'Sizde kriz çıkınca Rusya ve Çin'e gittik'

Fotokopinin mucidi xerox'un başkan yardımcısı kazımerz herchold türkiye'deki istikrarsızlık döneminde yatırımlarını rusya'ya kaydırdıklarını söyledi

'Sizde kriz çıkınca Rusya ve Çin'e gittik'



Sizde kriz çıkınca Rusya ve Çine gittik


Fotokopi makineleri üreticisi olarak tanınan Xerox'un 'ikinci adamı', Ofis Sistemleri Grubu Başkan Yardımcısı Kazimerz J. Herchold İstanbul aşığı. Tatilini Dikili'de geçirmiş. Asya ve Ortadoğu konusunda uzman. Gelecekte şirketin başına geçmesi beklenen Herchold, Türkiye'yi yakından izleyen bir profesyonel. Türkiye ile ilgili en önemli kaygılarının 'istikrarsızlık' olduğunu, bölgedeki yatırım ağırlığının Rusya'ya kaydığını belirtiyor.
Türkiye ekonomisinin son durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz, yabancı sermaye açısından uygun ortam oluştu mu?
Türkiye bizim için son derece önemli. Genç nüfusu ile teknolojik ürünlere uzun süre potansiyel talep gösterebilecek bir ülke. Şu anda bir teknolojik transformasyon yaşıyor. Analog teknolojilerden dijital teknolojilere geçişte olduğu gibi Türkiye atıl kalmış ve verim alınmayan eski teknolojilerden, herkesin ortak bir yapı içinde beraber çalıştığı e - toplum olma yolunda hızla ilerliyor. Ancak ekonomik istikrarsızlık bizleri kaygılandırıyor. Türkiye'nin değişimine destek verecek yatırımları yapabilmek için enflasyon ve devalüasyon gibi sorunları halletmeniz ve yatırım yapacak yabancı sermayeye güven vermeniz gerekiyor.
Sizin operasyonlarınız açısından durum nasıl?
Üç yıl kadar önce Türkiye bizim operasyonlarımızda gelişmekte olan ülkeler arasında en başarılı olanlardan biriydi. Ancak bugün gelinen noktada böyle olduğunu söyleyemem. 1998 yılında da Rusya kötü bir noktadaydı ancak bugün en iyi operasyonlarımızı bu ülkede yapıyoruz. Türk Lirası'ndaki aşırı dalgalanmalar iş yapma koşullarımızı zorlaştırıyor. Ancak atılan son adımları çok olumlu değerlendiriyorum. Yabancı sermayenin Türkiye'ye bakışı da giderek olumlu noktaya geliyor.
Peki siz Xerox olarak Türkiye'de gelecek dönemde bir yatırım yapmayı planlıyor musunuz?
Biz üretime dönük yatırımlarımızı önümüzdeki dönemde daha çok Çin'e yöneltmeyi planlıyoruz. Çünkü maliyetler açısından bize daha çok avantaj sağlıyor. Türkiye'deki yatırımlar daha çok buradaki operasyonlarımızı genişletmeye yönelik olacak.
ABD ekonomisinin ciddi problemleri bulunuyor. Sizce bu problemler yapısal bir karaktere mi sahip yoksa geçici nitelikte mi?
Amerikan ekonomisi belli bir durgunluğa girdi bu doğru. Ancak bu durguluğu aşmak için gerekli önlemler alındı. Faiz oranları neredeyse sıfıra yakın. Şu aralar ekonomideki canlanma sinyallerini de yavaş yavaş görüyoruz.
Amerika'da bir yandan birçok şirket iflas ediyor ancak bunlar genelde eski yöntemlerle iş yapan firmalar . Bunların yerine de birçok hızla gelişen yeni endüstri kolları ve şirket mevcut.
Bazı ekonomistler şu anda yaşanan durgunluk ortamının 1929'larda yaşanan 'Büyük Buhran' benzeri bir olaya yol açabileceğini savunuyor. Sizin bu konudaki düşünceleriniz nedir?
Ben bu düşünceye katılmıyorum. Çünkü Amerika da dahil olmak üzere diğer ülkeler kendi şirketlerinin batmalarına izin vermeyecektir. Pazar koşullarına göre şirketlerin uyum göstermeleri ve kendilerini yenilemeleri konusunda destek sağlayacaklardır. 1929 deneyimini dünya yaşadı ve birçok ders çıkardı. Aynı olayın bir kez daha tekrarlanmasına izin verileceğini düşünmüyorum.
Xerox gelirinin ne kadarlık bir kısmını gelişmekte olan ülke pazarlarından elde ediyor?
Bu oran yüzde 10 ile 12 arasında değişiyor. Ancak bu ülkeler her zaman değişiklik gösteriyor. Sürekli olarak bu ülkeleri gazetelerden takip ediyorum. İçimizde hep 'acaba bugün ne tür bir felaket olacak' endişesi var.
Teknolojiyle ilgili hayalleriniz nedir?
Bence teknoloji kullanımı ile gelecekte hız artacak ve maliyetler düşecek. Teknoloji daha kolay kullanılacak.Bireyler ellerindeki teknoloji sayesinde güce sahip olacak. Bu gelişmeler birçok şirketin iflasına neden olacak. Örneğin reklam ajanslarına gerek kalmayacak çünkü insanlar ellerindeki teknolojik kapasite sayesinde istedikleri tanıtım materyalini çok daha kolay üretebilecek. Bizim sektörde ise renk giderek önem kazanıyor. Ama ben gelecekte kağıdın öneminin azalacağını düşünmüyorum.


Avustralyalı kumar şirketleri evlendi
Avustralya'nın iki dev kumar şirketi birleşme kararı aldı. Yeni kurulacak şirket Avustralya'nın kumar pazarının yüzde 75'ini kontrol edecek.
Ülkenin en büyük kumar firmaları olan UNİTAB ve Tab firmaları sektördeki konsalidasyon sürecinde güçlerini birleştirme kararı aldıklarını açıkladı. 1.7 milyar dolar değerindeki birleşme ile ortak yıllık cironun 5 milyar dolara yakın olması bekleniyor. Şirketin merkezi Queensland şehrinde olacak. Yönetim Kurulu Başkanı Graham Kelly açıklamasında, birleşmenin önemli bir sinerji yaratacağını dile getirdi.

İngilizler trenlerde alkol yasağını tartışıyor
Özel firmalar tarfından işletilen İngiliz demir yollarında, alkoliklerin çıkardıkları olayların artması, yeni bir yasağı gündeme getirdi. Merseyside'da son 6 ay içerisinde meydana gelen antisosyal olayların yüzde 50'sinden fazlasının alkolle ilgili olması üzerine, demiryolu işleticisi Merseytravel firması, trende alkolü yasaklama kararı aldı.
Şirket sözcüsü kanun değişikliği için başuvuru yapacaklarını belirtti. 80 istasyon arasında 59 tren işleten şirket, hükümetin kabul etmesi halinde 6 ay içerisinde alkolün trenlerde yasaklanabileceğini dile getiriyor.

Motorola televizyon üretimine giriyor
Cep telefonu üreticisi Motorola flat TV ve ekran üretimine giriyor. Hong Kong'lu bir firma ile anlaşmaya varan Motorola, ürettiği televizyonları dünya piyasasına sunmadan önce kendi markasıyla Çin pazarına girecek. Motorola açıklamasında, "Pazar araştırmalarımız bize elimizde son derece güçlü bir marka bulunduğunu gösterdi. Böylece asıl işimiz dışında ürünler üretirsek bu ürünleri de kolaylıkla satabiliriz" denildi.
Birçok analist ise Motorola'nın önemli bir strateji değişikliğine gittiğini düşünüyor. Çin'deki dijital TV pazarının ise şu andaki 4.8 milyar dolarlık büyüklüğünden 2015 yılında 60 milyar dolara çıkması bekleniyor.


Sizde kriz çıkınca Rusya ve Çine gittik
alman tarihçi Dominik Geppert'in, 'Almanya'nın durgunluktan çıkması için bir Thatcher gerektiği' görüşü, İngiltere'de günün tartışması oldu

Son günlerde İngiliz medyasında 'Almanya nasıl kurtulur?' tartışması yapılıyor. Ciddi ekonomik problemlerle karşı karşıya bulunan Almanya'nın içinde bulunduğu zorlukları aşabilmesi için İngiltere'nin efsanevi 'Demir Leydi'si Margaret Thatcher tarzı bir lidere ihtiyaç duyduğu iddia ediliyor.
Tarihçi Dominik Geppert'in bestseller olan kitabında değindiği bu iddiaya göre Almanya'nın içinde bulunduğu durum 1970'li yıllardaki İngiltere'ye benzetiliyor.
"Maggie Thatcher'in radikal tedavisi - Almanya için bir reçete mi?" başlığını taşıyan kitapta İngiltere'de 30 yıl önce uygulanan radikal çözümlerin Almanya'nın bugününe uygulanabileceği iddiası yer alıyor.
BBC'de bir radyo programına da katılan Alman tarihçi Geppert, "Benim düşüncelerim ve izlenimim odur ki birkaç yıl önce Almanya'da benim gibi Thatcher tarzı reformlar uygulamamız gerekiyor diyen olsaydı herkes buna gülüp geçerdi. Ancak bugün bu iddia çok daha ciddiye alınıyor ve dikkate değer bulunuyor" diyen Geppert, bunun en önemli nedenin Almanya'daki 2002 seçimlerinin ardından genişleyen ekonomik ve politik krizin giderek daha çok farkına varılması olduğunu savundu.
Konuşmasında politika yönlendirici bir derdinin bulunmadığını da belirten Geppert "Bir tarihçi olarak gördüğüm şeyleri analiz etmeye çalışıyorum" diyor.
Almanya'da siyasetin konsensus tarzının bir şekilde ölümcül sona doğru yaklaştığını kaydeden Geppert, "Konsensus konusunda da Almanya'da İngiltere ile benzer tartışmalar sürüyor. İngiltere'de bu tartışmalar 30 yıl önce sonlandırılmıştı" diyor.
İngiliz İşçi Partisi milletvekili ve Almanya doğumlu Gisela Stuart İngiltere'ye geldiği yıllarda geleceğe dönük tartışmaların yürütüldüğünü aktarıyor. "İngiliz ekonomisinde ciddi problemlerin farkına varmamız 7 yıl sürdü. Ancak daha sonra bu sorunun cevabı politik kurulum süreci ile birlikte geldi" diyen Stuart, "Ancak Almanya kendi cevabını kendisi bulmalı" diye konuşuyor.
Stuart, Almanya'da 1960'lı yıllarda dönemin başbakanı Ludwig Erhard'ın uygulamaya çalıştığı liberal ekonomi politikalarının bugünün Almanyası için anlamlı bir çözüm olabileceğini dile getiriyor.

Thatcher kimdir?
'Demir Leydi' ünvanı ile de anılan Margaret Thatcher 1979 ile 1990 yılı arasında İngiltere başbakanlığı görevini yürüttü. Daha sonra yine Muhafazakâr Parti'deki bir liderlik çekişmesi ile yerini John Major'a devretti.
Thatcher sendikaların gücünü azalttı,
encümen binalarını yerel yönetimlerin elinden aldı ve dolaysız vergileri düşürdü. Böylece üç seçimi ardı ardına kazandı



BUSINESS



















14 Kasım 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber