Ufacık ayrıntılarla mutlu olan insanlar tanıyorum. Kargaşadan uzak. Sevmenin, sevilmenin ne demek olduğunu bilen; sade insanlar, sade hayatlar.

Sahi neydi mutlu olmak?

Başkalarının istediği şaşaalı hayatı dört dörtlük yaşayan da mutlu muydu? Yoksa imrenmelerin gölgesi ve estirdiği rüzgar mıydı mutlu rolü yaptıran…

Gösteriş için yaşanan hayatlar tanıyorum, bütün düzenini buna adamış insanlar. Okumayı sevdiği için değil mesela o kitap çok reklam olduğu için alan ve bir kez olsun açılmayan sayfaları, kitaplığın bir rafına terk eden. Oysa yazar o satırları yazarken ne hayaller kurmuştu. Hayatta böyle değil mi? Hepimiz kendi hayatlarının yazarı ve kimin kapağı daha gösterişliyse o hep daha çok tercih edilen. Asıl olan okunmak, anlaşılmaktı ama pek azımız bunun farkındayız. Varlığını hissetmediğin o mutluluğun sana getirisi neydi ki götüreceklerinden korkuyorsun.

Azla yetinmeyip daha fazlasını istediğin her şey için hak ettiğin ya da hak ettiğinin fazlası olduğunu hiç düşündün mü? Düşün mesela bir defalık sorgula kendini, hayatını, yanlışlarını, sevdiklerini, sevmediklerini, kaybettiklerini, kazançlarını, yaptıklarını ve bundan sonra yapacağın her şeyi. Boşlukta bırakma kendini, bir kabın olsun muhakkak ancak o kabın sınırlarını sen belirle. İnsanların seni sevmesine ihtiyaç duyma ve sevilmediğin için hiçbir zaman üzülme. Kendi çizgilerini çek ve sana iyi gelmeyen kimseyi bu sınırların içine dahil etme.

Seni eleştirenler olacaktır, tutup şöyle bir aşağı çekmek isteyenler. Değer yargılarını saçma buldukları yetmediği gibi guguklu saat gibi her gün sana başarısız olacağını hatırlatanlar da cabası. Günümüzde hepimizin takdir ettiği, tanınmış mucit ve bilim adamlarından bir kaçı olan Bill Gates, Walt Disney, Albert Einstein, Charles Darwin, Isaac Newton, Thomas Edison gibi isimler defalarca başarısız olmalarına rağmen asla vazgeçmeyerek her başarısızlığı bir deneyim olarak nitelendirmişlerdir. Düşünebiliyor musunuz çevre baskısı, dönemin getirdiği bir takım zorluklar ve akranları tarafından alay konusu yapılmış bu insanlar vazgeçmiş olsalardı belki de bugün hayati önem taşıyan bu buluşlardan mahrum kalacaktık. Ayağın taşa takıldığında 1999 defa başarısız olmasına rağmen vazgeçmeyen Edison gelsin aklına.

Hayatını benimse ve sınırlarını zorla. Denenmemiş mutluluk olmaktansa, denenmiş pişmanlığı tercih et. Kendini sürekli yenile, araştır, öğren, başar, bazen düş tekrar kalk, vazgeçme, çabala, yaşa ve deneyimle,

BU SENİN HAYATIN.

 

Psikolog Ayşe Düşüngülü