Süleyman Orakçıoğlu, yurtdışındaki ilk mağazasını da Güney Afrika'da açtı. Orakçıoğlu'nun İspanya'da yedi mağazası bulunuyor. Henüz, 'tamam, bu kadar' demiş değil. İddialı hedefleri var. Örneğin mağaza sayısını 2005 yılında 40'a ulaştırmayı planlıyor.

2002'de yılın girişimcisi seçildi
Yüzde 100 Türk sermayesi ile kurulan Orka Group, kendi markalarını yaratan ve modayı bir yaşam stili haline getirmiş genç bir firma. 1986 yılında Osmanbey'de DAMAT markası ile erkek hazır giyim ve tekstil sektörüne adım atan Orka Group, 1998'de 5 bin metrekare alana yayılan bir moda merkezini açtı. Orka Group moda merkezinde 300 genç yetenek çalışıyor.
Süleyman Orakçıoğlu, 2002 yılında Ekonomist Dergisi tarafından gerçekleştirilen ve ülke genelinde 500 üst düzey yönetici ve işadamı tarafından yapılan anket sonucunda gerek yurtiçi ve yurtdışı şirket faaliyetleri, gerekse sektör bazında gerçekleştirdiği başarılı çalışmalar doğrultusunda "Türkiye'de 2002 Yılının Girişimcisi" ödülüne layık görüldü.

Kapak oldu
Dünyanın en saygın moda dergisi UOMO COLLEZIONI'de 'Türkiye'de Bir Star' başlıklı haber ile yer alan firma, her sezon bir yıl sonrasının koleksiyonları ile dünyaca ünlü dergide yer alıyor.
Dünya Gazetesi'nin 2002 yılı için "Sektörlerinde Yılın Başarılı Şirketleri" araştırmasında Damat - Tween; 2002 yılında da üretime devam edip, üretimde ve ihracatta sergilediği performansın yanı sıra, yaşanan ekonomik krizlerin ardından gösterdiği 'çabuk toparlanma becerisi' kriteri göz önünde bulundurularak 'en başarılı marka' dalında ödüle layık görülmüş.
Süleyman Orakçıoğlu'nun bir özelliği de sektör örgütlerinde önemli görevler üstlenmesi ve bu görevlerinde, 'yaratıcı' çalışmalar geliştirmesi.

KAREL
Serdar Nuri Tunaoğlu'nun kendisi gibi mühendis olan iki kardeşi Yaman ve Sinan Tunaoğlu ile birlikte, yüzde 100 özkaynakları ile kurduğu Karel, 1986 yılında 'Türkiye teknolojiye bu kadar yüksek bedeller ödememeli' fikriyle ortaya çıktı. Telefon santralları üretmek üzere sermayesiz olarak kurulan şirketin ilk faaliyet alanı 50 metrekarelik bir büro. Beş - altı kişiyle işe başlayan Karel, ilk yıllarda küçük telefon santrallarında uzmanlaştı ve bu ürünün Türkiye'deki ilk temsilcisi oldu.

Ar-Ge'ye önem
Kendi özgün tasarımlarını kullanan firma, haberleşmede elektro - mekanik sistemlerden elektronik sistemlere geçişte öncü firmalardan biri oldu.
50 metrekarelik bir büroda işe başlayan kardeşler, 1993'te Ankara Organize Sanayi Bölgesi'nde ilk fabrikasını açtılar. Bu tesisi aynı zamanda bir Ar - Ge merkezine dönüştürüldü.
Halen 40 mühendisin çalıştığı Karel'de satıştan sağlanan gelirin yüzde 10'u Ar - Ge ye ayrılıyor. Beyaz eşya elektroniğinde Arçelik ve Beko'nun en büyük tedarikçilerinden olan Karel'in Arçelik ile ortak bir Ar - Ge merkezi de var.
İstanbul'daki Genel Müdürlük; Ankara Merkez Ofisi, Üretim ve Ar - Ge tesisleri; İzmir, Antalya ve Van bölge müdürlüklerinde 29'u yönetici ve 71'i mühendis, toplam 445 çalışanı olan Karel, 1991'den beri ihracat yapıyor.

Pazar payı yüzde 10
Ortadoğu ve Afrika'da pazar lideri olduğu belirtilen Karel, Avrupa'da İspanya, Portekiz, Yunanistan; Ortadoğu'da Mısır ve İran başta olmak üzere 30'a yakın ülkeye ihracat yapıyor.
Karel, 2003 yılı sonunda Azerbaycan'da 75 tanesi geçtiğimiz yıl olmak üzere toplam 85 adet yüksek kapasiteli şehir şebekesi santrali kurdu.
Şirket, ISO'nun ikinci 500 sıralamasında 2001'de 238'inci, 2002'de 257'inci sırada yer aldı. Faks, telsiz telefon ve standart telefon pazarlarının herbirinde yüzde 10 pazar payına sahip.

'Uyumlu üç kardeşiz'
Firmanın kurucularından mühendis Serdar Nuri Tunaoğlu'nun ağzından Karel'in gelişimi şöyle özetleniyor:
"Gelişimimize baktığım zaman bu başarıda etkili olduğunu gördüğüm üç önemli nokta var. Birincisi o dönemin teknolojik açıdan çok geride kalmış Türkiyesi'nde küçük girişimlerle de bir şeyler yapılabileceğine inanan ve bu hedefe ulaşmak için sıfırdan başlayarak, uyumlu bir şekilde çalışan üç kardeş. Bu çok önemli. Uyum olmasaydı, bu noktaya gelmemiz zor olurdu.
İkinci nokta, o dönem için çok doğru bir ürün olan telefon santralının hedef ürün olarak seçilmiş olması. Karel'in hızlı büyümesinde bir bakıma şans faktörü de içeren bu karar önemli bir rol oynamıştır.
Üçüncüsü ve belki de en önemlisi kuruluşundan itibaren firmanın kaynaklarını kendi sektöründe büyüyüp güçlenmesi amaçlı yatırım için kullanma yönünde kararlılığımızdır."
Karel, 2001'de 26.7 milyon dolar, 2002'de 20.5 milyon dolar, geçtiğimiz yıl da 31.5 milyon dolar ciro yaptı.



BUSINESS


En öndekiler
'Beni birinci ilan ederseniz gelirim'
Fişer mikyedes çüg noad (*)
Tekno kumaşla üretiyor 'Göbekli'ye satmıyor...
Bush'tan işçilik almadılar
çiçeklerin boynu bükük kaldı...
Şu bizim Kütahya'yı yazıverin hele
'Şarap işi aşk işi'
Aşçı değil 'yemek mimarı' mutfak değil, tat laboratuvarı
Futbol yıldızları moda ikonları haline geliyor
'Etik', söz olmaktan çıkarak bir 'yaşam biçimi' olacak
Dokunmadan, koklamadan karar almıyor
Kâr payı 12 milyarı aşmıyorsa beyan edilmeyecek
Almanya'da sistem değiştirdi Commerzbank yönetimine atandı
Naylon faturacılara büyük operasyon
Otomotiv devleri yıldız tasarımcıların peşinde
'Türkler âşık olduğu otoyu alıyor, Avrupalı mantığıyla seçim yapıyor'
Kıbrıs, AB ve Mars
"Türkiye, bir daha uzaya uydu göndermeyebilir"
Parti gibi golf turnuvası

19 Ekim 2019 Magazin Bülteni19 Ekim 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber