CafeRSS
24.04.2008 - 01:00 | Son Güncelleme: 24.04.2008-22:29

Eşime ilk görüşte âşık olmayı başaramadım

Beş yıldır radyocu Güçlü Mete ile evli olan Ebru Cündübeyoğlu, “Ruh eşi derler ya herhalde biz birbirimizi tam bulduk. Çok büyük bir aşkla evlendik. Ama ilk görüşte değil. İlk görüşte başarılı olamadım” diyor

Sitene Ekle
Eşime ilk görüşte âşık olmayı başaramadım

Birsen Altuntaş

Kamuoyunun 1993 Türkiye 4. Güzeli olarak tanıdığı ve Gülşen Bubikoğlu’na benzettiği Ebru Cündübeyoğlu, mankenlik, dizi ve tiyatro oyunculuğu, sunuculuğu sığdırdığı meslek yaşamında 15 yılı geride bıraktı. Şu günlerde hem Haldun Dormen‘le oynadığı Moliere’in “Kibarlık Budalası” oyunu ile sahnede olan, hem de Kanal 1’de ekrana gelen Birol Güven’in “Yalancı Romantik” isimli dizisinin çekimleri arasında koşturan Cündübeyoğlu, en fazla zamanını ise 2.5 yaşındaki kızı Duru için harcadığını söyledi. Radyocu Güçlü Mete ile beş yıldır evli olan Cündübeyoğlu,  evliliğin aşkı öldürdüğü inancına da kesinlikle katılmadığını belirtti.

Türkiye Güzellik Yarışması’yla tanındınız, 15 yıl öncesinin güzellerinden çok azı, sizin gibi hâlâ şov dünyasının içinde... Siz hem kariyer, hem de çocuk yaptınız. 

33 yaşında, 15. yılı kutlamak benim için büyük bir sevinç. Ayrıca hâlâ “Türkiye Güzeli” olarak anılıyorum. Benim hep güzellik yarışmasıyla ilgili bir mahcubiyetim vardı. Niye girdim gibilerinden...

Bu konuyla ilgili pişmanlıklarınız mı var?

Yok, hayır değilim. Çünkü benim asıl amacım televizyona geçmekti. Yarışmadan sonra Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirdim. Hemen ertesi günü TRT’de “Bir Başka Gece” programında sunuculuğuna başladım. Yoksa güzellik yarışmasına katılıp, Türkiye güzeli olmak bence gereksiz bir şey. Benim anlayışımla çok bağdaşmıyor ama yaptığım için de çok pişman değilim. Beni amacıma götüren bir araç oldu.

Kızınız Duru’yu güzellik yarışmasına girmesi için teşvik etmeyeceksiniz bu durumda, öyle mi?

Annem, Hülya Cündübeyoğlu da, 1970 Türkiye 4. Güzeli... Ben de Türkiye 4. Güzeli seçildim.  Aile geleneği dördüncülük (Gülüyor). Bu geleneği kıramadık. O nedenle Duru’yu hiç güzellik yarışmasına sokmayı düşünmüyorum. 

Türkiye Güzeli olduktan sonra hiç podyum deneyimi yaşadınız mı?

Bir, iki kez podyuma çıktım. Bu nedenle senelerce manken ifadesi yakıştırıldı.İlk defilemde Sabahat Doğanyılmaz’la çıkıp yürüdüm, ikincisinde de Cindy Crawford’la... Bu iki deneyim yeterliydi benim için... Mankenlikte başarılı olamadım. Ama bu 15 senenin altı senesi bu manken sıfatını silmekle uğraştım. Haber sundum, sunuculuk yaptım, oyunculuk yaptım, tiyatro derken neyse çok şükür 15. senemde kurtuldum.

“Kuzey Rüzgârı”nda oynuyordunuz, dizide sevgilinizi canlandıran Kadir İnanır, “90 dakikalık dizi olur mu?” dedi ve dizideki işi bitince siz de dizinin kadrosundan gittiniz. Kadir Bey’in sözlerine katılıyor musunuz?

“Kuzey Rüzgârı”nda Kadir İnanır ile partnerdim. Benim için çok güzel bir projeydi. Tabii partnerim gidince, tek başıma kalmayayım ben de bari gideyim dedim. Öyle ortada kaldım. Kalsaydım çok zorlama olacaktı. Zaten çok kalabalık bir kadroydu. Büyük kadrolarla bence bunu her hafta bir film çekermiş gibi çekmek çok yıpratıcı, çok insansı bir şey değil. Görüyorsunuz ekip çok yorgun oluyor. Belli bir zaman sonra insanların şekli, şemali değişiyor. Ne karısını, çocuğunu görebiliyor. İyice yoldan çıkıyor.

Bebekle zor olmadı mı bu tempo?

Evde elimde telefon, her an çağıracaklar diye bekliyorum. Telefon çalıyor, seti haber veriyorlar. Hemen çıkıp gidiyoruz. Bir mantığı olmuyor. Hikâye yazılıyor, bir şeyler anlatıyor ve çekiyorsun. Müthiş bir iş ama bunun tadını çıkartmadan, şişirerek yapmak hiç mantıklı değil. Bu nedenle ben de Kadir Bey’in söylediği her şeyin altına imzamı atarım.

Yeni dizinizde nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?

Hep sit - com istiyordum. Çünkü komediye daha alıştım ve kendimi daha yakın buluyorum. Birol Güven’le “Yalancı Romantik” dizisinde oynuyorum. Hakan Yılmaz’la başrollerini paylaşıyoruz. Bir evlilik hikâyesi. Psikoloğu canlandırıyorum, ki hep olmak istediğim bir iş. Kadın - erkek ilişkileri üzerine, evlilik neyi, ne kadar değiştirir gibi konuların üzerine kurulu konuları olan güzel bir hikâyesi var.

Bir de tiyatro oyununda da rol alıyorsunuz, kaç yıldır tiyatro yapıyorsunuz?

Haldun Dormen’le Moliere’nin “Kibarlık Budalası”nda oynuyorum.  Dokuz yıldır tiyatro yapıyorum. Oraya çıktığında durabiliyorsan sen gerçek oyuncusun demektir. Aynı rodeo gibi bir şey... Tiyatroda birebir çıkıp oynuyorsun ama sinema ve dizi ekip işi. Oyuncu başarısız olsa bile dublajla, kamera hileleriyle işi biraz olsun kurtarabiliyorlar. Sonuçta hayvanların bile başrol oynadığı filmler var.

‘Eşime, tanıdıktan sonra aşık oldum’

Eşiniz Güçlü Mete ile ilk görüşte aşkla mı evlendiniz?

Biz çok büyük bir aşkla evlendik. Ama ilk görüşte değil. Daha sonra, birbirimizi tanıdıktan sonra aşkımız başladı. İlk görüşte başarılı olamadım.(Gülüyor)

Siz birbirine benzeyen bir çift misiniz?

Ruh eşi derler ya herhalde biz birbirimizi tam bulduk. Karakter olarak da çok benzeriz. Aslında beraber yaşamaya başlayan insanlar birbirini andırmaya başlıyor. Bu arada 27 Nisan’da 6. evlilik yıldönümümüz.

Evlendikten sonra aşk, heyecan yerini sevgiye bırakır sözü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Evlilikte heyecan aslında bitmiyor ama o heyecan ve aşkın yanına o kadar daha dolu dolu duygular geliyor ki, yoğun aşk kayboluyormuş gibi geliyor ama kaybolmuyor. Bunu bir resim gibi düşünürsen, aşk o resmin ilk beyaz bazı gibi aslında... Üstüne öyle figürler çizilmeye başlıyor ki, sanki o aşk gitti sanıyorsun. Hayır, aslında o tablonun fonu olarak hep orada duruyor.  O güzel renkler, boyalar, çizgiler o fonun üstüne geliyor. Evliliğin aşkı öldürdüğüne inanmıyorum.

Artık evlilikler çok kısa sürüyor ama?

Artık insanların tahammül gücü azalmış. Eğer o kişi, evliliği boğucu bir şey olarak görüyorsa, bir an önce de kurtulmaya çalışıyor. Çünkü insan kafasında ne kurarsa, onu yaşar. Oysa insanın bir yola beraber çıkması, birlikte yürümesi, aynı yastığa baş koyması, onun nefesini duyması çok güzel duygular.

Sunay Akın’ın teşvikiyle şiir kitabı yazdım

 ”Aşılı Kolum” isimli şiir kitabınız var, ne zamandır şiir yazıyorsunuz?

Böyle bir seri tutmadım. Bir sene bir kez yazmışımdır bir sene beş, altı kez yazmışımdır, bir sene her gün yazmışımdır. Şiir yazmamdaki en itici güç, Sunay Akın oldu.
 Yazdıklarımı okuduktan sonra Sunay Abi, “Muhakkak kitap yaz” diye beni yüreklendirdi. Onun gibi üstad biri öyle diyorsa, öyle olmalıydı.

Şiir yazarken size ilham veren özel durumlar, anlar var mı?

İlhamın ne zaman geleceği hiç belli olmuyor. Bazen tek kelime yetiyor. Şiire bakışımı Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Şiir kelimelerin satrancıdır’ sözü tanımlıyor. Kitabın adı da “Aşılı Kolum” isimli üç dizelik şiirimden dolayı öyle ortaya çıktı.  Seviyorum şiir yazmayı. Tavuklarla ilgili bile bir şiirim var. Ama bir aşk şiiri. Matematikle ilgili bölmeyi anlatan bir şiirim var. Hakikaten bir yalnızlık şiiri... 

‘Kızım isterse otobüs şoförü olsun’

“Duru, 2,5 yaşında oldu. ‘Dadından yenmez’ denir ya, tam öyle... O konuşmaları, ifadeleri, şarkıları, şiirlerini bir görseniz. Geçenlerde Güçlü, Duru’ya bakıp ‘Kısmette senin çocukluğunu da görmek varmış” dedi. Duru’yla ilgili tek isteğim mutlu olduğu işi yapsın. Ben bu işi yapıyorum ve çok mutluyum ama o benim işimi sevmeyebilir. Şimdi Duru’nun hit oyunu doktorluk. Sürekli hepimiz Duru’ya muayeneye giriyoruz sürekli. Küçük bir doktor çantası var, oyun oynuyor. Ateşimizi ölçüyor, tansiyona bakıyor. Onu ne mutlu edecekse o işi yapsın. Eğer otobüs şoförü olup ‘Ben bunu yapmak istiyorum derse onu yapsın. Benim kesinlikle çocuğumla ilgili ‘Ben bunu yapamadım, o bunu yapsın’ gibi düşüncelerim yok. Ben önünü açmalıyım ki, o neyle mutlu olabileceğini bir an evvel bulsun.”

Etiketler:
Yorum Yazın
Gönder
Şahan Gökbakar'ın "Konuşma laaan" repliği ile tanınan karakterinin adı nedir?
©Copyright 2008 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.