Özellikle biz kadınlar folik asiti, hamilelik döneminde ilk üç ayda, hatta kadın doğum doktorumuza hamile kalmayı düşündüğümüzü söylediğimizde kullanmaya başlatıldığımız bir vitamin olarak biliyoruz. Folik asit aslında B grubu bir vitamindir. B grubu vitaminler arasında en önemlilerinden birisidir. Çünkü görevi çok ciddidir. Hücrelerin üretim aşamalarında folik asite ihtiyaç vardır. Hamilelik hücresel üretimin en fazla olduğu dönemdir. Özellikle bebeğin omurgasının tamamlanması ve üzerini örten cildin de tamamlanması için folik asite ihtiyaç vardır. Nöral tüp defekti olarak bilinen omurganın kapanma kusuruna bağlı olarak ortaya çıkan hastalığı folik asit alımı sayesinde engelleyebiliyoruz.

Vücudumuzun diğer önemli bir yapısı da sinirlerdir. Sinirleri, ancak birşeyi cildimiz ile hissederken yani dokunma, ağrı, sıcaklık, soğukluk hissi gibi temaslar sırasında hatırlarız ve varlığını anlarız. Sinirler tüm bilgileri ileten uyarı sistemidir. Beyin ile ilişkili ve omurgamızdan kökler halinde sağlı sollu çıkarlar tüm cilde yayılarak parmak ucuna kadar uzanırlar. Ne yazık ki sinir kesildiği zaman çok zor ve uzun zamanda iyileşir. İyileşme sırasında da myelin kılıfı denilen kılıfın üretilmesi gerekir. Bu kılıf sinirin koruyucu kılıfı olup folik asite ihtiyaç duyar. Ayrıca,  folik asit cildimiz için de önemli bir ihtiyaçtır.

Küçücük bir hücre iken bile folik asite ihtiyaç duyulur. Hücre içindeki DNA denilen genetik şifremizdeki amino asitler folik asiti kullanarak bir araya gelmektedir. Yani bizim DNA’mızın onarımında da folik asite ihtiyaç vardır. Peki DNA üretiminde ve RNA denilen çok önemli bir protein öncüsünün onarımında ve üretiminde önemli olan bu vitamini ben neden konu ediyor olabilirim? Çünkü çok önem verdiğim kollajen ve elastik lif gibi kırışıklık önleyen proteinler DNA ve RNA sayesinde üretilirler. Dolayısıyla bu üretimin eksikliğinde etkili olabillen folik asit ve benzeri vitaminlerin yerine konması benim için oldukça gerekli ve önemlidir.

Oysa folik asit koyu yeşil yapraklı sebzelerde, yumurtada, bazı baklagillerde ve kuruyemişlerde oldukça bol miktarda bulunur. Bundan 4-5 yıl önce katıldığım, metabolizma ile ilgili olan bir toplantıda gıda mühendislerinin ilginç bir açıklaması olmuştu. Roka gibi çok sık bulunabilen, toprakta kolayca yetişen koyu yeşil yapraklı bir sebzede folik asidin yüzde 80 ler oranında azaldığının saptandığını bildirmişlerdi. Tabii sadece rokada değil, günümüzde sanayileşme arttıkça birçok besinde besin değerlerinin azaldığını, vücudun ihtiyacını karşılayamayacak değerlerde olduğunu artık biliyoruz. Ben çok sağlıklı besleniyorum demek için, sebze, meyve, et, tavuk, süt, buğday ve birçok gıdayı ve hayvansal ürünü kendi bahçenizde, kendi ellerinizle denetliyor ve yetiştiriyor olmanız gerekiyor.

Folik Asit Eksikliği Nelere Yol Açar?
Folik asit eksikliğinde ciltte nemsizlik, egzama, ağız içinde yaralar, dilde yaralar, megaloblastik anemi dediğimiz kan hücrelerinin üretiminde azalma, dolayısıyla kansızlığa bağlı yorgunluk, saçlarda pigment kaybı-grileşme, büyümede yavaşlama, zona gibi sinir ucu iltihaplanmalarına yatkınlık, bacaklarda uyuşma, ciltte yanma şeklinde görülen nöropatiler görülebilir.

Günlük beslenmemize ek olarak 400 mikrogram folik asit almak eksikliğin oluşmasını engelleyecektir. Ancak kan testi sonucuna göre, gerekirse 4-5 miligrama kadar çıkılabilir.