Büyüklerimizin en çok karşı çıktıkları şeylerden biri de evde hayvan beslemektir. Kimi evlerde bu, beslenecek hayvana göre değişirken, kimi evlerde de “ağzınızla kuş tutsanız” boşuna; kesinlikle onaylanmaz.
Yetişkinlerin bu konuda tümüyle haklı olduklarını söylemek ne yazık ki doğru değil. Ama onlara yine de haksızlık etmeyeceğim. Sizler de kabul edersiniz ki, bu oldukça zor bir iş. Çocuklar, hayvanları yalnızca sevmekle yetinirler. Oysa evde beslenen bir hayvanın, sevginin dışında birçok şeye gereksinimi vardır. Bu işlerde önce bütün arkadaşlarımız, “Sen merak etme anneciğim, her şeyi ben yaparım!” diyerek işe başlasalar da, sonunda iş yine dönüp dolaşıp annelerin başına kalır.
Bana sorarsanız evde hayvan besleyebilmenin tek koşulu, o evde babanın değil, özellikle annelerin bu işi istemeleriyle gerçekleşebilir. Bu yüzden, evde hayvan beslemek isteyenlere tek önerimiz, önce annelerini bu işe razı etmeleri. Daha sonra besleyeceğiniz canlı ile ilgili geniş bir bilgiye sahip olmalısınız ve aksatmadan onların tüm gereksinimlerini karşılayacak gücü kendinizde bulmalısınız. Çünkü yiyeceklerini, sularını zamanında vermezseniz onların yaşamlarını tehlikeye sokabilirsiniz.
Bunun dışında, her ay bakımları, aşıları yapılması gereken canlılar var. Onların beslenmesi daha zor. Tüm bunları göğüsleyebileceğinizi düşünüyorsanız, bundan sonrası sizin, anneniz ve babanızı açıkça “kandırma” yeteneğinize kalmış.
* * *
İnanır mısınız, ben bile evde kedim Marsık’ı besleyebilmek için ne savaşlar veriyorum. Çünkü ben de sizler gibi yalnızca sevmekle yetindiğim için, bu sorun olarak karşıma geliyor.
Neyse, benim söyleyeceklerim bu kadar. Ama özellikle şunları unutmamanızı istiyorum: Balıkları elinize alıp kediler gibi sevemezsiniz. Köpeklerle boğuşamaz, kuşları ikide bir kafeslerinden çıkarıp elinize alıp oynayamazsınız. Su kaplumbağaları halıların üstünde gezmeyi sevmezler. Evde beyaz fare beslerseniz, evinize kimse konuk olarak gelmez. Bunları unutmazsanız belki her şey daha kolay olabilir.
Balıklar...
Balıklar bütün gün
Suda yıkanıyorlar.
Ama annem,
Pişirmeden önce onları,
Yine saatlerce suda yıkıyor.
İşte bunu bir türlü
Anlayamıyorum.
Y.U.

Eurovision-2012’yi kim kazandı?