Facebook'un paylaştığı verilerimiz tahmin edilenden fazla mı?

Cambridge Analytica olayından beri tartışmaların ve eleştirilerin odağındaki Facebook, şimdi de "daha fazla veriyi" satmış olmakla suçlanıyor. Eğer öyleyse ne olacak? Facebook'a güvenemiyorsak diğer platformlara nasıl güveneceğiz? Verilerimiz, diyorum; ne amaçla kullanılıyor?

Facebook'un paylaştığı verilerimiz tahmin edilenden fazla mı?

Yıllar önce içimiz rahat etmezdi

Yıllar önce içimiz rahat etmezdi

Efendim hatırlayın, bundan taş çatlasın 10-12 yıl kadar önce internetten alışveriş yapanlara "Nasıl güveniyorsun?" diye sorulurdu. Çünkü nasıl olurdu da kredi kartı bilgilerimizi internete girebilirdik, nasıl olurdu da adımız soyadımız ve adresimiz veritabanlarında yer alabilirdi ve daha fazlası... Onlarca soru oluşuyordu kafalarda. Fakat şimdi öyle mi? Evi internete taşıdık!

Güvensizlikten güvene

Güvensizlikten güvene

Dinlediğimiz, izlediğimiz, harcadığımız, yediğimiz, içtiğimiz, okuduğumuz, sevdiğimiz, sevmediğimiz, gittiğimiz, gitmediğimiz, gördüğümüz ve görmediğimiz her şey internette artık. Sosyal medya hesaplarımızda hepsi tek tek var. Attığımız her adım bizim, attığımız her adım internet platformlarının ve bu adımlar biz istesek de istemesek de kayıt altında. Dev sosyal medya ve alışveriş platformlarının kurulmasıyla, tüm cesaretimizi toplayıp bu platformlara taşındık. 

Tekrar güvensizlik

Tekrar güvensizlik

Bu taşınmanın ardından gelen birkaç yıl içinde, isabetsiz kararlar verdiğimiz de oldu. Hiç güvenmememiz gereken belli başlı eklentilere çılgınlar gibi yetkiler verdik mesela. Sonucunda da o malum olay yaşandı: Cambridge Analytica.

Cambridge Analytica dönüm noktası

Cambridge Analytica dönüm noktası

Cambridge Analytica olayını biliyorsunuz. Facebook'taki kullanıcı verilerinin seçimi manipüle etmek için kullanılabildiğine tüm dünya şahit oldu.




Bu verileri Cambridge Analytica şirketinin kullanabilmesinin nedeni ise yıllar önce kullanıcıların verilerini kullanmasına izin verdiği bir eklentiydi... Nihayetinde yıllar sonra ortaya çıkan bu olay, Facebook'un epey başını ağrıttı.

"Yahu bunu nereden biliyorlar?"

"Yahu bunu nereden biliyorlar?"

Artık hayatımız ve tüketim alışkanlıklarımızla ilgili internet sitelerinin bilmediğine inandığımız neredeyse her şey reklam olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle de hepimiz "Bunu nasıl bilebiliyorlar?" diye birbirimize sorup aklımızı kaçıracak gibi oluyoruz.

Ya düşündüğümüzden fazlaysa?

Ya düşündüğümüzden fazlaysa?

Şu halde, herkesin aklına aynı şey geliyor: Ya Facebook'un diğer şirketlerle paylaştığı bilgilerimiz, düşünülenden ve Cambridge Analytica olayıyla ortaya çıkandan bile fazlaysa?

ABD bunu tartışıyor

ABD bunu tartışıyor

ABD'de pek çok gazetede bu konuyla ilgili köşe yazıları yazılıp teoriler yürütülüyor. Facebook'un onlarca şirketle kullanıcılarının verileri üzerinden anlaşmalar yaptığı ve bu verileri sızdırdığı iddia ediliyor. Aklımıza gelmeyen, "Bunu da satmıyorlardır herhalde" dediğimiz ne varsa, tam olarak onlar konu başlığı olarak konuşuluyor. 

Kör kuyularda özel hayatsız kaldık

Kör kuyularda özel hayatsız kaldık

Birbirimizle sosyal medya üzerinden haberleşip akıllı telefonlar sayesinde tüm işlerimizi görüyoruz. Bu kadar tek yönlü ve bu kadar çok platforma dağılarak ilerleyen bir iletişim sürecinde tahmin edemeyeceğimiz büyük skandalların yaşanmaması gerçekten mümkün mü? Özel hayatımız dostlar, birilerinin elinde büyük veritabanlarının bir parçası haline geliyor.

"Yahu zaten" diyerek olur mu?

"Yahu zaten" diyerek olur mu?

Fakat ne var ki, bir kısım sosyal medya kullanıcısı için bu konu hala bir tür vurdumduymazlık söz konusu. "Yahu sen zaten o siteye üye olduysan ohoooo..." gibi aşırı rahat argümanlarla aslında tüm hayatımızı sosyal medya platformlarına emanet ettiğimizi işaret ediyorlar. Fakat bu kabullenmişlik yerine ihtiyacımız olan şey, tepki gösterip yasaların bizden yana olduğunu işaret etmek olmalı. Öyle değil mi?

andac.uzel@demirorenmedya.com
twitter.com/andacuzel

Bu makaleye ifade bırak