Pazar

11.02.2018 - 01:30

Enerji hırsızı: Kronik Yorgunluk Sendromu

Sitene Ekle
Mutluluk Kürleri  |  DR. Ümit Aktaş umit.aktas@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Sabahları güne başlamakta zorlanıyorsunuz. Enerjiniz yok. Kolunuzu bile kaldıramıyorsunuz. Ne kadar dinlenirseniz dinlenin hep yorgunsunuz. Doktor doktor dolaştınız, bir sürü test yapıldı ama kan değerleriniz normal, görünen hiçbir sorun yok.

Tıp terminolojisine 1980’li yıllarda giren Kronik Yorgunluk Sendromu sık rastlanan, nedenleri tam bilinmeyen ve genelde gözden kaçan bir sağlık sorunudur. Bu sendromu incelerken, halsizlikten muzdarip herkesin faydalanabileceği önerilere de yer veriyoruz. Kronik Yorgunluk Sendromu teşhisi zor bir hastalıktır. Hastalar doktor doktor dolaşırlar. Maalesef hastalığa kesin bir tanı koyabilecek bir test de yok. Teşhis ancak ve ancak diğer olası hastalıkları eleyip, işaretleri okumayı, yapbozun parçalarını bir araya getirmeyi bilen deneyimli bir uzman tarafından konabiliyor. Kronik Yorgunluk Sendromu, arkasında yatan faktörleri tam olarak anlayamadığımız bir sorun. Ancak hastalığın hücrelerin enerji üretiminden sorumlu olan mitokondrilerden kaynaklandığını işaret eden önemli bulgular var.

Elenmesi gereken olasılıklar 

Önce sorunun ardında başka bir hastalık olup olmadığı anlaşılmalıdır. Aşağıdaki tüm sorunlar ciddi bir halsizlikle kendini gösterir. 

-Sorun D vitamini eksikliği olabilir
D vitamini hücrelerin enerji üretiminde de hayati bir rol oynar. Yani, halsizlik bitkinlik gibi şikâyetlerde ilk araştırılması gerekenlerden biri D vitamini değerleri olmalıdır. D vitamininin kan seviyesi 100-150 ng/ml aralığında olmalıdır.

-Sorun ağır metal zehirlenmesi olabilir
Genelde gözden kaçan bir problem olan ağır metal zehirlenmesinin en önemli belirtisi halsizliktir. Böyle bir olasılık mutlaka değerlendirilmelidir.  

-Sorun tiroid fonksiyonlarındaki bozukluk olabilir
Enerji düşüklüğü ve bitkinlik gibi semptomlar tiroid bezinin az çalışması (hipotiriodi) ya da çok çalışmasından (hipertiroidi) kaynaklanıyor olabilir. Özellikle de soruna depresyon eşlik ediyorsa, mutlaka tiroid fonksiyonlarına bakılmalıdır. 

-Sorun gluten hassasiyeti olabilir
Genetiğine müdahale edilmiş buğdayın içindeki gluten molekülü pek çok hastalığın arkasındaki esas nedendir. Yapışkan özelliği yüzünden bağırsak duvarına yapışan gluten besinlerin emilimini zorlaştırır, daha da kötüsü bağışıklık sistemi tarafından bir düşman olarak algılandığı için ince bağırsaklara bir taarruzun başlamasına neden olur. Halsizlik şikâyetinde ilk yapılması gereken buğday ve buğday ürünlerini kesmek olmalıdır. 

-Sorun B12 eksikliği olabilir
Bir türlü geçmeyen bir bitkinlik ve özellikle de bu bitkinliğe konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık eşlik ediyorsa; hastanın B12 değerleri mutlaka kontrol edilmeli. B12 vitamininin kan seviyesi 800-1000 pg/ml aralığında olmalıdır.

-Sorun şeker ve karbonhidrat zengini bir diyet olabilir 
Eğer çok fazla şeker ve vücudun şeker olarak algıladığı ekmek, börek, makarna gibi besin tüketiyorsanız bitkinlik hissetmeniz çok normal. Bana hâlsizlik şikayetiyle gelen hastalarda ilk yaptığım şey, onları kan şekerlerinin dengeli seyretmesini sağlayacak bir beslenme modeliyle tanıştırmaktır. Karbonhidratları bol bol tüketmek iddia edildiği gibi size enerji vermez, tam tersine kronik yorgunluğa sebep olur.

4 maddede enerji dopingi

Aşağıdaki önerilerin faydasını görmek için illa Kronik Yorgunluk Sendromu’ndan muzdarip olmanız gerekmiyor, kendisini bitkin hisseden herkes bu tavsiyelerden yararlanabilir.  

1-Sağlıklı hücre zarı için Omega-3 desteği: 
Bu değerli yağ asitlerinin hem hücre zarının hem de mitokondri zarlarının yapıtaşı olduğunu biliyor musunuz? Bu zarlar ne kadar sağlıklı olursa, hücresel fonksiyonlar ve enerji üretimi de o kadar iyi olur. Günümüzde bozulan gıdalardan dolayı Omega-3’ten zengin beslenmek maalesef yeterli değil, takviye almanız gerekiyor. 

2-Dost bakterilerin koruyucu etkisi: 
Bağırsaklarda ne kadar çok faydalı bakteri varsa sisteme toksinlerin ve ağır metallerin sızması da o kadar zorlaşıyor. Böylece hücreler daha az serbest radikale maruz kalmış oluyor ki bu da tüm güçlerini enerji üretimi için sarf etmeleri anlamına geliyor. Bol bol turşu, ev yoğurdu ve evde mayalanmış kefir yiyin; ev sirkesi tüketin.

3-Antioksidanların şahı glutatyon: 
Son yıllarda yaşlanmaya karşı en etkili savunma mekanizması olarak haklı bir şöhret kazanan glutatyon maddesinin en önemli özelliği hücre içinde bulunması ve mitokondriyi serbest radikal hasarına karşı koruması, dolayısıyla da enerji üretimini desteklemesidir. Glutatyon içeren gıdaları sofranızdan eksik etmeyin.

4-Egzersiz ile enerji üretimi: 
Egzersiz vücudun daha fazla glutatyon üretmesini sağlar. Hareketli bir yaşam sürenlerin enerji seviyelerinin yüksek olmasının ardındaki sırlardan biri budur! Egzersiz yaptıkça enerjiniz bitmez, aksine artar. Hareketli yaşayın, bolca yürüyün, aktif olun.

Enerjinizi yükselten 9 süper güç

Enerjinizi artırmak için glutatyon zengini besinlerden destek alın.
1. Soğan 
2. Sarımsak 
3. Bamya 
4. Avokado
5. Tahin 
6. Peynir altı suyu
7. Zerdeçal 
8. Ciğer
9. Meryemana Dikeni (Silybium marianum)


 

©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.