Türk usulü muhafazakâr demokrasi

Türk usulü muhafazakâr demokrasi





10 - 11 Ocak günlerinde AKP'nin Grand Cevahir Otel'de bir daveti var. Bu davetin en önemli özelliği konukların çeşitli ülkelerin 'muhafazakâr demokratları' olması. AKP bu toplantıyla evrensel düzeyde 'muhafazakâr demokrat' adını almaya hazırlanıyor.
Bizde, her iktidarın bir ismi vardır. Halk arasında 'takılan isimlerden' söz ediyoruz... Hani, taksi şoförlerinin nitelendirmelerinden. 'Çoban Sülü'nün iktidarından tutun da 'Çankaya'nın Şişmanı'na, 'Karaoğlan' iktidarından, 'Rahşan'ın kocasına' dek zaman ve duruma uygun isimlerdir bunlar. Ki bu sınırlar içinde yaşamayan kimsenin kolay kolay anlayamayacağı bir dildendir, bu isimler...
Sokağa çıkın ve iktidarın sahibini sorun, büyük olasılıkla alacağınız yanıt: 'Tayyip' olacaktır. Ne 'Başbakan Recep Tayyip Erdoğan' gibi eksiksiz bir isim ne de Adalet ve Kalkınma Partisi gibi bir yanıt alamazsınız...
Benzer nitelemeler geçmişte de olduğu için garipsenecek bir durum yok. Ancak geçmişe göre bir farklılık var tabii ki...

AKP'yi de epey meşgul etti
Eskiden partilerin siyasi yelpazesini tanımalamak daha kolaydı. Sol, sağ, ortanın solu, ortanın sağı, merkez sağ, aşırı sağ gibi basit ama karşılıkları kolay anlaşılabilir ifadelerle iş çözülürdü.
Ancak söz konusu AKP olunca işler biraz değişti. 'Dinci' deseniz olmuyor, 'sağcı' deseniz sığmıyor. Parti yetkililerine bile kendinizi nerde tanımlıyorsunuz dediğinizde 'sayfalar tutan yanıtlar' alıyorsunuz. Eh halk ne yapsın? O da AKP'yi kendi meşrebine göre tanımlıyor. Şöyle bir iki kelimelik bir ifade olsa da herkes rahatlasa...
Bu tanım işi aslında yabancıları bile meşgul etti. 'Light İslam' diyen de çıktı, 'liberal - ılımlı İslam' diyen de. Ama anlaşılıyor ki bu sorun yalnızca siyasal analistleri ve halkı değil AKP'nin de sorunu oldu ve nihayet 2003 yılında ortaya bir kitap çıktı. Dr. Yalçın Akdoğan'ın 'Muhafazakâr Demokrasi AK Parti,' adını taşıyan kitabına R. Tayyip Erdoğan da imza atınca, aranan siyasal felsefenin bulunduğu anlaşıldı... İki kelime: 'Muhafazakâr - Demokrat'...
Türkiye'de gündem öylesine meşgul ki, 'Muhafazakâr - Demokrat' kavramı birkaç entellektüel tarafından tartışıldı ve unutuldu.
Ancak AKP unutturmamaya kararlı. Üstelik sadece Türkiye'de değil dünya çapında bu 'ismi' bizzat 'almaya' hazırlanıyor.

Tüm muhafazakârlar birleşin
Telaşa gerek yok... Bir imam, Recep Tayyip Erdoğan'ın kulağına üç kere 'Muhafazakâr Demokrat' diye fısıldamayacak! Bu geleneksel bir isim töreni değil, evrensel bir isim töreni olacak. Dünyanın çeşitli ülkelerindeki muhafazakâr demokrat olarak tanımlanan parti temsilcilerinin huzurunda olacak bu tören. 10 - 11 Ocak tarihlerinde yapılacak 'Uluslararası Muhafazakârlık ve Demokrasi Sempozyumu'nun ev sahibi olan AKP bu toplantıyla 'ele güne' karşı kimliğini ilan edecek gibi görünüyor.

Avrupa Parlamentosu'nda yer sorunu
AKP'nin ev sahipliğinde düzenlenen bu toplantının adı aslında parti için çok önemli bir soruna da çözüm olacak gibi... Türkiye Avrupa Birliği üyesi olsaydı eğer, AKP'liler Avrupa Parlamentosu'nda nerede oturacaklardı... CHP'nin yeri belli... Sosyalistler onlara yanlarında yer açar... Ya AKP'liler kimin yanında oturacaklar?
Bilindiği gibi Avrupa Parlementosu'nda dört ana grup var. Merkez Sağ, Hırıstiyan Demokratlar, Muhafazakâr ve Sosyal Katolik partilerin oluşturduğu birinci grup. İkincisi sosyalist grup, üçüncüzü liberaller ve dördüncü grup da çevrecilerin oluşturduğu grup. AKP'liler göz diktikleri yeri belli ettiler. Tercihleri 'muhafazakâr demokratlardan' yana... Ama şimdiye kadar bu grupla Türkiye'den en ciddi ilişkiler geliştiren tek parti ANAP olmuştu. AKP şimdi aynı grupla ilişkilerini geliştirmek ve bu grupta yerini almak istiyor. Sempozyuma da bu açıdan büyük önem veriyor. Bir parti yetkilisi sempozyumu 'Dünya çapında bir muhafazakâr - demokrasinin siyaset atölyesi' olarak tanımlıyor.
Toplantıya Fas, Suriye, Yunanistan, İsveç, Bulgaristan, Amerika, İngiltere ve dünyadan benzer modellere sahip pek çok partiden temsilciler, thing - thang kuruluş temsilcileri, siyasi araştırmacılar, sivil kuruluş temsilcileri katılacaklarını belirtmişler. Yani geniş bir katılım bekleniyor.

Akla hemen Hıristiyan Demokratlar geliyor... Onlarla AKP arasındaki sınır nedir? Daha doğrusu bir sınır var mıdır? Bir soru daha... Hıristiyan demokratlarla AKP arasında evrensel düzeyde işbirliği ve uzlaşı olabilir mi?
Yanıt son derece net: 'Kurallarını bizzat Hıristiyanlıktan alan partiler ile tam tamına bir denklik asla söz konusu olamaz. AK Parti referans ve kurallarını dinden almamaktadır. Avrupa'da ki benzerleri yerine Türkiye ve dünya özellikle de İslam ülkeleri için yeni bir model oluşturmaktan söz edilebilir.'
Dünyaya ve İslam ülkelerine katkıdan önce acaba 'Muhafazakârlık ve Demokrasi' kavramının AKP'deki karşılığı ne? Parti yetkilisi soruyu şöyle yanıtlıyor:

'Hem muhafazakâr hem lokomotif'
"Muhafazakârlık, değişime yönelik olarak bir ihtiyatlılık sahibidir. Ancak bu ihtiyatlılık değişimin yöntemi ve kapsamı ile ilgilidir. Bu açıdan AK Parti muhafazakârlığı tutuculuk şeklinde tanımlayarak, değişime kapalı statükocu bir anlayış gibi yorumlamamaktadır. AK Parti'nin yeni muhafazakârlığı toplumsal dinamiklere dayanan değişim ve dönüşümün lokomotifi olacaktır.
Muhafazakârlığa göre siyaset bir uzlaşı alanıdır. Toplumsal alandaki çeşitlilik ve farklılık siyasal alanda tanınmakta ve uzlaşıya davet edilmektedir. AK Parti'ye göre de farklılıklar tabii bir durum ve zenginliktir. Toplumsal ve kültürel çeşitlilikler demokratik çoğulculuğun üreteceği tolerans ve hoşgörü zemininde siyasete bir renklilik olarak katılırlar. Katılımcı demokrasi de kendisini bu farklılıklara temsil olanağı sağlayarak ve siyasal sürece katarak geliştirir. AK Parti muhafazakârlığın temel kaygısı olan toplumu ve bireyi birarada tutabilmeyi önemsemektedir. Radikalizmin yerini ılımlılığın aldığı istikrarlı bir hayat AK Parti'nin muhafazakârlık tanımı içinde yeralır. Türk siyasetinin çatışma ve kutuplaşma yerine uzlaşma, bütünleşme ve hoşgörü üzerine kurulması gerekir, ılımlılık toplumun genel bir talebidir. AK Parti'nin muhafazakârlık anlayışında ideal dünyayı önemseyen ancak ona götüreceği umulan toplum mühendisliğini reddeden yaklaşım esastır. AK Parti muhafazakâr demokrat bir parti olarak dine, geleneğe ve yerel özelliklere saygı duymakta korunması gereken toplumsal hassasiyetleri gelişmenin ve değişimin önünde engel olarak görmemektedir."

'Muhafazakâr geni'
Bu uzun uzun tarif edilen AKP usulü 'muhafazakârlık ve demokrasi' kavramının batı ülkelerindeki karşılığı ile AKP'nin anlayışı arasında paralellik kurmak mümkün mü? AKP'lilere göre mümkün. "Bir düşünce geleneği, siyasal ideoloji veya siyasal tutum olarak tanımlanabilmektedir. AK Parti kendi düşünce geleneğinden hareketle yerli ve köklü değerler sistemimizi evrensel standartlardaki muhafazakâr siyaset çizgisiyle yeniden üretmek amacındadır. Muhafazakâr demokrat çizginin muhafazakârlığın genlerine ve tarihi kodlarına uygun şekilde, ama siyaset yaptığımız coğrafyanın toplumsal ve kültürel geleneklerine yaslanarak ortaya konması Türk siyasetine yeni bir soluk getirecektir" diyorlar.

AB engelini de onlar çıkarıyor
AKP yöneticisinin, 'Yerel özelliklerden beslenen AKP muhafazakârlığı ile Batı'daki karşılığı, örneğin İngiliz muhafazakârlığı hangi noktada buluşabilir?' sorusuna yanıtı ise, "AKP diğer ülkenin muhafazakârları ile 'demokrasi' de birleşebilir. Demokrasinin evrensel ilkeleri içinde buluşabilirler" şeklinde oluyor.
Aslına bu buluşma Türkiye için de önemli. Çünkü AKP gibi yerel değerlerinden beslenen muhafazakâr demokratlar, AB'de 'Türkiye'yi istemiyorlar'... Sorun da tam bu 'yerel mevzuundan' çıkıyor. AKP yöneticisi "AB üyeliğimize karşı çıkanlar onlar.
Bu toplantı da kendimizi onlara anlatma fırsatı bulacağız. Evet farklılıklarımız var ama demokrasi buluşma noktamız
olabilir" diyor.




BUSINESS


Bush, bittin oğlum sen...
Bushsever misiniz, Bushsevmez mi?
Krizde işsiz kaldılar Ayşe Teyze oldular
AKP'nin 'isim günü'
Güzellik sektöründe son trend iç güzelliği artırmak
Dolar aidatlı bilimsel spor
Türkiye'nin zeytin haritası çıkarılıyor
OECD'nin tek Türk direktörü, Paris'te Türk kahvesinin müdavimi...
Politikacılar da etik değerlere sahip çıkmalı
Uçaklarda çay kahve dağıtıyordu lojistik şirketi patronu oldu...
Kıdem tazminatı tavanı arttı
Levi's artık 'kriz bekçisi'ne emanet
Japonlar, Louis Vuitton kotasını 'kahve teşviki' ile deliyorlar
Josephine Powell ya da 1 milyon dolar nasıl harcanır?
'Zoraki' girişimci ortaklar 2 milyon dolar ciro yapıyor
Diş yapısı bozuk orta yaşlıya şeffaf kalıp tedavisi
Reklamlar

17 Eylül 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber