SiyasetRSS
17.11.2012 - 19:18 | Son Güncelleme: 18.11.2012-9:46

Erdoğan: Er ya da geç katledilen o masum yavrucakların hesabı mutlaka ama mutlaka sorulacaktır

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Herkes bilsin ki er ya da geç, bugün ya da yarın Gazze’de insanlık dışı yöntemlerle katledilen o masum yavrucakların hesabı mutlaka ama mutlaka sorulacaktır” dedi

Sitene Ekle
Erdoğan: Er ya da geç katledilen o masum yavrucakların hesabı mutlaka ama mutlaka sorulacaktır

KAHİRE (AA)

         Kahire Üniversitesi Konferans Salonu’nda bir konuşma yapan Başbakan  Erdoğan, Mısırlılara kardeş Türkiye halkının selam ve sevgilerini getirdiğini  söyledi.

         Mısır’da bu sabah meydana gelen tren kazası nedeniyle üzüntülerini dile  getiren Başbakan Erdoğan, ”Milletim, ülkem ve şahsım adına Mısır halkına en  samimi taziyelerimi iletiyor, hayatını kaybeden kardeşlerime, yavrularımıza  Allah’tan rahmet, ailelerine sabırlar diliyorum. Kardeş Mısır halkının başı  sağolsun diyorum” dedi.
         ”Ortak medeniyetimizin muhteşem şehirlerini zikrederken, Türkiye’de  kullandığımız bir ifade var. Kur’an-ı Azimüşşan Mekke’de nazil olmuştur,  Kahire’de en güzel şekilde Abdussamet gibi, Muhammet Sıddik gibi, Mustafa İsmail  ve Tantavi gibi en güzel seslerle okunmuştur” diyen Başbakan Erdoğan,  ”İstanbul’da da Kur’an en güzel ellerde, Şeyh Hamdullah gibi, Hamit gibi, Ahmet  Karahisari gibi hat sanatının en güzel ustaları tarafından yazılmıştır”  ifadelerini kullandı.
         Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
         ”Hiç kuşkusuz, tıpkı Mekke gibi, Kahire ve İstanbul birer Kur’an  şehirledir. Yine hiç kuşkusuz Kahire ve İstanbul, Mekke-i Mükerreme’nin, aynı  zamanda birbirlerinin kardeşleridir. Şunu burada konuşmamın hemen başında ifade  etmek istiyorum; Mekke, Medine, Kahire, İskenderiye, Beyrut, Şam, Diyarbakır,  İstanbul, Ankara nasıl birbirlerinin kardeşleriyse tüm dünya bilsin ve anlasın ki  Ramallah, Nablus, Eriha, Refah, Gazze ve Kudüs’te bu şehirlerin kardeşidir, bizim  kardeşidir. Bu şehirlerde dökülen her damla kan bizim damarlarımızdaki kandır. Bu  şehirlerde toprağa düşen her can bizim canımızdır. Her damla gözyaşı, bizim  gözyaşımızdır. Hiç kimse bu coğrafyada yaklaşık 100 yıldır devam eden sükutu  farklı şekilde yorumlamasın. Herkes bilsin ki er ya da geç, bugün ya da yarın  Gazze’de insanlık dışı yöntemlerle katledilen o masum yavrucakların hesabı  mutlaka ama mutlaka sorulacaktır.”
         İsrail’in bölgeyi bir kere daha kan gölüne çevirmek için, her türlü  insanlık dışı eylemi gerçekleştirdiğini söyleyen Başbakan Erdoğan, ”Orantısız,  güz kullanmaktadır. Netanyahu arkasına aldığı uluslararası vurdumduymazlık  neticesinde bu eylemlere girişebilmektedir. Bu eylemleri tüm gücümüzle kınıyoruz.  Burada son saldırıların ardından İsrail’deki Mısır Büyükelçisini çağıran kardeşim  Mursi’yi yürekten tebrik ediyorum” dedi.
         Başbakan Erdoğan’ın konuşması sırasında salondakiler tarafından zaman  zaman ”Canımız Gazze’ye feda olsun” sloganları atıldı.
         Erdoğan, ”Türkiye olarak Mısır’la, Filistinli kardeşlerimiz için  uluslararası toplum nezdinde mücadele vermeye devam edeceğiz” dedi.
         Mısır’daki devrime değinen Erdoğan, şöyle konuştu:
         ”Mısır’da gerçekleşen devrim, Mısırlılar kadar hiç kuşkusuz  Filistinliler için, özellikle de Gazzeli kardeşlerimiz için bir umut ışığı oldu.  Mısır’dan yayılan bu umut ışığının daim olmasını temenni ediyorum. Bu vesile ile  bugün bir kez daha gerçekleştirdiğiniz devrimden dolayı, siz gençleri sizin  şahsınızda Mısır halkını yürekten kutluyorum. Mısır devrimi esnasında hayatını  kaybetmiş, inşallah şehitlik mertebesine ulaşmış tüm gençlerin, tüm  kardeşlerimize bir kez daha Allah rahmet niyaz ediyorum. Şundan emin olunuz ki  Tahrir’den yükselen ses, İstanbul ve Ankara’da çok güçlü yankılanmış ve  karşılığını bulmuştur. Türkiye’nin tüm şehirlerinin, Türkiye gençlerinin kalbi,  devrim boyunca, Tahrir’deki kardeşleriyle birlikte atmıştır. Tarih boyunca olduğu  gibi bugün de yarın da Mısır’la dayanışma içinde olmaya, Mısır’la birlikte  yürümeye, kardeşlik hukukunun gereklerini yerine getirmeye devam edeceğiz.”
        
”Tüm dünyaya zulmün ilelebet payidar olamayacağını gösterdiniz”
         Salondaki gençlere seslenen Başbakan Erdoğan, ”Sizler Mısır’da  gerçekleştirdiğiniz devrimle, tüm dünyaya zulmün ilelebet payidar olamayacağını  gösterdiniz. Sizler Mısır devrimi ile otokratik rejimlerin, kapalı rejimlerin  sonunun geldiğini tüm dünyaya gösterdiniz. Sizler azminiz ve direnciniz  karşısında, hiç bir hukuksuzluğun ayakta kalamayacağını tüm dünyaya gösterdiniz.  Kahramanlığınızdan, direncinizden, sabrınızdan, azminizden dolayı sizleri ayrıca  kutluyor, tebrik ediyorum” dedi.
         Ali İmran Suresi’nin 139. ayetini ve mealini okuyan Başbakan Erdoğan,  şöyle konuştu:
         ”Evet Mısır’da, Türkiye’de tüm bu coğrafya da işte bu temel ilkeyi her  an hissetmek, her an yüreğimizde zihnimizde, taşımak ve hatırlamak durumundayız.  Esasen sizler Tahrir Meydanı’nda tam da işte bunu söylediniz. Aylar boyunca  Tahrir Meydanı’nda ’Başını dik tut, sen Mısırlısın’ dediniz. Evet siz başınızı  dik tutacaksınız. Filistinli başını öne eğmedi, eğmeyecek. Lübnanlı başını öne  eğmedi, eğmeyecek. Iraklı, Afganistanlı, Suriyeli kardeşim başını öne eğmedi,  eğmeyecek. Çünkü biz bu coğrafyanın insanları, inanıyoruz öyleyse üstünüz. Hiçbir  kompleksin içinde olmayacağız, hiçbir ezikliğin içinde olmayacağız. Kendimize  güvensizlik, hüzün ve gevşeme bize asla musallat olmayacak. Tam bir özgüven  içerisinde yolumuzda ilerleyecek, tarihi tekrar mecrasına hep birlikte  kavuşturacağız.”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Suriye  halkının mücadelesi basit bir iktidar kavgası değildir, hakça, insanca onurlu bir  yaşam savaşıdır. İşte bu nedenle halk bu savaşı kazanmaya mecbur; kendi  vatandaşının kanını eline bulaştıran gayri meşru Esed rejimi ise kaybetmeye  mahkumdur” dedi.
         Kahire Üniversitesi Konferans Salonu’nda bir konuşma yapan Başbakan  Erdoğan, Türkiye ve Mısır’ın bölgenin iki güçlü devleti, iki kadim medeniyeti  olarak tarih yolculuğunda hep beraber olduğunu, bir olduğunu, kardeş olduğunu  vurguladı.
         Mukattam Tepeleri’nin burçlarında Selahaddin Eyyubi’nin şahsi manevisinin  kendilerini izlediğini ifade eden Başbakan Erdoğan, ”Başımızı öne eğmeyecek, tam  tersine başımızı Mukattam Tepeleri’ne çevirecek orada Selahaddin Eyyubi’yi, orada  bu coğrafyanın, bu ülkenin, bu şehrin şanlı tarihini, kadim medeniyetini görecek  ve gururla iftiharla geleceğe ilerleyeceğiz” dedi.
         Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
         ”Türkiye’nin İstiklal Şairi Mehmet Akif ile Mısır’ın Nobelli yazarı  Necip Mahfuz şurada, Han Halil’de Tişami adlı kahvede nasıl aynı havayı teneffüs  edip, vatanlarını yazdılarsa, bizler de farklı dillerde bile olsa birbirimizin  ezgisini dillendiriyoruz, onu mırıldanıyoruz, topraklarımız arasına cetvelle  çizilmiş sınırlar bizi fiziken ayırsa da gönüllerimizi ayırmaya, ruhlarımızı  parçalamaya, muhabbetimizi bölmeye asla yetmemiştir. Türkiye ile Mısır’ın kalbi  birlikte atar, Nil ile Fırat aynı gönülün ırmaklarıdır ve aynı ruh iklimine, aynı  gönül ummanına dökülürler. Hiç kuşkusuz Trabzon’un, İstanbul’un, İzmir’in,  Antalya’nın sahillerini okşayan su, İskenderiye’nin sahillerini okşayan  Akdeniz’in suyuyla aynıdır. İşte biz, bu coğrafyada ırmaklarımız, denizlerimiz,  ortak medeniyetimiz ve kardeş tarihimiz gibi inşallah ebediyen bir ve beraber  olacağız. Türkiye ve Mısır birlik oldukça, Türkiye ve Mısır aynı istikamete  baktıkça inanın bu topraklarda barıştan başka hiçbir şeyin türküsü  söylenmeyecektir. Biz, tarih boyunca olduğu gibi bugün ve yarın da el ele  tutuştukça inanın bu toprakları ağıtlar, bu toprakları kan ve göz yaşı değil  barışın ezgileri sulayacaktır.”
        
”Adalet bizim ortak medeniyetimizin özüdür, esasıdır, temelidir”
         Başbakan Erdoğan, halkın hür iradesiyle belirlenmiş Mısır yönetiminin  Türkiye ile işbirliğine verdiği önemi somut biçimde ortaya koymasından büyük bir  memnuniyet duyduklarını dile getirerek, Türkiye’nin, Mısır’ın içinden geçtiği  siyasi ve ekonomik dönüşüm sürecini her aşamada desteklemeye kararlılıkla devam  edeceğini söyledi.
         Mısır halkının beklentilerini yansıtan, Mısır halkının birliğini daha da  güçlendirecek bir anayasanın Mısırlıların olduğu kadar Türkiye’nin de en büyük  temennilerinden biri olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, ”Mısır ancak bu  şekilde aradığı uzun vadeli istikrarı elde edebilecektir, uzun vadeli istikrar  ise Mısır halkının beklentisi olan ve hak ettiği daha iyi hayat standartlarının  sağlanmasının olmazsa olmaz şartıdır” diye konuştu.
         Ülkelerin geleceğine dair büyük hedeflerin ancak büyük çabalarla ve  halkın ortak kararlılığıyla sağlanabileceğini anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle  konuştu:
         ”Bizler kadim bir medeniyetin mirasçıları olarak kendi özgün tecrübemiz üzerinden, kendimize ait bir istikbali şekillendirecek güce ziyadesiyle sahibiz.  Hürriyet bizim medeniyetimizin özüdür, insana saygı bizim ortak medeniyetimizin  özüdür. Temel hakların dokunulmazlığı, sosyal dayanışma, yöneticilerin halka  hesap vermesi bizim medeniyetimizin özüdür. En önemlisi de adalet bizim ortak  medeniyetimizin özüdür, esasıdır, temelidir. Hiçbir inanç, köken, dil, renk farkı  gözetmeksizin herkesi kucaklayan anlayışı coğrafyamızdaki ortak medeniyetimizin  esası olarak kabul ediyoruz. Bizde ne Arap’ın beyaza ne de beyazın Arap’a  üstünlüğü yoktur. Yaratılanı yaratandan ötürü seviyoruz. Hedefimiz budur.  Demokrasinin nüvesini teşkil eden farklılıkları bir arada yaşatabilme anlayışının  özü yine bizim medeniyetimizde köklerini bulur. Mısır bu bakımdan gerçekten çok  zengin bir birikime sahip. Mısır bir medeniyet zenginliğine sahip. Biz, hiçbir  yerden model arama ihtiyacı içinde milletler değiliz, kendi tarihimiz, kendi  medeniyetimiz bize hürriyet konusunda, birlikte yaşama kültürü, farklılıklara  saygı gösterme ve adalet konusunda gereken dersi, tecrübeyi ziyadesiyle  vermektedir.
         Esasen Arap uyanışı, bir başkalaşım değil, tam tersine öze dönüştür, ruh  köküne dönüştür. Medeniyetimizin esaslarıyla buluşma, yani tarihin kendi  mecrasına yönelmesidir. Nasıl ki sizler özünüzden, tarihinizden, medeniyetinizden  aldığınız güç ve ilhamla devrimi gerçekleştirdiyseniz, inanıyoruz ki aynı güç ve  ilhamla geleceği de barış üzerine şekillendireceksiniz.”
        
”Tüm İslam coğrafyasının gözü, gönlü, yüreği Mısır ile birliktedir”
         Başbakan Erdoğan, tarih boyunca Mısır’dan gelen her acı ve hüzünlü  haberin Türkiye’de üzüntüyle karşılandığını, kendilerini üzüntüye gark ettiğini  belirterek, ”Biz, bu coğrafyadan maalesef fazlasıyla acı haber, olumsuz haber  alıyoruz. Biz, Mısır’dan artık olumsuz haberler değil, bizi sevindirecek, tüm  İslam coğrafyasını sevindirecek güzel haberler almak istiyoruz. Sanmayın ki  Mısır’da olan Mısır sınırları içinde kalıyor. Sanmayın ki Suriye’de, Lübnan’da,  Irak’ta, Afganistan’da olan olaylar bu ülkelerin sınırları içinde kalıyor.  Biliniz ki, tüm İslam coğrafyasının gözü, gönlü, yüreği Mısır ile birliktedir.  Onun için biz, Mısır’dan iyi haberler almak istiyoruz” diye konuştu.
         Mısır’ın devrim sürecini tamamlayarak, özgürlükçü, kucaklayıcı bir  anayasayla barış, huzur ve dayanışma içinde geleceğe yürüdüğünü görmek ve bundan  umutlanmak istediklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, Mısır ne kadar güçlü olursa  Türkiye’nin, Türkiye ne kadar güçlü olursa da Mısır’ın o derece güçlü olacağını  kaydetti.
         ”Bölgenin iki güçlü devleti Mısır ve Türkiye bu coğrafyada barışın,  istikrarın, huzurun teminatı olacaktır” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
         ”Hepimiz Suriye’de yaşanmakta olan insanlık trajedisine büyük bir  üzüntüyle şahit oluyoruz. Rejimin neredeyse 2 yıldır kendi halkına karşı  yürüttüğü kanlı savaşın izleri zihinlerden kolay kolay silinmeyecektir. Suriye  halkının mücadelesi basit bir iktidar kavgası değildir, hakça, insanca onurlu bir  yaşam savaşıdır. İşte bu nedenle halk bu savaşı kazanmaya mecbur; kendi  vatandaşının kanını eline bulaştıran gayri meşru Esed rejimi ise kaybetmeye  mahkumdur. Suriye halkının maruz kaldığı bu kıyım sadece Suriye rejimi için  değil, uluslararası toplum ve tüm insanlık için de bir utanç kaynağıdır. Şam’da,  Halep’te, İdlib’te ve Suriye’nin diğer bölgelerinde her gün bombalanan, şehitler  veren Suriye halkına, yetim kalmış çocuklara ve gençlere bu kayıtsızlık nasıl  izah edilebilir.
         Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve insan haklarının kutsallığını her  fırsatta dile getiren ülkeler, Suriye’de işlenen insanlık suçuna nasıl seyirci  kalabilmektedir. Bu çevrelere seslenmek istiyorum, artık geçerliliği kalmamış  birtakım kurum ve kuralların arkasına saklanarak sorumluluktan kaçmak Esed’in  işlediği suça ortak olmak demektir.”
        
”170 binin üzerinde Suriye vatandaşını misafir ediyoruz”
         Başbakan Erdoğan, Türkiye’ye sığınan Suriye vatandaşlarına her türlü  yardımı sunduklarını, Türkiye’nin sınır bölgesindeki barınma merkezleri ve farklı şehirlerde 170 binin üzerinde Suriye vatandaşını Türkiye’de misafir ettiklerini  belirterek, ”Açık kapı politikasıyla bu ev sahipliğimiz devam edecektir.  Mısır’ın, Mısır devletinin, değerli kardeşim Mursi’nin verdiği destekle inşallah  en kısa sürede Suriye halkı barışa ve refaha ulaşacaktır. Bölgede Arap Ligi  içerisindeki tüm ülkeler hep birlikte el ele vermeye mecburuz. Bu sorun hepimizin  ortak derdidir. Burada Mısır’ıyla, Suudi Arabistan’ıyla tüm Körfez ülkeleriyle  Ürdün’üyle, Lübnan’ıyla hep birlikte el ele vermeye mecburuz” dedi.
         Türkiye’nin Filistin meselesinde olduğu gibi Suriye krizinde de Mısır ile  ortak hareket etmeye, ortak çözümler aramaya devam edeceğini vurgulayan Erdoğan,  İslam İşbirliği Teşkilatı olarak da konuyu daha geniş çapta el almaya mecbur  olduklarını vurguladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”İnsan  haklarından, demokrasiden bahseden ülke ve kuruluşların, konu Filistinliler’e,  konu Suriyeli mazlumlara gelince susmayı tercih ettiklerini” belirterek, ”Bu  iki yüzlülük artık sona ermelidir. Bu çifte standarda son verilmelidir. Küresel  vicdanı yaralayan bu ikircikli tutum artık nihayete ermelidir” dedi.
         Kahire Üniversitesi Konferans Salonu’ndaki konuşmasında Erdoğan, Filistin  ve Suriye’de meydana gelen olayların mevcut uluslararası sistemin adalet  üretemediğini, çözüm yerine sorun ürettiğini gösterdiğini belirtti.
        Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin, bu düzenin değişmesi ve daha adil olması  için tüm enerjisiyle çalıştığına işaret ederek, şöyle devam etti:
         ”Başta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nezdinde adil bir yönetim,  köklü bir değişim talep ediyoruz. Sadece belirli devletlerin değil, herkesin  temsil edildiği ve söz sahibi olduğu bir Güvenlik Konseyi’nin dünya barışına daha  fazla katkı yapacağı görüşündeyiz. Sadece 5 daimi üyenin iki dudağı arasına  mahkum bir insanlık olamaz ve buradan da barış meydana gelmez. Şu anda BM  Güvenlik Konseyi’nde kıtaların temsil edilmediği, inanç gruplarının temsil  edilmediği bir yapı var. 40 yıl öncesinin yapısı. O günün şartları içinde. Ama  bugün dünya değişti. Artık insanlığın talepleri farklılaştı. Bunun güncellenmesi  lazım. Bu şekilde yeni adımların atılması gerekiyor. İnsan haklarından,  demokrasiden bahseden ülke ve kuruluşlar, konu Filistinliler’e, konu Suriyeli  mazlumlara gelince susmayı tercih etmişlerdir. Bu iki yüzlülük artık sona  ermelidir. Bu çifte standarda son verilmelidir. Küresel vicdanı yaralayan bu  ikircikli tutum artık nihayete ermelidir. BM başta olmak üzere bu konuda  sorumluluk sahibi tüm uluslararası kuruluşların kendilerini sorgulama zamanı  gelmiştir.”
        
”Türkiye ve Mısır bölgede ortak sorumluluk taşıyor”
         Türkiye ve Mısır’ın, uluslararası toplumun sergilediği ”iki yüzlülüğe  karşı” gereken ikazları yapmaya ve insani duyarlılığı ortaya koymaya devam  edeceğini vurgulayan Erdoğan, ”Hiç tereddüt etmeden söylüyorum. Türkiye ve Mısır  bu bölgede ortak sorumluluk taşıyor. Bölgenin ortak vicdanını, aklını temsil  ediyor. Filistin ve Suriye meselesinin çözümü için birlikte çalışabiliriz.  Lübnan, Irak, Afganistan ve diğer bölge ülkelerindeki meselelerin çözümüne biz  olumlu katkı sağlayabiliriz” dedi.
         Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin, 10 yıldır aktif dış politikasıyla dünya  barışı için çok önemli girişimlerde bulunduğuna, bölgenin huzur ve istikrara  kavuşması için tüm imkanlarını seferber ettiğine dikkati çekti.
         Mısır’ın kardeş halkıyla bu sürecin çok daha ileri boyutlara  taşınabileceğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
         ”Bizim aracılara, koruyuculara, hamilere, vasilere ihtiyacımız yok.  Sizler Arapça, bizler Türkçe ifade ediyor olsak da aslında aynı dili konuşuyor,  gönül diliyle aynı şeyi söylüyoruz. Dolayısıyla bizim tercümanlara da ihtiyacımız  yok. Bu coğrafyanın özgürlük, barış ve refah içinde yeniden yükselmesi için  birlikte çok iş yapabilir, çok güzel eserler vücuda getirebiliriz. Türkiye  olarak, biz Mısır’la her türlü işbirliğine hazırız. Kardeş Mısır halkında da bu  iradeyi görmek bizi yüreklendiriyor.
         Bugün, bakanlarımızla, bürokratlarımızla, işadamlarımızla buradayız. 10  bakan, 350 işadamıyla buradayız. Türkiye-Mısır olarak birlikte neler yapabilir,  ne gibi yatırımlara girebiliriz, bunların adımlarını atmak için buradayız. Ortak  İşbirliği Konseyi’ni bunun için topluyoruz. Bu ikinci buluşmamız. Temenni  ediyorum ki bu ikinci buluşma çok çok bereketli olur. İki ülke arasındaki  ilişkileri tüm boyutlarıyla ele alacağız, ilişkimizin bundan sonraki yol  haritasını belirleyeceğiz.
         Bugün, Mısır’da 300 kadar Türk girişimci 50 bin Mısırlı kardeşimizi  istihdam ediyor. Mısır’daki Türk yatırımlarının değeri 1,5 milyar dolar  seviyesine ulaştı. Türk işadamları Mısır’ı ikinci bir vatan olarak görüyorlar.  İnşallah bu ilişkileri çok daha ileri düzeylere taşıyacağız. Mısır’ı geçmekte  olduğu siyasi ve ekonomik dönüşüm sürecinde tüm imkanlarımızla desteklemeye  hazırız. Mısırlı kardeşlerimize mali destek verme konusunda en ufak tereddüte  düşmedik.”
         Öte yandan, Başbakan Erdoğan’ın konuşması, salonda bulunanlar tarafından  sık sık ”Kanımız, canımız Gazze’ye feda olsun”, ”Mısır-Türkiye el ele”,  ”Gazze’nin kanı yerde kalmayacak” sloganları ve tekbirlerle kesildi.
         Konuşmasını, Arapça olarak, ”Ey Mısır, ey dünyanın annesi, kaldır  başını, sen Mısırlısın” cümlesiyle tamamlayan Erdoğan, Kahire Üniversitesi  Rektörü’nün elinden plaket aldı. Erdoğan da rektöre hat çalışması ile üniversite  kütüphanesine Mehmet Akif Ersoy’un ”Safahat” adlı kitabını hediye etti.         Bu arada, Başbakan Erdoğan’ın konferansını dinlemek isteyen Mısırlı  gençler, saatler öncesinden üniversite bahçesinde toplandı.
         Konferans salonunun giriş fuayesinde, Anadolu Ajansı fotomuhabirlerinin  Arap Baharı adıyla anılan süreçte değişik Arap ülkelerinde çektikleri  fotoğraflardan oluşan ”Arap Uyanışı” isimli fotoğraf sergisinin tanıtım standı  büyük ilgi gördü. Fuayede AA objektifinden 25 fotoğraf sergilendi.


En son çıkan oyunları mı merak ediyorsunuz? Oyun tutkunları buraya!

Etiketler: haber, haberler, Anadolu
Detaylı Ara
En Çok Konuşulan Haberler
Siyaset Manşetler

    "Çerçeve","aynen öyle" şarkılarını kim söylemektedir?
    ©Copyright 2012 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
    İlginizi ÇekebilirX