20 Şubat 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  




Meme kanseri: Erken teşhis kurtarıyor

Kadında en çok görülen kanser türü meme kanseri. Her 11 kadından biri meme kanserine yakalanıyor. 50 ile 65 yaş grubundaki kanserlerin üçte biri meme kanseri. Ancak erken teşhis ve gelişmiş cerrahi metodlarla memenin tamamen alınması gerekmiyor. Bilgili olup, erken davranmak ise memeyi kurtarıyor.

     Hayat standartları yüksek olan ülkelerde, meme kanseri oranları, düzenli artış kaydediyor. Ancak bu artışa rağmen, ölüm oranları ve meme kaybında çok hızlı bir azalma var. Bunun tek sebebi kadınların düzenli kontrole girmesi, erken teşhis ve tedavideki ilerleme. Meme kanserinin 25 yaşın altındaki kadınlarda görülme riski oldukça az. Hastalığın ortaya çıkma riski, kadının yaşıyla beraber artıyor.
     
     Tümör mü, Habis mi?
     Bütün tümörler habis değildir, ancak memeyi ilgilendiren en kuşku verici hastalık tümördür. İyi huylu tümörler çok yavaş gelişir, yüzeyleri düzdür, ve etrafındaki dokulara sıçramazlar. Sadece hacimleri zaman zaman büyür. Habis tümörler ise çok çabuk gelişip, yakınlarındaki dokulara sıçrarlar. Eğer iyi huylu tümörün, habise dönüşme olasılığı yoksa, öylece yerinde bırakılır. Teşhis ise, şüpheli bölgeden doku alınıp incelenmesiyle kesinlik kazanır.
     
     Şüpheli Belirtiler
     Meme başında görülen kanama, tehlike işaretidir. Meme bezi ile dışarısı arasındaki ilişkiyi sağlayan, süt taşıyıcı kanalların içerisinde tümör parçacıkları oluşması nedeniyle, kanama meydana gelir. Tümör parçacıkları hafif bir kanamaya yol açarak başlangıç merkezinden kopabilir ve dışarıya çıkabilir.
     
     Erken Teşhis
     Erken teşhis yöntemiyle kadınların iyileşme oranı %80 ile %100 arasında değişiyor. Erken teşhisde doktor muayenesinin yanısıra, ultrasonografiden de yararlanılıyor. Erken teşhis için muayenelerin altı ayda bir tekrarlanması gerekiyor. Bu konuda, kanser tarama ve kadın sağlığı merkezlerinin Türkiye'deki öncülüğünü yaparak başlatan, Nükhet Duru ile görüştük :
     
     Kanser İrsi mi?
     Aynı aile içerisinde göğüs tümörü görülmesi çok sık rastlanan bir olaydır. Ancak bu, hastalığın kalıtsal olduğu anlamına gelmez. Ergenlik ve menopoz dönemleri arasında kansere yakalanmış kadınların, kızlarının da aynı devrede bu hastalığa yakalanma riski oldukça fazladır. Ayrıca ailesinde meme tümörü olanlar, androjen hormonlarla tedavi görenler, önceden memesinde kist oluşanlar, risk altındaki grubu oluşturuyorlar. Vakaların %80'inde kadın kendine, görerek veya elle muayene ile tümörün farkına varıyor. Geri kalan %20'sinde ise, klinik tahlil ve doktor muayenesi ile teşhis koyuluyor.
     
     Kendi Kendine Muayene
     Kendi kendine muayenenin ilk kısmı, memeye bakılarak yapılır. Bir aynanın karşısında, ayakta veya oturarak, kolları yukarı kaldırmak süretiyle göğüsler incelenir. Göğüslerin asimetrik olmasına, derideki şişkinlikler ve ödeme dikkat edilir. Kendi kendine muayenenin ikinci kısmı elle muayenedir. Sırt üstü yatılarak, merkezden başlayarak, memenin çevresinde haç şekli çizerek, parmakla muayene yapılır. Eğer sol meme muayene ediliyorsa sağ el, sağ meme muayene ediliyorsa sol el kullanılmalıdır. Bu muayene irileşmiş lenf bezlerinin ortaya çıkıp çıkmadığı gösterir. Son muayene ise, salgı olup olmadığını anlamak için, meme başlarının kontrol edilmesidir. Kendi kendine muayene, adet kanamasının hemen bitiminde yapılırsa daha olumlu olur.
     
     Yeni Tedaviler
     Meme kanseri bünyeyi iki yönden etkiliyor. Bölgesel olarak meme içinde ve etrafındaki lenf bezlerine yayılıyor. Diğer taraftan da kan yoluyla, kanserli hücreler vücudun muhtelif yerlerine dağılıyor. Fırsatını bulduğu anda da çoğalıyor. Önceleri uygulanan tedavi yöntemleriyle doktorlar, kanserin bulunduğu bölgeye yönelirlerdi. Böylece kanserin bir daha gelişmeyeceği düşünülürdü. Oysa şimdi urun büyüklüğü ne olursa olsun, koltuk altlarındaki lenf bezlerinde, kanserli hücre mevcutsa, aynı hücrelerin kan yoluyla dağılabileceği kanıtlandı. Ayrıca kan yoluyla dağılan habis hücreleri de öldüren ilaçlar geliştirildi. Göğüs kanseri tedavisi 3 ayrı yöntemin uygulanmasını gerektiriyor: Cerrahi yöntem, radyoterapi ve kemoterapi.
     
     Kemoterapi
     Kemoterapi, yoğun ilaç kullanımı esasına dayanan bir kanser tedavi yöntemi. Tümörün henüz görüldüğü başlangıç safhasında ,veya ameliyattan hemen sonra yeniden tümör görülme olasılığı varsa, kemoterapi uygulanır. Son 10 yıl içerisinde hormon ilaçlarındaki büyük gelişmeyle, östrojen, andorjen ve progesteron hormonları da, kemoterapi ilaçlarıyla beraber verilmeye başlandı.
     İstatistik verilere göre, göğüs tümörü alınmış ve koltuk altı lenf düğümlenmeleri olmayan hastaların %75'i, ameliyattan 10 yıl sonrasına kadar hiçbir hastalık belirtisi göstermeden yaşıyor. Ameliyat sonrası 1 yıl süren kemoterapi ise, hastaların ameliyattan sonra 5 yıl yaşama şansını %20 arttırıyor. Kemoterapi hastalığın derecesine göre, cerrahi ya da radyoloji ile birlikte uygulanıyor. Eğer tümör yerleşmiş durumda ise, sadece cerrahi tedavi ve radyografi tedavisi uygulanır. Eğer tümör hem yerleşmiş hem de koltuk altında lenf düğümlenmeleri varsa, bu kez kemoterapi ek tedavi olarak kullanılır.