Engelli asansörlerini neden engelliler kullanamıyor?

Üst geçide çıkmak ya da alt geçide inmek için kullanmamız gereken merdiven sayısı, ömrümüzden ömür götürecek bir sayı değil. Buna rağmen o merdivenleri kullanmayıp engellilerin kullanması gereken asansörleri kullanmakta ısrarcıyız. Bu öyle bir ısrar ki, o asansörün esas sahiplerini dışarda bırakmamıza neden oluyor. 

Engelli asansörlerini neden engelliler kullanamıyor?

Bugünün gündemi bir fotoğraf

Bugünün gündemi bir fotoğraf
Bugün, gündeme gelen bir fotoğraf var. Bir üst geçidin hemen yanıbaşındaki asansörün önünde çekilmiş. Tekerlekli sandalyede bir engelli, asansörün önünde beklerken sağlıklı görünen insanlar asansöre biniyor.

Hayat böyle geçip gidiyor olabilir cidden.

Kendi yaptıklarımızı fark etmeden, sanki her yer ve her şey bizim içinmiş gibi davranarak... Öyle bir yanılgı ki bu, engelliler ve yaşlılar için oraya konulan asansörü bile sahiplenmemize neden oluyor.
 

Bölüşerek, paylaşarak yaşamak

Bölüşerek, paylaşarak yaşamak

Sokaklar, kaldırımlar, üst geçitler, caddeler, otoyollar... Pencereden baktığınız an karmakarışık ve kalabalık bir hayat var.

Biz bu hayatı, birbirimizle paylaşmayı becerebiliyor muyuz?

Kendimizden başkasını gözümüzün önüne getirebiliyor muyuz?

Kaldırıma arabamızı park ettiğimizde o araba yüzünden kaldırımı kullanamayacak olanları düşünüyor muyuz örneğin? 
 

Kendimize ait olanlar...

Kendimize ait olanlar...

Tüm bu şehirler, tüm bu caddeler en gencinden en yaşlısına hepimizinken, nasıl bencilce hareket ettiğimizin farkında değiliz sanki.

Kendi tabağımızdakini bitirip, başkalarının tabağına bakıyor gibiyiz bazen. Paylaşamadığımız, bölüşemediğimiz sokaklar var.

"Bütün buralar bizim" mi?

"Bütün buralar bizim" mi?

Fakat kabul etmek gerek, bu sokakların tamamı 'sadece bizim' olamaz. Paylaşmamız gerek.

Dezavantajlı olanlarla adilce yaşamalıyız. Engelliler örneğin, rahatça yaşayabiliyorlar mı bu şehirlerde? 
 

Dezavantajlıları fark etmiyoruz

Dezavantajlıları fark etmiyoruz

Biz çoğunlukla onları fark etmiyoruz, yaşamlarının ne kadar zor olduğunu düşünemiyoruz. Tekerlekli sandalyeyle ya da bastonla yürümeye çalışanları, görmediği halde bir yerden bir yere giderken türlü zorluk yaşayanları ne kadar fark ediyoruz?

Onlarla paylaştığımız şehirde ne kadar kısıtlı bir yaşam alanına sahip olduklarını görebiliyor muyuz?
 

"Senin acelen yok" mu?

"Senin acelen yok" mu?

Bir engellinin o asansörü kullanması için engelli olmasından başka nasıl bir nedene ihtiyacı olabilir? Bizim o asansörü kullanmamamız için neye ihtiyacımız olabilir? Engelliye "Bir dahaki sefere sen bin" diyerek asansörü hınca hınç doldurmayı nasıl oluyor da kendimize hak olarak görebiliyoruz?

Hakları olanı istiyorlar

Hakları olanı istiyorlar

Hayatın her noktasında yalnızca hakları olanı istiyorlar onlar. Yalnızca hakları olanı. Bizim gibi kendilerine verilenden fazlasını değil...

Yaşayabilmek, görülmek, farkına varılmak istiyorlar. Bu kadar basit bir şeyi bile çok gördüğümüz engelliler, önlerindeki uzun yıllarda insanlığa olan inançlarını koruyarak bu şehirlerde yaşamaya nasıl devam edecek?


andac.uzel@demirorenmedya.com
twitter.com/andacuzel
 

Bu makaleye ifade bırak