Ercan Güven

Ercan Güven

eguven@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

İzmir Alsancak Stadı, olası bir depreme kadar bile dayanamayıp, durduk yerde iskambil kağıdı gibi yıkılmak üzereymiş!..
Ek binaları kamyon geçince, rüzgar esince ve muhtemelen kuvvetli yellenmelerde zangır zangır titriyormuş.
Zaten tribünlerin temeli bile yokmuş.
Gözünü seveyim, “Şampiyonlar Ligi’ne gidemedik”, “FIFA sıralamasında beş basamak indik” gibi dertlerin! Berbat kentleşme, seri katil trafik, silahlı magandalar, beş tonluk ağır kapılar hiç olmazsa birer-ikişer alıyorlar canımızı... Entipüften salonlarda, statlarda rakam “10” binden başlar.

Kokusunu alabiliyor musunuz “teşhisteki” dehşetin?
Nasıl bir uçurumdan döndüğümüzü görebiliyor musunuz?
Kırımın, yıkımın muazzam ölçeğini hayal edebiliyor musunuz?
Resmen sıçradık.
Sadaka ülkesinde yaşamanın faydası olmalı...

Peki, nasıl anlaşıldı “fecaatın” eli kulağında olduğu?
Bir meraklı uzman çıkıp planları mı inceledi, rutin kontrollerde mi ortaya çıktı?
Yoo...
Bizde ya yıkılınca anlaşılır yapının çürük olduğu, ya depremde, ya da arazi değerlenince.
Alsancak Stadı da yerine AVM yapılmaya niyetlenilince ve sivil toplum örgütleri direnince anlaşıldı ki, tingil tingilmiş.
16 bin kişiye mezar olmadıysa, şapka çıkarmak lazım kentsel ranta!

Bakın aynı stat 2005 yılında makyajlanıp Dünya Üniversite Oyunları’nda kullanıldı.
Onlarca ülkeden binlerce üniversiteli sporcu, ölüm kapanından geldi geçti.
Bir o kadar da misafir, izleyici ve görevli...
Ulusal felaketlere alışığız da “uluslararası”nın kenarından sıyırmışız yine.
Yıllardır orayı evi bilen Göztepe,Karşıyaka, Altınordu ve Altaylılara gelince...
Onlar Türk; gözden kaçsaydı da bir şey olmazdı evelallah!

Şimdi her cansıza “zeka” atfetmek moda; “akıllı bina”, “akıllı bilet”, “akıllı ev” diyorlar ama asıl bizim spor tesislerimiz akıllı galiba!..
Hatta üstün zekalı.
Erzurum’daki olimpik kayak tesisleri de beş hafta önce yaz günü bomboşken yıkılmış, kimsenin kılına bile dokunmamıştı hatırlarsınız.
Olan, tüyü bitmemiş yetimin hakkına olmuştu ama candan iyiydi mala gelmesi.
Alsancak Stadı da biri çıkıp tükendiğini anlasın diye dayanmış kimseyi ezmeden beklemiş.
Kısmet “yıkmayı kafasına koymuş” kentsel ticari alan yaratımcılarınaymış...

Türkiye’nin göz bebeği İzmir’in güzide semtindeki stadın acı gerçeği böylece ortaya çıktı...
Peki, henüz kendiliğinden yıkılmamış, rant yüzünden inceleme geçirmemiş tesisler ne olacak?
Deprem mi lazım, sel mi, fırtına mı? Artık iyice anlaşıldı ki, kimi zaman binlerce insanın, çoğu zaman gariban sporcuların ruhsal ve bedensel gelişimleri için ziyaret ettiği spor merkezleri, binlerce insan ile gariban sporcuların ruhlarıyla bedenlerini ayırmak üzere pusudadır bu ülkede.
Bakanlık ile genel müdürlük “sağlamlık testinden” geçirilen spor tesisleri ile aldıkları notları açıklasın lütfen.
Hiçbiri atlanmasın.
“O iş tamam” denmesin.
Belgeleri görelim.
Bilelim, çoluğumuzu çocuğumuzu yollamayalım.
Spor yaşamı uzatmak ve kaliteli kılmak içindir; deniz kumundan yapılmış çürük betonlar altında ölmek için değil.