Pazar

07.10.2018 - 01:30

Frieze 2018 nasıl geçti?

Sitene Ekle
Son durum  |  Çağdaş Ertuna cagdas.ertuna@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

İstanbul’dan sonra Londra’da sanat haftasındayız. İşte Frieze’den notlar…

Dünyanın en önemli sanat markalarından biri Frieze. Londra’da bir kültür-sanat dergisi olarak başladı, daha sonra ise her yıl farklı zamanlarda Londra ve New York’ta düzenlenen çok önemli bir sanat fuarı haline geldi. Hatta sanat koleksiyonerleri için eserleri Frieze’den almak da artık bir artı değer.

Koleksiyonerlerin bir sanat eserini neden özellikle Frieze’den almayı tercih ettiklerini, Frieze’in bir ölçü ya da sanatla tanışma aracı olup olmadığını geçen yıl Frieze’in kurucusu Matthew Slotover ile Marka 2018’de konuşmuştum. O zaman kendi kişisel koleksiyonu için stratejisi olmadığını öğrendiğimde de şaşırmıştım.

Tıpkı iki yıl önce Frieze’i gezerken Contemporary İstanbul’un açılışındaymış gibi hissetmeme şaşırdığım gibi. Koleksiyoner, galerici, sanatçı birçok tanıdık isme rastlamıştık o zaman. Hatta bir ara birbirimizle selamlaşmaktan eserlere bakamaz hale gelmiştik. Birbirimizle selamlaşma faslı bittiğinde de Stella McCartney’den David Bailey’ye kim var kim yok incelemiştik.

Zaten Frieze’de galeri standları ve eserler kadar, hatta bazen daha da ilginç olan fuar ziyaretçilerinin kostümleri. Örneğin bu yıl oyuncak tavşan kostümüyle dolaşan bir kadın vardı dikkat çekenler arasında. Bu yıl ise Frieze’i ön izleme yerine ilk gününde gezebildim ve doğrusu ilk defa bir fuarı sakin sakin gezebilmek ne kadar keyifliymiş anladım.

Semiha Berksoy’un eserleri de var

En çok White Cube’un standından etkilendim, galerinin adının aksine diğerlerinden farklı bir stand tasarımı yaptıkları için. En sevdiğim işler ise İdris Khan’ın eserleri oldu. Frieze’de İstanbul-Londra merkezli Pi Artworks’te İpek Duben’in eserleri sergileniyor. Tom Dixon’dan Thomas Heatherwick’e birçok tasarımcıyla da selamlaşarak sanat eserlerini inceledikten sonra iki restoran arasında seçim yapmak gerekiyor: River Café ve Petersham Nurseries. Frieze’den sonra ise sırada Frieze Masters var. Frieze Masters’da Galerist işbirliğiyle Semiha Berksoy’un eserleri sergilenenler arasında. Frieze Masters’da sergilenen başyapıtların fiyatları 4 milyon euro ile 12 milyon euro arasında değişiyor çoğunlukla. Tabii çok daha değerli olan eserler de var burada. Ama onları sormaya bile cesaret edemiyor insan. Yine de herkes hemfikir bu yıl Frieze, Frieze Masters’dan daha güçlü, hem eğlenceli olduğu için hem de Masters geçen yıllara göre daha zayıf olduğu için. Bu yıl galeriler daha ferah ferah sergiliyor eserleri. Bir standda 10’dan fazla eser görmüyorsunuz, bizdeki gibi portfolyoda ne varsa gösterelim durumu burada yok.

Daha sonra ise sırada The Other Art Fair var. Başka bir sanat fuarı, peki ama o da ne? Galerisi olmayan bağımsız sanatçıların işlerinin uygun fiyatlara satıldığı, Saatchi Sanat’ın sunduğu The Other Art Fair, Bloomsbury’de Victoria House’da.

Frieze’den çıkanların bir kısmı Frieze Masters’a giderken, bir kısmı da The Other Art Fair’e gidiyor. Bu hafta, sadece Frieze ile değil, Phillips’ten Sothebys’e tüm müzayede evlerinde de dolu dolu geçiyor. Tasarım ve mobilya meraklıları Pad London’da alıyor soluğu. Milano’dan Rosana Orlandi de Pad London’a katılanlar arasında. Ayrıca Mayfair’de yer alan JD Malat Galeri’de Erdoğan Zümrütoğlu’nun sergisi var.

©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.