Özellikle bizim toplumumuzda, kız çocukları birer küçük anne. Zaten doğuştan anaç doğar kız çocuğu. Oyuncak bebeğini giydirir. Dizlerine yatırır, üzerini örter küçücük elleriyle. Yarım yamalak dönen diliyle ninniler mırıldanır, uyutur bebeğini. Rengarenk,   plastik fincanlarıyla çaylar ikram eder anne ve babasına. Bir daha istemezseniz kırılır.  O doğuştan küçük bir annedir, gülüşünden şefkat akar.

Anneler de destekler kız çocuklarının içindeki potansiyeli.  Küçük kardeşinin bakımında yardım ister. Küçücük eline toz bezini tutuşturur. Yarım yamalak da yapsa öğrensin, alışsın  diye. Akşam olup da  baba evine gelince terlikleri elinde babasına koşması, tam bir “aferin” aldırır. Kız çocukları daha çok küçükken öğrenir bu anaçlığın, herkesi düşünür halinin takdir aldığını. Küçük kız çocukları, kardeşlerini, anne babasını düşünerek, herkesin işini kolaylaştırarak büyümenin,  takdirlik  olduğunu öğrenir de, bunca işin gücün arasında kendisine şefkat göstermeyi, kendisine iyi bakmayı öğrenecek vakti bir türlü bulamaz.

Küçük kız çocuğu büyür. İçinde büyüttüğü anaçlığı tam olarak kullanacağı zamanlar çıka gelir.  Artık bir eş ve  çocuk sahibidir. İçindeki bütün şefkati, sevgiyi vereceği zaman gelmiştir. Şimdi verme zamanıdır. Ne mutlu ona. Çünkü o verdikçe değerli olduğunu, verdikçe sevildiğini hisseder.   Ancak dünyanın bu en güzel duygusu,  dengede tadında olmazsa eğer, bakar ki onun en büyük yanlışı olmuş.

Sevdiklerimiz için bir şeyler yapabilmek, onları mutlu edebilmek ne güzel bir duygudur. Hele ki çocuklarımız için, seve seve verdiğimiz çabanın karşılığını onların sevgisiyle görmek ne değerli bir histir.  Ancak hayatın içindeki pek çok rolümüzden “annelik” rolümüzün, özellikle evlilik ilişkimizde, eşimize karşı  da davranışlarımızı belirleyici olması durumunda , “rol karmaşası” ortaya çıkmaya başlıyor.

Öncelikle unutmayın ki, siz eşinizin annesi değilsiniz. Eşinizin sevdiği yemeği düşünüp yapmanız, onun seveceğinden emin olduğunuz filme bilet alıp sürpriz yapmanız ne hoş. Ama  sözüm,  terlemiştir diye eşinin sırtına  mendil sokmaya çalışan, ilaçlarını alsın diye elinde bardakla kocasının peşinde koşan kadınlara.Eşinize   “ Hadi yat artık, sabah uyanamayacaksın” diye söyleniyor ve karşılığında ,   “yahu rahat bırak beni, ben çocuk muyum” diye sitemler duyuyorsanız , burada bir sorun var demektir. Siz bir eş olduğunuzu, karı koca olduğunuzu, bir ilişki yaşadığınızı çoktan unutmuşsunuz, eşinizin küçük bir çocuk değil,  koskoca bir adam olduğunun farkında değilsiniz demektir. Roller çoktan karışmış demektir.

Belki diyeceksiniz ki “ben düşünmezsem, o kendini hiç düşünmüyor”.  Bırakın yaşayarak öğrensin. Belki diyeceksiniz ki “iyi de,  o çocuk gibi davranmasa ,ben de annelik yapmak zorunda kalmam.” Bırakın büyüsün. Bunların hepsi bahane. Belli ki siz annelik yaptıkça, fedakarlık yaptıkça kendinizi değerli ve sevilen biri gibi hissediyorsunuz. Aslında bu fedakarlığın altında, bir açıdan bencillik var. Her şeyde sizin kontrolünüz olsun, siz çok verin ki çok sevilin istiyorsunuz. Kendinizi kandırmayın. Boş yere de yormayın.

Evlilikteki bu rol karmaşasının her iki taraf için de olumsuz yanları var üstelik. Hadi diyelim ki siz bu anaç halinizden memnunsunuz, başka türlü davranmayı bilmiyorsunuz; Bir gün gelecek bakacaksınız ki yıllar sizi çok yormuş. Çok yıpranmışsınız, ömür kendiniz için hiçbir şey yapamadan akmış gitmiş. Ve gün gelecek diyeceksiniz ki   “ Ben bu kadar emek verip, bu kadar yoruluyorum da bu adam bana ne katıyor. Bana yükten başka ne veriyor”. Bu sorgulamalar başladıktan sonra saygı, sevgi nerede, güven nerede?  Kolay mı yeniden  toparlamak?

Eşinize gelince; Evet belki hayatı çok kolay olacak. Yediği önünde, yemediği ardında olacak. Hatta belki işine gelecek. “Oh, asıl evlilik sultanlıkmış” diyecek. Ne güzel dünya,  hiçbir şey düşünmesine gerek kalmadan, hayatını hep kolaylaştıran biriyle olmak,  ne ala.  Anneyle yaşam, ömür boyu konfor. Ama gün gelecek kolunda bir eş, karşısında ona tutkuyla bakan bir sevgili, kahvenin yanında bir dost isteyecek. Siz onun annesi olursanız, o kendisine bir sevgili isteyecek. Çünkü hepimiz annemize bayılıyoruz, ama kendimize bir sevgili istiyoruz. Aşık olmak, aşkı yaşamak istiyoruz.

“Rol karmaşası” bundan ibaret değil elbet. Bir de günümüzde eşler arasında rolleri karıştıran, evin erkeği gibi davranan kadınlar, evin sorumluluklarından kaçan erkekler var. Ama o da başka bir yazının konusu olsun.

Şimdilik sevgiyle kalın

 

Yeşim Varol Şen

İlişki ve Evlilik Danışmanı