Mehveş Evin mehves.evin@milliyet.com.tr Tüm Yazıları » |
Başbakan Erdoğan’ın Cumartesi Anneleri ile bir araya gelmesinin üzerinden bir hafta geçti... Devletin yıllarca terörist muamelesi yaptığı insanların ilk kez dertlerini anlatabilmesi ve karanlık 90’lı yıllarla hesaplaşmaya başlamak açısından geç kalmış, ama atılması gereken bir adımdı. Bu nedenle, pek çoklarının yaptığı gibi, hemen Başbakan’ın samimiyetini sorgulamaya girişmedim.
Ancak bu buluşmadan sadece birkaç gün sonra, muhalefetin faili meçhullerle ilgili verdiği araştırma önergesi reddedildi. Bir yandan da “İnsan Hakları Komisyonu, faili meçhul cinayetleri araştırmak için alt komisyon kurdu“ haberleri çıktı. Peki muhalefetin önergesi reddedilirken neden AKP alt komisyon kuracağını açıklıyordu?
Tutanaklarda ne var?
Konuya dair haberler “tarafına göre“ verildiği için, kafam iyice karıştı. O günkü Meclis tutanaklarını okumasaydım, ben de içinden çıkamayacaktım. Kısaca aktarayım:
1. CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, TBMM Başkanlığı’na “Gözaltılardaki ve hapishanelerdeki kayıplar, ölümler ve faili meçhul bırakılan siyasi cinayetler” hakkında Meclis araştırma önergesini, çarşamba günü Meclis’e sundu. Öztürk, CHP’nin 6 Nisan, 22 Haziran ve 3 Kasım 2010’da bu konuyu gündeme getirdiğini, BDP’nin de 27 Kasım’da “siyasi cinayetlerin araştırılması” için sunduğu önergeleri hatırlattı. AKP vekilleri, oylarıyla bu önergeleri reddetmişti. Şimdi, hazır Başbakan Cumartesi Anneleri’ni kabul etmişken, önergeyi tekrar gündeme getirdiler.
2. İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, Öztürk’ün sözlerini doğruladı: “AK Partili milletvekilleri olarak bizler de bir Meclis araştırma önergesi hazırladık, imzaladık, grubumuza verdik. Ancak şu ana kadar ne yazık ki ya gündeme gelemedi ya da gündeme getirilenler kabul edilmedi.” Ardından “daha fazla zaman yitirmemek için“ AKP olarak bir alt komisyon kurarak incelemeye başlama kararı verdiklerini açıkladı.
İç tüzük hikâye oldu
3. Üskül’ün bahsettiği alt komisyon, Tolga Baykal Ceylan’dan başlayarak gözaltında kaybolduğu iddia edilen kişilerin akıbetini araştıracak... Ancak BDP’nin isyan ettiği nokta, alt komisyon üyelerinin tamamen AKP’nin belirlediği vekillerden oluşması! Oysa Hasip Kaplan’ın da belirttiği gibi, iç tüzüğe göre her gruptan bir kişi bulundurmak zorunlu.
4. Ve muhalefetin önergesi, bu konuşmaların ardından iktidar partisinin oybirliğiyle reddedildi.
Anlayacağınız bir kez daha “demokrasi, ama sadece benim kurallarım ve benim adamlarımla“ noktasında tıkandık. Nasıl bir demokrasiyse bu? İktidar partisi, faili meçhuller araştırılacaksa, bunu da kendi kontrolünde tutmak istiyor. Tıpkı anayasayı da tek başına hazırlamak istediği, yasaları çıkardığı gibi...
Aksi takdirde, bir yıldır muhalefet partilerinin verdiği önergeleri reddeder miydi? Şimdi de onları tamamen ekarte etmeye kalkar mıydı?
GÜNÜN TVİT’İ
@emrebilgic: Mübarek aradı demin. “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ama bizim Süleyman’ınkine daha var, yerime o gelsin” dedi. Hıyar...
CAM’IN YILDIZLARI
- Levent Kazak’ın yazdığı, Laçin Ceylan’ın yönettiği “Cam“da beş genç oyuncu rol alıyor. İlk bölümün, nevrotik kadın karakterler nedeniyle biraz sıktığını, hatta “şimdi ne olabilir ki” dedirttiğini itiraf etmeliyim. Bülent Alkış ve Selen Uçer’in sahneye çıkacağı anları iple çektik.
- Ancak ikinci bölümde ivme kazanıyor oyun. Özellikle Selen Uçer ve Mete Horozoğlu’nun oyunculukları görülmeye değer. Uçer, doğal bir komik. Filmleriyle (Ara, Büyük Oyun) ödül alan, takdir edilen başarılı bir tiyatrocu. Dilerim Cam’dan sonra hak ettiği ilgiyi görür.
- Horozoğlu ise geniş kitlelere “Nefes”le duyurdu ismini. İkisi de uluslararası seviyede olan bu oyuncular, Türk tiyatrocularının sadece bağıra çağıra, abartılı ve yapmacık roller kesmediğini kanıtladığı için umut veriyor. Ne güzel...

Tarık Dursun K, 81 yaşını, Kocaoğlu ile kutladı...