Reklamda ve halkla ilişkilerde etik...

Türkiye'de bugüne kadar kişiler, şirketler, bankalar hakkında yanıltıcı bilgi veren reklamcılar ve halkla ilişkiler şirketlerinin etik sorumluluğu hiç gündeme gelmedi. Hatırlayınız. Batan bankerlerin tanıtımında, saygın sanatçılar, saygın reklamcılar, saygın halkla ilişkiler uzmanları sorumluluk almıştı

Reklamda ve halkla  ilişkilerde etik...





Türkiye'de reklamcılığın öncüsü olarak kabul edilen Eli Acıman'ın hayat hikâyesi yayımlandı. Doğan Kitap tarafından yayımlanan hayat hikâyesine önsöz yazan İlhan Selçuk, Eli Acıman'ı 'Bir etik ve estetik adamı' olarak tanımlıyor. '...Etik ve estetik... Acıman'da bu iki değer ağır basmasaydı, bu denli saygınlaşamazdı...' diyor.
Marketing Türkiye dergisinin 15 Ocak 2004 tarihinde yayımlanan 44'üncü sayısında, A&B Tanıtım'dan 'halkla ilişkiler uzmanı' Sibel Asna'nın 'Halkla ilişkilerde etik' konusunda bir yazısı yayımlandı.
Sibel Asna, 'başkalarının işlerini aktarmakla / yansıtmakla sorunlu' reklamcıların ve halkla ilişkiler uzmanlarının etik konusunda karşılaştıkları 'açmaz'a değiniyor.
Sibel Asna, şunları yazıyor:
'Halkla ilişkilerin meslek olarak 'başkalarının işlerini aktarmakla / yansıtmakla sorumlu tarafı' olduğu düşünülürse öncelikli rolün 'aktarılan işe' düştüğü âşikar. Konuyu açacak olursak, halkla ilişkiler / iletişim sorumluluğunu üstlenen kişi veya kurum, temsil ettiği alanın etik duruşundan doğrudan etkilenecektir. Son derece yüksek etik değerlere sahip olduğunu iddia eden bir kuruluş, etik değerleri düşük bir 'iş'i yansıtmayı üstlenmişse bundan etkilenmeyecek midir? Toplumu 'ikna etmeye' çalıştığı konunun aslında topluma zarar yarattığını biliyorsa bu rolü üstlenmesi 'etik' anlayışa sığacak mıdır? Böyle durumlarda, kendi iç yapılanmasını ve kurumsal değerlerini uluslararası etik standartlara göre konumlandırmış bir halkla ilişkiler kişisi veya kurumu haksız rekabetle baş edebilecek gücü kendinde bulabilecek midir? Eğer bir yaptırım unsuru yoksa, toplumsal değerlerin yerle yeksan olduğu ortamlarda onun dayanağı 'ne' ve 'kimler' olacaktır?'
İlhan Selçuk'un değindiği, Sibel Asna'nın sorguladığı ilanda - reklamda ve halkla ilişkilerde etik konusu çok önemli bir konu.
Çünkü reklamcılar ve halkla ilişkilerciler, bir ürünü, bir kişiyi veya bir şirketi pazarlıyor... Kamuoyu, tüketici ürünü, kişiyi veya şirketi onların ambalajladığı, sattığı şekilde tanıyor. Kabul ediyor.
Genelde tüketiciyi korumak için, ürünler konusunda yanıltıcı bilgi vermek yasaklanmış durumda. Yanıltıcı bilgiyi önlemeye dönük yaptırımlar var. Fakat kişiler, şirketler ve kurumlar hakkında yanıltıcı bilgi vermeyi önleyici mevzuat mevcut değil.
Türkiye'de bugüne kadar kişiler, şirketler, bankalar hakkında yanıltıcı bilgi veren reklamcılar ve halkla ilişkiler şirketlerinin etik sorumluluğu hiçbir şekilde gündeme gelmedi.
Hatırlayınız. Batan bankerlerin tanıtımında, saygın sanatçılar, saygın reklamcılar, saygın halkla ilişkiler uzmanları sorumluluk alıyordu. Halkın beğenisini ve güvenini kazanmış bir sanatçı gazetelerde ve TV ekranlarında batmadan önce de batacağını çok kimsenin gördüğü ve bildiği bir inşaat grubunu övüyordu.
Çalıştıkları kuruluşların bütçesinden kendi reklamlarını yaptıran, yılın başarılı yöneticisi seçtirilen bazı yöneticilerin çalıştıkları kuruluşların bir süre sonra battığı görüldü. Reklam ve halkla ilişkiler şirketlerinin desteği ile gerçekte kanun dışı ve etik dışı davranışları ile sicili bozuk birçok kişi, farklı şekilde çıkarıldı.
Burada reklam ve halkla ilişkiler firmalarının etik sorumluluğu nedir? Acaba reklam ve halkla ilişkiler şirketleri bir şahıstan, şirketten iş alırken, bu şahsın, şirketin ve kurumun çalışmalarını ve hedefini etik açıdan değerlendirmekte midir?
Her ürün, kişi, şirket ve kurum tanıtımında 'işi', etik açıdan değerlendirir ve 'etik' değerlere uymayan işleri kabul etmez ise, (Sibel Asna'nın anlatımıyla) günümüzde toplumsal değerlerin yerle yeksan olduğu ortamda nasıl iş bulur?
Öte yanda eğer reklam ve halkla ilişkiler şirketleri, 'işverenin bekleyişlerini' sadece 'iş penceresinden' değerlendirir, kötü insanları iyi insan, kötü şirketleri iyi şirket olarak tanıtır ise etik diye adlandırılan değer ölçüleri tamamen bir yana atılmış olmaz mı?



BUSINESS




















6 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber