Öncelikle ilk buluşmalar biraz stresli ve şiddetli karın ağrılı geçer, hele ki bir de arkadaş tavsiyesi ile görüşüyorsanız. Zaten arkadaşına sorduğun tek soru onun tipi değildir.’’Kankaa biliyor di mi benim balık etli olduğumu ? ‘’ ya da ‘’ Dedin di mi adama kız etine dolgun, şişman, kısacası kemikleri birazcık iri ? ‘’ Sancılı süreç burada başlıyor bu sorular bittikten sonra kendin için soru sorarsın onun da senin sorundan pek bir farkı kalmaz. 
 
‘’İnşAllah benden zayıf biri bulmamışsındır Tuğba ?’’ Neden böyle bir soru sorarız. Çünkü kendimizden kilolu birinin yanında kendimizi biraz daha zayıf hissederiz ve özgüvenimiz yüksek olur. Biliyoruz artık her şişman aşırı özgüvenli değil, şimdi beni burada yemeğin hiç kabul edin. Her ne kadar  ''Yok canım ben zaten kilom ile barışığım'' deseniz bile başka birinin kilonuz hakkındaki yorumu hemen atak ve atar yapar. ‘’ Bak, baak ! diyene bak. Sanki senin hiç kusurun yok, hıııı hadi oradan bir kere ben kilo versem fıstık gibi kız olurum. Hadi ben kilo verdim kusurumdan kurtuldum sen ne yapacaksın. Senin huyun güzel değil. ‘’ diyerek kişilik tartışmasına girilir ve içinden çıkılmaz bir duruma adım atmış oluruz. 
 
 
Ki zaten çoğumuz bunu yapıyor. Bu evreler geçer buluşma günü, saati, mekanı konuşulur ayarlanır. Genelde bu gün hafta sonu olur, sen de hafta içi hemen hemen bütün işlerini bırakırsın ve ne giyeceğini bilemediğin için alışverişe çıkarsın. İlk buluşmada iç çamaşırı alan hatun bile tanıyorum ben ya, ama bir dakika lütfen yanlış anlaşılmasın. Tamamen üzerindeki kıyafetin daha iyi görünmesi için alınır. En önemlisi ise ‘’KORSE’’ Allah’ım nasıl bir lütuftur bilen bilir. Ayrıca anlatılmasına gerek yoktur herhalde, her şey tamamdır. Korse, iç çamaşırı, ince çorap, can alıcı bir elbise, ayakkabı, çanta, parfüm vs. Ponçiklerim bakın aklınızda bulunsun kilonuz ne olursa olsun ilk buluşmada ‘’KIRMIZI’’ rengini muhakkak kullanın özellikle elbisede. Ama kırmızı saçlı bir hatun sakın kırmızı giyinmesin zaten lütfen yani abartmayalım. 
 
İsviçreli bilim adamları her zamanki araştırmalarını yaparlarken bir de bunu araştırmışlar. Erkeğinin hiçbir şekilde sana ‘’HAYIR’’ demesini istemiyorsan, ya saçını kırmızı yap, ya da üzerinde kırmızı bir kıyafet olması gerek. Bunu unutmayalım önemli bir detay, aklımızın bir köşesine kazıdık devam ediyoruz buluşma evresine. Her şey tamam buluşma günü geldi sen mükemmelsin, ortam oldukça iyi tam “Oldu bu iş ‘’ der iken. Karşındaki ‘’ Güzel bir akşamdı, anladığım kadarı ile biz birer sevgili değil çok iyi birer arkadaş olabiliriz ‘’ demez mi ? İşte o zaman kadehte bulunan içkiyi suratına mı atmak istersin ? Yoksa kadehi doldurmak için bulunan şişeyi bir tarafına iliştirmek mi istersin ya da kafasında mı kırmak istersin ? Orası tamamen senin hayal gücüne kalmış bir şey ponçiğim. 
 
Gayet güzel yemeğini yemişsin, eğlenmişsin, sohbetini yapmışsın. ''Tamam artık bir çift olduk'' diyorsun, yok neymiş; ‘’ Arkadaş olmamız en iyisi '' imiş hadi ya, yok şekerim benim arkadaşlarım bana yeter. Hadsiz şey ne olacak sen oradan yüzünde gülücük, içinde volkanlar patlayarak çıkarsın evine gidersin. Ve o lanet olası korseni diğer korselerinin içine atar, kavanozdaki çikolatanı alıp televizyon karşına geçip ruh eşinin bir gün seni bulacağına inanırsın. 
 
Ama sakın unutma şekerim ruh eşin için muhakkak bir ruh öküzü ile tanışman şart.
 
Öptüm.
 
extralargehatun@gmail.com