Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 09 Ekim 2006 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Emlak      Arabam      Kariyerim      Cumartesi      Pazar      Ege      Seri İlanlar  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  ÇİZERLER
  OMBUDSMAN
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
 GÜZELLİK   VİTAMİN   ÇOCUK BAKIMI   HAMİLELİK   DİYET   KADIN SAĞLIĞI 
Anne sevgisinin de gözü körmüş

''Kirpi yavrusunu pamuğum diye severmiş'' sözü, İngiliz bilim adamları tarafından doğrulandı. Sevilen insanların karşısında, beynin eleştirel yargıyla ilgili bölümlerinin devre dışı kalmasının, sadece aşık kişiler için değil, anneler için de geçerli olduğu belirlendi


''NeuroImage'' dergisindeki habere göre, Londra'daki University College'de görevli bilim adamları Andreas Bartels ve Semir Zeki, anne sevgisinin beyin aktivitelerine etkisini incelediler.
Araştırma çerçevesinde, 20 genç anneye kendi çocuklarının fotoğraflarını gösteren ve bu sırada katılımcıların beyinlerini fonksiyonel manyetik rezonans tomografisiyle (fMRT) görüntüleyen bilim adamları, daha sonra aynı kişilere başka çocukların ve arkadaşlarının fotoğraflarını gösterdiler.
Kendi çocuklarına bakan annelerin beyinlerinin, tıpkı birbirine aşık çiftlerde olduğu gibi, ödüllendirmeyle ilgili bölgelerinin hareketlendiğini tespit eden bilim adamları, bu bölgelerden bir tanesinin, uyuşturucu kullanımında ve cinsel uyarılmada da hareketlenen ''nucleus accumbens'' bölgesi olduğunu kaydettiler.
Bilim adamları, hareketliliği azalan bölgelerin, aktif haldeyken başka insanların sosyal ve duygusal olarak yargılanmasında rol oynadığını ve saldırganlık, korku ve başka olumsuz duygularla ilgili olduğunu belirttiler.
Arkadaşların ve başka çocukların fotoğraflarının ise beyinde belirli bir değişikliğe neden olmadığı gözlemlendi.
Bilim adamları, tanınan ve güvenilen insanların kişiliğinin tahmin edilmesine ve yargılanmasına gerek olmadığını, bu yüzden de beynin eleştirel yargıyla ilgili bölgelere ihtiyaç duyulmadığını belirterek, bunların yerine ödüllendirmeyle ilgili bölgelerin aktivitesinin arttığını kaydettiler.




© 2006 Milliyet