Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 09 Ekim 2006 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Emlak      Arabam      Kariyerim      Cumartesi      Pazar      Ege      Seri İlanlar  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  ÇİZERLER
  OMBUDSMAN
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
 GÜZELLİK   VİTAMİN   ÇOCUK BAKIMI   HAMİLELİK   DİYET   KADIN SAĞLIĞI 
Doğum sonrası depresyon

Çevresel faktörler ve doğum sonrası vücutta oluşan hormonal değişiklikler, kadınlarda bazı psikolojik sorunların ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Uzmanlar bu durumun "annelik hüznü" ile karıştırılmaması gerektiğini belirtiyorlar


Aileye katılacak yeni bireyin getireceği ek sorumluluklar gibi çevresel faktörlerin yanında, oluşan hormonal değişiklikler, kadınlarda doğum sonrası depresyona neden olabiliyor.
Depresyonun genellikle doğumdan sonraki ilk haftalarda etkili olduğunu anlatan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selçuk Kırlı, doğum sonrası depresyonunun aileye karşı sevgisizlik, sıkıntı, hayattan zevk alamama, çocuğu reddetme, hatta intihara kadar gidebilecek ciddi sorunlara yol açabileceğini ifade etti.

Doğum sonrası depresyonunun, doğum yapan her kadında normal olarak görülen ''annelik hüznü'' ile karıştırılmaması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Kırlı, şunları söyledi:

''Depresyon kişinin ilk doğumundan sonra oluştuysa, diğer doğumlarda da oluşabilir. Bu nedenle sonraki doğumlarda hazırlıklı olmak için hekimle temasta olmak gerek. Aileler, depresyonu (annelik hüznü) ile karıştırıyor ve önemsemiyorlar. (Kendiliğinden geçer) diye doktora başvurma gereği bile duymuyorlar. Oysaki bu çok yanlış davranış. Doğum sonrası depresyonu kendiliğinden geçmez. Depresyonlar da diğer hastalıklar gibi kabul edilip, mutlaka bir uzman nezaretinde tedavi edilmelidir.''

Doğum sonrası depresyonun, ilaç tedavisiyle genellikle 6 ayda yapılabildiğini anlatan Prof. Dr. Kırlı, tedavinin kişinin durumuna bağlı olarak 2 yıla kadar da uzayabildiğini sözlerine ekledi.




© 2006 Milliyet