Geçtiğimiz aylarda vizyona giren Son Şans (Southpaw) filminde ünlü bir boksörün birdenbire dağılan hayatını ve küllerinden doğuşunu izledik. 

 

Jake Gyllenhaal, Rachel McAdams ve Forest Whitaker'ın başrollerini paylaştığı film hakikaten çok sürükleyici, çok güzeldi. Ağlattı da. IMDB puanı yüksek bir Hollywood yapımı. Bizde de çok sevildi.

İzleyicilerin büyük çoğunluğu, boksör Billy Hope'un başına gelen onca kötü şeyden sonra yeniden hayata dönüşüne, umudun hep var oluşuna odaklandı. Bunda filmin orjinal isminin "Son Şans" olarak dilimize uyarlanmasının da payı olduğunu sanıyorum.

Bir çırpıda her şeyini kaybeden Hope’un yeniden ringlere dönüşü gerçekten muazzam. Umut temasının işlenişinde bir sorun yok, tam da Hollywood’dan beklediğimiz hareket. Gel gelelim, bana göre filmin çok daha can alıcı bir noktası var ki, o da öfke yönetimi. 


Öfke mi? Yoksa En Sevdiğini Kaybetmek mi?

Billy Hope, çok başarılı bir boksörken sıradan sayılabilecek bir atışmayı görmezden gelemeyip, öfkesine yenik düştüğü için hayatta en sevdiği insanı kaybediyor.

İşin aslı Hope, kendi öfkesinden, öfkelendirilmekten beslenen bir boksör. Önce yüzü kan revan içinde kalana dek dayak yiyor, sonra atağa geçiyor.

Öfkeyle yatıp kalkan, öfkeyle karar alan bir adam. Çok tanıdık değil mi? Günlük hayatta ne çok yaşıyoruz. Trafikte, sokakta, evlerimizde, işyerlerimizde ne çok görüyoruz; öfkesini ve mevcut gücünü kontrolsüzce başkalarının üzerinde kullanıp, sonradan bin pişman olan, başına iş alan ve etrafına zarar veren nicelerini biliyor, duyuyoruz.  

Tam da burada, şu dillere pelesenk “kontrolsüz güç, güç değildir” mevzusunda bir boks hocasının görüşlerini merak ettim ve antrenör Furkan Kayış’a ulaştım. Furkan Hoca ile güç, kontrol, denge ve kadınların boks yapması üzerine konuştuk. Yanı sıra, iki saat süren fotoğraf çekimi süresince boksun ilk adımlarını ciddiyetle öğrenmiş olabilirim!


Furkan Hocam kaç senedir boksun içindesin?

13 yıldır boksun içindeyim, Feriköy Spor Kulübü, BJK’de boksörlük yaptım. Son 2,5 senedir de boks antrenörlüğü yapıyorum.

Neden boks?

İnsanların bedensel güçlerini saldırı için değil, mental bir dengeyle birlikte kendilerinin farkına varabilmeleri ve kendilerini kontrol edebilmeleri için kullanmalarına yardım etmek istiyorum.

En baştan, klişelere son vermek üzere, şunu bir açıklığa kavuşturalım: Boks nedir, ne değildir?

Boks, güç gösterisi değildir. Dört tarafı iplerle çevrili ringte hırsa yer yoktur. Hırs rakibe koz verir, hata yapmana neden olur. Güç ikinci plandadır.

Boks akılla yapılan teknik bir spordur; mantık, yürek, zeka işidir.




Sizin gibi yapılı adamların sokakta rahat yürümesi pek kolay olmuyordur, filmde izlediğimiz gibi laf atmalara, sataşmalara maruz kaldığınız oluyor mu?

Boks camiasında çok büyük harflerle konuşmak sıkça karşılaşılan bir durum olur. Basın toplantılarında, davetlerde, herhangi bir yerde karşılaşan boksörlerin birbirlerine laf atması normaldir. Fakat elbette ki, ring dışındaki bu abartılı konuşma ve davranışlar şova dayalıdır, egodur, işin, satışın bir parçası sayılır.

Fakat ringte durum çok başka. Ring, boksörün kendiyle baş başa kaldığı yegane yer. Yeri geldiğinde herkes, arkadaşların, sevenlerin, hatta antrenörün bile o 91 cm yüksekliğindeki çizginin dışında kalır. Egoların, hırsların değil, aklın teknikle zaferi kucakladığı yerdir ring. Boş laf, atışma yeri değildir.

Günlük hayatta, evet dediğin gibi bazen, yolda sokakta laf atmalara maruz kalınabiliyor. Benim başıma hiç gelmedi fakat gelen arkadaşlarımı biliyorum. İnsanlar anlaşılmaz bir hevesle seni sınamak istiyor, bakalım kaç kişiyi aynı anda dövebileceksin gibi.  




Peki hocam, kontrollü güç nedir, kontrolsüz güç nedir? Öfke yönetimi hakkında öğrencilerine verdiğin tavsiyelerden bize de bahseder misin?

Öncelikle şunu söylemek istiyorum, insanları diğer canlılardan ayıran en önemli fark, akıl ve muhakeme yeteneği. Dolayısıyla bir insanın bu özelliklerini kullanarak başaramayacağı şey yok.

Her insanın güçlü olduğu yönler vardır. Kimisi fiziksel olarak güçlü, kimisi sanata yatkın, kimisi iyi bir hatiptir. İyi ve güçlü olduğunuz şey her ne olursa olsun burada önemli olan onu hep iyi olan için kullanabilmektir. Boksta da bu böyle.

Güçlü bir fiziksel yapıya sahip olmanızı insanlara zarar vermek için kullanmamalısınız. Benim öğrencilerime telkinim de hep bu yönde oluyor. Kavga acizliği gösterir, aklını kullanamayan birey kavga eder. Konuşarak çözülemeyecek bir sorunun öfkeyle ve kavgayla çözüldüğünü kim söyleyebilir ki?

Kontrolsüz güç kullanımı peşinden pişmanlık getirir. Karşındakine fiziksel, sana ise maddi, manevi zarar getirebilecek kontrolsüz gücü akıl süzgecinde tutsak etmek gerekir.

Boks, seri düşünüp hareket etmeye dayalı bir spor olduğu için insanları günlük hayatlarında da bu şekilde davranmaya teşvik ediyor. Kısacası anlık bir tehlike durumunda yapmanız gerekenlerle ilgili anlık hızlı muhakeme yeteneği kazandırıyor.




Boks dersi verdiğin pek çok kadın öğrencin var.

Evet.

Ve biliyorsun, Türkiye’de kadın olmak çok zor.

Çok…

Kadınların boks yapması konusunda ne düşünüyorsun, yani kendimizi savunmak için boksu öğrenelim mi?

Yakın bir geçmişte yaşadığımız kadınlarla ilgili üzücü olaylardan yola çıkarak çalıştığım spor salonunda bir kampanya başlattım ve 5 kadına ‘’tehlike anında kendilerini nasıl koruyabileceklerine dair tekniklerden oluşan’’ kısa dersler hediye ettim. Kadınlar aslında düşünülenin aksine son derece güçlü varlıklar. Konuya teknik şekilde cevap vermek gerekirse, erkeklerin kadınlardan sadece 25 kg daha fazla ağırlık kaldırabildikleri ispatlanmıştır. Bu da erkeklerin kütle yoğunluğunun fazla oluşundadır. Dolayısıyla, birçok kadının gözünü korkutan fiziksel üstünlük mevzusu düşünüldüğü gibi değildir. Ancak hep dediğim gibi gücü efektif kullanabilmek ancak akılla birlikte mümkün olacağından kadın ve erkek arasında çok belirgin bir farklılık yok temelde. Öğrencilerime derslerime geldiklerinde ilk söylediğim şey, şimdiye kadar bildikleri tüm ayarları sıfırlamaları ve güç, kontrol, mental verimlilik ve odaklanmayı maksimize etmeleri.

Boks gibi sporlar, insanın yalnız kendini savunmasına mı yarar? Öğrencilerin senle derse başlarken ne gibi düşüncelerle başlıyorlar, sonrasına değişen düşünceler oluyor mu?

Elbette klişelerle gelenler oluyor. Fakat, biz derslerimizde sadece bedenimizi eğitmiyor, aynı zamanda iç ve dış dengemizi de sağlamaya çalışıyoruz. İnsan vücuduyla birlikte mental düzeyimizi de geliştiriyoruz. Bu noktada tüm kadınlara boksu mutlaka en az bir defa denemelerini öneririm. Bir erkek olarak hemcinslerime de çağrım, eşlerini fiziksel olarak da güç kazanmaya teşvik etmeleri.

 

KÜNYE:

Fotoğraflar ve Styling: Harika Özcan

MACFit Fulya ve Barış Anlatıcı’ya teşekkürlerimle...